‘Ud çaldığımda başımın ağrısı geçiyor’

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Halk Eğitimi Merkezi Türk Sanat Müziği Korosu, yeni dönem çalışmalarına başladı. Haftada iki gün Kız Meslek Lisesi'nde çalışan Koro, konser hazırlığında. Halk Eğitimi Merkezi Türk Sanat Müziği Korosu'nun yeni şefi Atakan Tetik ile müziğe başlama hikayesini, Çorum'un yılan hikayesine dönen konservatuar ihtiyacını, Türk Sanat Müziği'nin neden bu kadar az tanındığını, müzik eğitimini ve HEM TSM Korosu'nu konuştuk.

 
Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Müziğe olan ilginiz nasıl başladı, yeteneğinizi nasıl keşfettiniz...
Ben 1979 Çorum doğumluyum. Benim annem Albayrak İlkokulu'nda sınıf öğretmeniydi, şu an emekli. Sülalemizden gelen bir yetenekle annem de sınıf öğretmenliği yaparken koro çalıştırırdı. Ben de orada bulunarak, şarkıları öğrendim. Bir gün oradaki bir müzik aletini çok rahat bir şekilde çalmışım. Ben hatırlamıyorum ama...
 
Kaç yaşındaydınız?
Bu sırada ilkokul 1'deyim. Annem ve babam da bunu farkedince yönlendirmişler. Bağlama dersleriyle başladım ben müziğe. Saz, bağlama... Çeşitli Çorumlu hocalardan ders aldım. Annem ve babam Türk Sanat Müziğini çok sevdiği için korolara giderdik biz eskiden, Sedat Terlemez çalıştırırdı. Orada sanat müziğine karşı öyle bir sevgi oluştu ki içimde, sanat müziğine geçmeye karar verdim. Ud enstrümanıyla tanıştım. Ud öğrenmeye başladım.
 
Merzifon'da İsmail Hakkı Özbilgin Hocamla çalıştım. Sonra İstanbul Teknik Üniversitesi'nde ud hocalarından ders aldım. Ege Üniversitesinde hem ud dersi alırken hem de Türk Sanat müziği dersleri aldım. Hitit Üniversitesi'nde ders aldım. Sonra Azerbaycan'da konservatuar okumaya karar verdik ailemle birlikte. Azerbaycan'da 5 yıl konservatuar eğimi aldım. Daha sonra mastır yaptım ve tekrar döndüm.
 
Neden Azerbaycan?
Ben konservatuar istiyordum. Eğitim fakültelerini kazandım, daha sonra konservatuar sınavlarına girdim. Babam o sırada Azerbaycan'a gitti. Azerbaycan'daki ortamı, insanları çok sevdiği için orada sınava girmemi istedi. Orada girdim sınava, kazandım, bir daha dönmedik. 7 yıl kaldım orada.
 
Azerbaycan'da müzik eğitimi almanın sizin için bir avantajı oldu mu?
Azerbaycan halkı güzel sanatları çok iyi öğrenmişler, çok iyi icra ediyorlar. Bilgileri çok iyi ve formasyonları çok yüksek. Yani öğretmeyi çok iyi biliyorlar, beceriyorlar. İnsanları çok seviyorlar. O karşılıklı elektrik beni oraya bağladı. Öğrenimime orada devam etmeye karar verdim, orada kaldım.
 
Sonra?
Daha sonra, buraya gelince Özel Pınar Kolejinde müzik öğretmenliği görevine başladım.
 
Kaç yıldır öğretmenlik yapıyorsunuz?
Üniversitede, konservatuarı bitirdikten sonra mastır yaparken 2 yıl Türk Sanat Müziği derslerine girdim. O iki yılı saymazsak Çorum'da 5 yıldır Özel Pınar Koleji'nde müzik öğretmeni; Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde yürütülen Türk Sanat Müziği Korosu'nda da 4 yıldır uzman öğretici olarak görev yapıyorum. Bu yıl şeflik görevi verdiler.
 
