Bugün
Diğer Haber Başlıkları
 Salim Uslu'dan 'konsomatris' açıklaması
 Çorum YÖK’ün takibinde
 Basketbol dolu günler
 Emekli-Sen Başkanı ‘Evet’ için istifa etti
 Gazeteler 13 Eylül’de çıkacak
 Bayramınız kutlu olsun
 1.590 sandıkta 384.272 seçmen oy kullanacak
 Tuluk’un atölyesi Vali Çakır’ı hüzünlendirdi
 Hilton'un akıbetini sordular
 Yazmaktan usandık!
 İşte bayram önlemleri
 Elektrikler kesilecek
 Devane'de yangın ucuz atlatıldı
 Kısa... Kısa... Kısa
 Nerede Ne Var?
 Deniz Feneri’nden çaresiz kadına yardım
 Uslu’nun çıkışı gündemi sarstı
 Hitit Yolu tam gaz
 ‘Kolumuzu kanadımızı kırdılar’
 Pilotun dikkati iki ton çekirdeği kurtardı
 





Bu Sayfayı Paylaşmak İçin Tıklayınız

   
Sağlık Sen Genel Sekreteri hemşehrimiz Menderes Turbay, Bölge Eğitim Toplantısı’nda sendikal mücadele konusundaki önceliklerini sıraladı. Meslek örgütü olarak sağlak çalışanlarının özlük hakları yanısıra ülkenin demokratik yapısı ile ilgili de önemli mücadelelere imza attıklarına değinen Turbay, ülke üzerinde oynanmak istenen karanlık oyunlara alet olmayacakları gibi, demokrasinin önündeki engellerle de mücadele edeceklerini kaydetti.

Turgut Özal İş Merkezi’nde gerçekleştirilen Bölge Eğitim Toplantısı’nad Çorum-Tokat ve Amasya’dan katılan şube başkanları, yönetim kurulları ve üyelerine hitap eden Menderes Turbay, mesleki sorunların çözümü için gece gündüz yılmadan çalıştıklarını, gelinen noktadaki başarının Sağlık Sen üyelerinin tümüne ait olduğunu bildirdi.
“Hepinizin yakinen yaşadığı gibi, azim ve kararlılık içinde sürdürdüğümüz çalışmalarımız çerçevesinde çok yoğun bir gündem yaşıyoruz. Bu yoğun gündem içinde sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorunlarının çözümü noktasında, Sağlık-Sen olarak son iki yılda taraflı tarafsız herkesin dikkatini çeken, çok büyük bir başarı elde ettik. Sağlık-Sen'in ve Memur-Sen'in kuruluş misyonu göz önünde o bulundurulduğunda, bugün elde edilen başarının sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarını temsil etme sorumluluğunu da aşan boyutta bir değer içerdiği ortadadır. Bu nedenle, Sağlık-Sen'in tarihinde dönüm noktasını oluşturan bu değişim surecini başarmakla bizler, aynı zamanda, Türkiye'nin millet egemenliği ve değerleri temelinde yaşadığı değişim sürecinde de üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmiş oluyoruz.” diyen Turbay, konuşmasını şöyle devam ettirdi, “Sağlık-Sen olarak, Türkiye'nin 81 ilinde, yüzlerce ilçesinde ve binlerce işyerinde ihizmet sendikacılığı kervanımızın emin adımlarla yürümesi için tüm teşkilatımızla, gecemizi gündüzümüze katarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sağlık-Sen Genel Merkezi ve teşkilatı olarak hedefe ulaşmak adına gece gündüz demeden ortaya koyduğumuz sendikal mücadele ve azmimiz, bizi hedefe ulaştıran sebeplerin başında gelmektedir.

15 Mayıs 2009 tarihini, sağlık ve sosyal hizmet kolunda yeni bir dönemin miladı olarak kayıtlara geçiren sendikamızla birlikte, hizmet kolumuzda nelerin değiştiğini ne tür kazanımlar elde edildiğini hep birlikte masaya yatıracağız.

