Bugün :

Akıllarında tek bir şey var; VAN’A GERİ DÖNMEK


Kimisi ilk deprem, kimisi ikinci deprem sonrası ayrıldılar Van’dan...


1712 .kez Okundu -31.03.2012 12:33:41

 

 

Kimisi ilk deprem, kimisi ikinci deprem sonrası ayrıldılar Van’dan. Terkettiler doğup büyüdükleri, ev kurup aile oldukları şehri. Aile fertleri dağıldı ülkenin dört bir tarafına, yanlarına üzerlerindeki giysilerden başka hiçbir şey almadan. ‘Gelecek’ korkusu ile birlikte  gittikleri yerlerde nasıl karşılanacakları endişesi taşıyorlardı. Çoluk, çocuk Türkiye’ye dağılan Vanlı depremzedelerden yolu Çorum’a  düşenler de oldu. Bir iki ay sonra erkekler geri döndü Van’a. Çalışmak veya yeniden iş kurmak için.  Çocuklarının eğitimi nedeniyle burada kalan kadınlardan kimi şimdilerde  dönüş hazırlığında, kimi de okulların tatil olmasını bekliyor.
Çorum’da misafir edilen depremzedelerin ortak noktalarından biri kuşkusuz Van’a duydukları özlem, Van’a geri dönme isteği. Altın kafes içindeki bülbül gibi, her türlü ihtiyaçları karşılanıyor olsa da memleket özlemiyle ‘ille de Van’ diyorlar. Bölgede devam eden depremler, geçim derdi, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı gerçeği  düşündürüyor; ancak aile bağları, Van’ın kokusu onları geri çağırıyor memleketlerine.
Her şerde bir hayır vardır hakikatince, Van’daki depremin vesile olduğu güzellikler yaşandı bu süreçte. Ön yargılar ve korkular yerini  kuvvetlenen kardeşlik bağlarına, güven duygusu ve sıcak hatıralara, doğusuyla-batısıyla bu ülkenin bütün insanlarının bir arada pekâlâ yaşayabileceği tecrübesine bıraktı. Bu da az şey değil doğrusu.
Gülesin Ağbal DEMİRER

 

‘Biz burdayız, aklımız Van’da’

Deprem vurunca...
İnsanoğlunun aciz kaldığı, o anda elinden hiçbir şeyin gelmediği bir âfet; deprem.  Yakın tarihte  yıkıcı  olarak hepimiz Marmara depremini hatırlıyoruz. Oysa 23 Ekim 2011’de ülkemizi Doğu’daki bir ilimizden, Van’dan vurmuştu deprem; tam da terör olayları, şehit cenazeleri gölgesi altında ülkenin bağımsızlığı, Kürt açılımı tartışmaları sürüp dururken. Tüm Türkiye o saatten sonra Van için kilitlendi. Acele edilmeliydi. Soğuğu yaman Van’da kış bastırmadan bir an önce yaralar sarılmalı, depremin izleri bir an önce silinmeliydi.


İlk depremden sonra artçıları geldi. Vanlılar doğup büyüdükleri memleketlerini bir süreliğine de olsa terketmek zorunda kaldılar. Kimi başka şehirlerdeki akrabalarının yanına gitti. Hali vakti yerinde olmayanlar ise devlet eliyle onlara yeni yurt olacak şehirlere, ailelere konuk gönderildiler. Ya da devletin açtığı evlerde yeni bir hayata tutunmaları için çaba gösterildi. Çorum’a da bu çerçevede çok sayıda Vanlı depremzede geldi. Önce Ortaköy’de misafir edilen depremzedeler daha sonra Çorum’a getirildiler. Polis Lojmanları ya da uygun başka evlerde onlara yeni evler kuruldu. Eşyaları alındı. Maişetleri karşılandı. Maddiyatla ilgili her şey şartlar elverdiğince en iyi şekilde yerine getirildi. Sıra gönüllerin birbirine ısınması, ön yargıların kırılması, kardeşliklerin pekişmesindeydi.