Müzikte yetenek nasıl ortaya çıkar,  nasıl yönlendirmek gerekir?
Yeteneğin, insanın annesinde, babasında, ebeveynlerinde olması gerektiğine inanıyorum ben. Benim annemin, anneanneleri, dedeleri Osmanlı zamanında da -Müslüman, inanan insanlarmış ama- meclislerinde de ud, keman çalıp, meşkler yaparlarmış. Onlardan annemin dayılarına, sonra anneme, sonra da bana geçtiğine inanıyorum. Tabi Allah'ın vergisi, bunu keşfetmek lazım. Ailelerin, çocuklarının bu yönde bir yeteneğinin olduğunu anladığı anda yönlendirmeleri lazım. Doğru hocalarla, doğru bilgilerle yönlendirmeleri lazım.
 
Siz de yetenek gördüğünüz öğrencilerinizi müziğe yönlendiriyor musunuz?
Tabi, ben de muhakkak velileri ile konuşuyorum. Meslek edinmeleri açısından değil ama Allah'ın vermiş olduğu o yeteneği geliştirmeleri, hem ileride sosyal çevreleri kazanmaları hem kötü alışkanlıklardan uzaklaşmaları açısından, hem de kendilerini topluma daha iyi ifade etmeleri açısından çok önemli buluyorum. Bu konuda müzik öğretmenlerine çok büyük görev düşüyor. Onları keşfedip, onları geleceğe hazırlayıp daha mutlu öğrenciler yetiştirmek bizlerin elinde. Biz de onu yapmaya çalışıyoruz. Müziğe yönlendirdiğin birçok öğrencim oldu. Hatta kendi okuduğum konservatuara götürüp, sınavlarına soktuğum öğrencilerim oldu. Kazananlar, okulu bitirenler oldu. Bazıları öğretmen oldular.
 
Küçük yaşta müziğe yönlendirilmemiş olanlara ne tavsiye edersiniz?
İnsanlara müzikle ilgilenmelerini tavsiye ederim. İlla çok güzel müzik kulağına sahip olmalarına gerek yok. Belki de vardır, kendileri bunun farkında değildir. İnsanlar kendilerini eğitebilir. İlla icra etmeleri de gerekmiyor, dinlemek de çok önemli. Zaten bu öyle bir üçgen; çalgı çalmak, söylemek ve dinlemek. Çünkü üçü de gerekli. İyi bir dinleyici olmak da çok önemlidir. Çorum'da 4 tane Türk Sanat Müziği Korosu var. Zaman zaman insanlar gidip dinleyebilirler. Çünkü bütün diğer koroların da amacı, Çorum'da sanatı, Türk Sanat Müziği'ni sevdirmek, insanlara anlatmak, doğru olarak yansıtabilmek.
 
İyi bir dinleyici olmak için de eğitim gerekir mi?
Tabi ki, bilip değerlendirmek her zaman daha iyidir. Yoksa bizim toplumumuzda maalesef giyimlerine kuşamlarına, onun modasına göre, belki sesin güzelliğine göre değerlendiriyorlar ama onu bilmek, notaları, makam, usül, doğru söyleyip söylemediğini bilmek ona göre değerlendirmek, yorum yapmak daha güzel. Müzik bir bilim dalı, müzik eğitimi de çok önemli. Müzik eğitiminin yeterli olmadığına inanıyorum ben.
 
Peki, iyi bir müzik eğitimi nasıl olmalı?
İyi bir müzik eğitim küçük yaşlarda başlamalı. Ana sınıfındayken başlamalı mesela. İnsanlar, "biraz büyüsün" diyorlar. Ama doğudaki ve batıdaki ülkelere baktığımız zaman çok küçük yaştaki çocukların, 3-4 yaşlarındaki çocukların konserler verdiğini, sahneye çıktığını görüyoruz. Demek ki bu yapılmayacak bir şey değil. Bizim ülkemizde nedense çocuk ilkokulu bitirdikten, ortaokula geçtikten sonra yapılıyor. Ama aileler artık bilinçleniyorlar, çocuklarını kurslara gönderiyorlar, en azından bir müzik aleti çalmasını istiyorlar. Bu da bence çok iyi bir şey.
 