Bizi biz yapan değerleri ve bu uğurda verilen mücadeleyi rahmetli Mehmet Akif İnan, çağı kurtarmanın eylemi olarak tarif ediyordu. Onun yolundan giden bizler de, insan hakkını, emeğin, alın terinin hakkını, egemenliğin, demokrasinin hakkını koruma, ülkemizi, adaletsiz ve eşitliksiz yapıların tekelinden kurtarma mücadelesi veriyoruz.

Memur-Sen ve Sağlık-Sen, bu değerler ışığında yıllar önce   küçük, mütevazi koşullarda sürdürmeye çalıştığı hizmet sendikacılığı yolculuğunu, bugün Türkiye'nin en büyük konfederasyonu ve sendikası olarak devam ettirmektedir. Yürüdüğümüz yolun, sahip   olduğumuz ilkelerin, sendikal mücadele  anlayışımızın  doğruluğunu ispatlayan en iyi veri,  her geçen  gün  değerlerimize  inanan  ve  bize  yönelen insanlardır.
Biz sendikal mücadelemizi, emek, ekmek mücadelemizi, demokrasi ve adalet mücadelesiyle birlikte götüren., gerektiğinde bedel ödemeyi göze alan bir sendikal tavır sergileyerek farklılığımızı ortaya koyduk.

Son yıllarda ülkemizin yaşadığı badirelere, geleceğimiz üzerinde oynanan tehlikeli oyunlara, cumhuriyet tarihimiz boyunca imtiyazlarını korumuş malum çevrelerin millet egemenliği üzerinde kurduğu tahakküme karşı, dik bir duruş sergileyerek, kimsenin sesinin çıkmadığı günlerde, milletin cesur sesi olduk ve olmaya devam ediyoruz.
Biz biliyoruz ki, demokrasi olmadan, adaletin, eşitliğin gelmesi mümkün olmayacaktır. Biz biliyoruz ki, belirli sınıfların milletin kaderi üzerindeki etkinliği sona ermeden, bu ülke insanı, çağdaş yaşam koşullarına ulaşamayacaktır.

Biz biliyoruz ki, yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik, adil olmayan gelir dağılımı gibi 87 yıllık Cumhuriyet tarihimizin değişmezleri, bir şeyler yapılmadığı sürece yine değişmeyecektir.
Bu nedenledir ki bizler Hak için, adalet için, inanç ve eğitim özgürlüğü için, millet egemenliği için, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın, zulme razı olmadığımızı haykırmak için örgütlülükten gelen yasal ve demokratik gücümüzü ortaya koyduk. Birşeyler yapmak,  değişmez sanılan,  kader gibi dayatılanları  değiştirmek için adım atılması gerektiği anda, biz varız dedik ve öne çıktık.
Türkiye'nin yaşadığı bu köklü ve büyük değişimi, sendikal hareket içinde konfederasyonumuz Memur-Sen. hizmet kolumuzda ise Sağlık-Sen temsil etmektedir. Çünkü gerek Memur-Sen Konfederasyonumuz ve gerekse sendikamız, Türkiye'nin demokratikleşme ve çağdaşlaşma surecine inanmış ve bu inancını eyleme dönüştürerek millete kendisini ispat etmiştir.
Bizim durduğumuz noktanın karşısında ise varlığını her alanda sorunlu bir Türkiye modeline bağlamış çarpık bir zihniyet bulunmaktadır. Hizmet kolumuzda bu çarpık zihniyetin izlerini silmek için tüm teşkilatımızla birlikte mücadelemizi sürdürüyoruz.

Halen geçmişin alışkanlıkları içinde hareket ederek mevkilerini korumaya çalışan malum çevrelerin yıllarca nemalanma aracı olarak kullandığı sorunları, biz çözme hedefiyle çalışıyor ve bu konuda önemli kazanımlar elde ediyoruz. Sonra bir de bakıyoruz ki, sorunlardan nemalanan bu çevreler artık bizim çözümlerimizden nemalanmaya başlamışlar.

Bizim toplu görüşme kazanımlarımızı, web sayfalarında   kendi   kazanımları gibi sahiplenmeye başlamışlar. Sağlık-Sen teşkilatı    olarak, hizmet sendikacılığı anlayışımızla hizmet kolumuzda değişime imza atarken, bu çevreleri de sorunlardan nemalanmaktan kurtarıp, bizim çözümlerimizden nemalanan sendika haline dönüştürdük. Bu da bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı olmuştur.

Biz demokratik bir ülkede, emeğin alın terinin korunup gözetildiği, çağdaş çalışma koşulları için mücadele ediyoruz. Sendikal mücadelemizi hiçbir zaman ve zeminde siyasal bir mücadeleye dönüştürmedik. Sendikal mücadeleyi siyasal mücadele aracı haline dönüştürenlerin emek istismarcılığı yaptığı, kaos ortamları oluşturarak, çıkar devşirmek peşinde koştukları ortadadır.
Tekel işçilerinin emeği, alın terinin arkasına saklanan hedefler de böyledir. Altı konfederasyon tekel işçilerine yapılanların doğru olmadığında hemfikirdi. Ancak genel grev konusunda konfederasyonların kendi içinde bile, bir bütünlük sağlanamamıştır. Türk-İş'e bağlı bir çok sendika dahil olmak üzere genel grev çağrısına katılım yok denecek kadar az seviyede kalmıştır.
Bunun  nedeni,   biraz  önce  söylediğim  gibi  tekel   işçilerinin  emek  mücadelesinin arkasına gizlenen kötü niyetli hedeflerdir. Bu karanlık hedefleri gören sadece Memur-Sen değil, birçok sendika ve tabi kamu çalışanları eyleme destek vermemişlerdir.

Belirli medya kanalları ile Türkiye'nin değişimine muhalif olan geçmişin zinde güçleri, meydanların kendi gündemlerini icra etmek için dolmasını beklemişler ancak muvaffak olamamışlardır.
Hepimız   hatırlayalım,  2008 yılında 1 Mayıs'ta  yine   belirli   medya   kuruluşlarının desteğiyle malum sendikalar, Taksim'e çıkma konusunda ısrar ediyorlardı. Hükümet buna  izin  vermedi  ve  müdahale  etmişti. Daha  sonra Taksim'e çıkma eyleminin arkasına gizlenen hain emeli, Ergenekon iddianamesinde okuduk. 1977 yılında kanlı taksim olaylarının bir benzerinin planının yapıldığını gördük. Tekel işçileri üzerinden ne tür kirli hedefler güdüldüğü de bir zaman sonra ortaya çıkacaktır

Ancak biz, Memur-Sen olarak, gerek ülkemizin geleceği, gerekse sorumlu olduğumuz kamu çalışanları adına sorumlu bir duruş sergiledik. Ne kamu çalışanlarının ne de Tekel işçilerinin kullanılmasına müsaade etmedik, alet olmadık.
Sağlık-Sen olarak çözüm odaklı sendikal anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz. Sendikal mücadelemiz ve elde edilen kazanımlar nedeniyle, sendikamıza yönelik belli çevrelerin çirkin saldırılarını görüyor ve yaşıyoruz. Hepimiz biliriz ki meyve veren ağaç taşlanır. Demek ki, biz geçmişin alışkanlıklarını yok eden, farklılığımızı ortaya koyan doğru şeyler yapıyoruz.
Bu saldırılar bizi asla yolumuzdan geri çeviremeyecektir. Türkiye'nin değişim yolculuğu içinde sağlık ve sosyal hizmet kolunun sorunları da Sağlık-Sen'in çağdaş sendikal vizyonuyla ortadan kalkacaktır. Bu millet, nasıl Türkiye'nin değişim yolculuğunda geriye gidişe asla müsaade etmeyecekse, Sağlık-Sen'in “Değişimi hisset dönüşüme ortak ol” çağrısına destek veren sağlık ve sosyal hizmet çalışanları da, geleceklerini, sorunlardan nemalanan çevrelerin eline bırakmayacaktır.”


Güncellenme Zamani 20:16
07.02.2010  
   
Bu Haber 400 Kez Okunmuştur.  
   
   
Yorumlar Yorum Ekle Bu Haberi Arkadaşına Gönder Yazdır