İnsanın sıkıntılı anları oluyor, bunalıma girdiği anlar oluyor... insan müzikle kendi kendini tedavi ediyor. Kötü alışkanlıklardan uzaklaştırıyor, ruhu inceltiyor.
 
Hangi enstrümanları çalıyorsunuz?
Ben müziğe bağlamayla başlamıştım. Daha sonra ud öğrenmiştim. Uzun bir süre ud öğrendim. Ama müziğe olan hevesimden dolayı bütün müzik aletlerini elime aldım, öğrenmek istedim. Udun yanında, saz-bağlama, keman, kanun, org, piyano... çeşitli müzik aletlerini icra etmeye çalışıyorum.
 
Çorum'da dört tane Türk Sanat Müziği Korosu var. Çorum için fazla değil mi bu sayı?
Demek ki Çorum'da potansiyel var, talep var ki bunlar var. Bunların olması sevindirici tabi, insanların bu işi eğitimini alarak yapmaları Çorum için çok sevindirici. Ben çevremizdeki birçok ilde konservatuarların boş kaldığını biliyorum. Çorum'da konservatuar olmadığı halde, 4 tane koronun olması sevindirici. Çünkü aynı amaca hizmet ediyorlar. Keşke bunu büyüklerimiz de düşünse. Mesela belediyemiz... Türkiye'de artık konservatuarı olmayan bir belediye kalmadı neredeyse. Ama bizim Çorum'umuzda -maalesef- konservatuar adına herhangi bir faaliyet yok. Bu sadece müzikte değil, tiyatroda, resimde, diğer sanat dallarında da olması lazım. Ama maalesef onu yakalayamadık henüz.
 
Çorum'un müzik açısından en büyük eksikliği konservatuar mı sizce?
O da maddeler arasında başta sayılabilir. Çünkü iyi, kaliteli bir eğitim her zaman insanları sanatsal yönden daha da geliştirir. Ben konservatuarın olmayışını müzik anlamında çok büyük bir eksik olarak görüyorum. Niye Çorum'dan çok büyük sanatçılar çıkmıyor? Niye mahalli sanatçılarımız, gerekli eğitimi alıp da bu işle uğraşmıyorlar? İnsanlar kendi yetenekleriyle bir yere geliyorlar ama geliştiremiyorlar maalesef. Neden Çorum'da da bir konservatuar olmasın. Bu konuda belediyemize görev düşüyor.
 
Halk Eğitim Merkezi Türk Sanat Müziği Korosu hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Koromuz yeni oluştu. Aslında Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde koro yeni değil. Yıllardır devam eden bir eğitim öğretim süreci var. Ama bizim koromuz yeni bir oluşuma girdi, yeni bir revizyon oldu. Halk Eğitim bünyesinde yeniden oluştu. Şahin Hocam kemanda, Orhan Hocam kanunda uzman öğretici olarak görev yapıyorlar.
 
Enstrüman çalmayı da öğretiyor musunuz?
Enstrüman da öğretiyoruz. Sadece ses olarak katılmıyorlar, enstrüman öğrenmek için katılan arkadaşlarımız da var. Onlarla beraber çalışmalar yapıyoruz. Yeni başladık, daha taze bir koro. Temel eğitimden başladık. Müziğin temel eğitimi, Türk Sanat Müziği'nin formlarından, usullerden, makamlardan, bestekârlardan başladık. Nota öğrenmeyle başladık, yavaş yavaş yol katediyoruz. İnşallah bu eğitimimizin meyvesini Mayıs alında alacağız, konserimiz olacak. Şu anda ona yönelik bir çalışmamız var.
 
Konserin içeriği, repertuar belli mi?
Biz her dersimizde çeşitli makamlardan muhakkak bir eser geçiyoruz. Mayıs ayına kadar belki 100'ü aşkın eser geçeceğiz, hedefimiz o. Ama bunların hepsini konserde söylemeyeceğiz tabi. Konserde söyleyeceğimiz parçaları da, soloda görev alacak arkadaşları belirledikten sonra hep beraber belirleyip uygun gördüğümüz parçalarla konser vereceğiz.
 
Koroda kaç kişi var?
Şu an 30 kişi civarında başladık ama her geçen gün katılımlar artarak devam ediyor, büyüyoruz.
 
Koroya katılmak için belli kriterleriniz var mı?
İlk önce Halk Eğitim Merkezi'ne başvuruyorlar, koroya katılmak için. Halk Eğitimi Merkezi onları öğrenci olarak kabul ettikten sonra koromuza katılabiliyorlar.
 
Sizin uyguladığınız bir kriter var mı?
Buraya gelen arkadaşların ses aralığına, kulaklarına bakıyoruz. Ama bu bir eğitim sürecidir. Ben, insanların eğer yeteneği yoksa eğitilerek de kazanılabileceğine inandığım için sabırla devam ediyoruz.
 
Türk müziğinde belli makamların bazı hastalıklara iyi geldiği doğru mu?
Farabi zamanında, uygulanan bir yöntem müzikle tedavi. Osmanlı zamanında da hastanelerde, akıl hastalarının tedavisinde kullanılmış bu yöntem. Makamların insanları tedavi ettikleri doğrudur aslında ama bu konu üzerinde çok bilimsel çalışma yok. Sadece üniversitelerde tez hazırlanıyor bunlarla ilgili, kitaplar yazılıyor. Ama fiiliyata geçmiş bir kurum söz konusu değil bildiğim kadarıyla. Ama bunu özel olarak yapan insanlar, doktorlar vardır muhakkak. Kendimden örnek vereyim: Ben udumu icra ettiğimde başımın ağrısının geçtiğini biliyorum.
 
Bazı popüler eserleri saymazsak Türk Sanat Müziği pek tanınmıyor…
Ben bunun eğitimden kaynaklandığını düşünüyorum. Biz ne kadar çabalasak da gerçek bir konservatuar olmadan, o eğitim verilmeden, gençlerimize doğru olarak tanıtılmadan, öğretilmeden sevilmiyor. Çünkü Türk Sanat Müziği, -adından da anlaşıldığı gibi- sanatsal nitelik taşıdığından, dinleyen insan bunu bilmediği için sıkıcı buluyor, bugünkü tabirle tarzı olmuyor. Ama öğrenilmeye başladığı zaman insanlar buna sempati duymaya başlıyor. Eserleri okudukça, onların makamlarının isimlerini öğrendikçe ayrı bir sempati duyuluyor. O zaman, bizim ağır olarak diye nitelendirdiğimiz parçalar, klasikleşmiş Türk Sanat Müziği parçaları hoş bir hale geliyor onlar için. Ama bunları bilmeyen insanlar dinlerken sıkıntı çekiyor. Türk Sanat Müziği'ni öğrenmek lazım. Bunun yolunun da eğitimden geçtiğine inanıyorum. Türk Sanat Müziği eğitiminin yeterli olmadığını düşünüyorum. Şu anda Türk Sanat Müziği çok iyi bilinmediği için de dejenere oluyor. Türk Sanat Müziği olmayan bazı parçalar Türk Sanat Müziği adı altında okunmaya başlanıyor. Bu bizim kültür mirasımız, müziğimize sahip çıkmamız lazım. İnşallah Çorum'da bir konservatuar açılır. Çorum'da gençler var, konservatuarlı arkadaşlar var, bitirmiş arkadaşlar var, bu konuda yeterli bilgiye sahip hocalar var. Çok güzel bir şekilde yürüyeceğine inanıyorum. İnşallah büyüklerimiz böyle bir çalışmaya başlarlar.


Güncellenme Zamani 11:16

Güncellenme Zamani 12:33

Diğer Haberler