Terketmenin böylesi
Gelin Nuray Dargın ile görümce Filiz Çalış’ın çocuklarıyla birlikte kaldıkları Azapahmet Sokak’taki evdeyiz. Kalabalık bir gazeteci topluluğu bekliyorlarmış, beni görünce  rahatladıklarını söylüyorlar sonradan. Tanışma faslından sonra başlıyoruz sohbete. Neden Çorum’a geldiler, nasıl karşılandılar, ne umdular, ne buldular? Ben soruyorum, Filiz Çalış cevaplıyor. Cümlelerimizin neresinde ‘Van’ geçse gözleri doluyor. Hasreti sade dilinden değil gözlerinden anlaşılıyor. Nuray Dargın da ara ara katılıyor bize. “Benim yengem, annem ilk depremde geldiler. Ben kaldım. Eşim çalışıyordu çünkü. Çok direndim ben, çadırda kaldım, dışarda kaldım. Gitsem başımın çaresine nasıl bakarım diye düşündüm. Bir çadır aradım, bulamadım. Piknik çadırı buldum emanet. Su bastı, nemlendi, dondu. Çok direndim, ama ikinci deprem olunca artık çıktık Van’dan.”


İkinci depreme bir yakınının evinde yakalanmış Filiz. Oturdukları odadaki soba depremin etkisiyle havaya kalkmış, boruları düşmüş. Filiz, soba için “Buradaki sobalar gibi de değil bizim sobalarımız. Çok ağır. O soba öyle bir havaya kalktı ki. Elektrik kesildi. Evdeki herkes dışarı koşmuş. Bir benim oğlum kalmış içeride. Sesleniyorum alamıyorum sesini. Çıldıracak gibi oldum. Çok korktum.” diye anlatıyor ikinci depremi.


‘Nasıl bir şey insanın doğduğu, büyüdüğü kenti böyle terketmesi”  diye sorduğumda, “Çok kötü. Bakın biz burada rahatız. Herşeyimiz karşılandı. Ama evimizi, yurudumuzu orada bıraktık. Vana gidip bir kokusunu koklamak için canımı veririm.” diyor  ve ekliyor: “Nereye gidersek gitsek aynı özlemi çekecektik. Burada ilk başlarda hapis gibiydik. Bilmiyoruz, tanımıyoruz. Sokakta yürürken bile bize farklı baktıklarını zannediyorduk. Bize öyle geliyordu yani. Çocuklar ilk başta zorluk çektiler. Kızım daha çok sıkıntı yaşadı. Alışamadılar. Şimdi yavaş yavaş alışıyorlar.”

Ev ev üstüne
Van’dan 5 aile gelmişler Çorum’a. Filiz Çalış’ın ablası Çorum’a gelin olmuş. O nedenle Çorum’u tercih etmişler. Aileden birinin burada yaşıyor olması memleket hasretini dindirir, korkuları hafifletir diye. Filiz çalış, ‘Kızkardeşim bana ilaç olur diye Çorum’a geldik’ diyor. Aynı aileden olsalar da bir kaç aile ilk başlarda aynı evde kalmak zor olmuş. Boşuna dememişler ev ev üstüne olmaz diye. Sonuçta ailenin erkekleri işleri gereği Van’a geri dönünce, gelin-görümce ve 3 çocuk bir evde kalmaya başlamışlar. 10 yaşındaki Kardelen, kuzenleri Hilal(12) ve Mert(8) çalış ile birlikte Albayrak İlköğretim Okulu’na gidiyorlar.

 

Teşekkür edilesiler
Filiz çalış, iki lafın arasında Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Eğitim Kültür ve Sosyal İşleri Müdürü Mustafa Ercan, Valilik Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Esat Kolbaşı, Kadın Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Nuran Hakyemez, Albayrak İlköğretim Okulu Öğretmeni Mustafa Zeren’e bolca teşekkür ediyor. İşte bu teşekkürlerin nedeni: “Ne zaman başımız sıkışsa Turhan Bey’i aradık. Allah ondan bir değil binlerce kez razı olsun. Eşyalarımızın hepsi sıfır. Çorum’un iyi insanlarını hiç unutmayacağız. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.”

 

Çorum’u sevmeye başlamak
‘Hapis gibi’ dedikleri Çorum’daki hayata sonradan alıştıklarını söylüyorlar. Bunda Çorum’un insanlarının etkisi var tabiki. Filiz devam ediyor: “Geldiğimizde çaresizdik. Üst başı bile düzgün alamadık. Bir valizi hazırlamak için 3 kişi giriyorduk eve. Ben çocuklarımı okutmak için geldim buraya. Valiliğe gittik. İlk önce görüşemedik. Sonra Belediye’ye gittik. Turhan Bey’le görüştük. Allah ondan razı olsun. İşini gücünü rast getirsin. İki hafta içinde evi serdiler. Yatağımıza, çarşafımıza kadar. İki gün sabret dedi, çocukların okula başlayacak. Ben kızkardeşimde kalsaydım çocuklarımı okutamazdım. Çünkü orası da kalabalık. Turhan Bey bize sahip çıkıp, çocuklarımı Albayrak İlköğretim Okulu’na kaydettirdi. Onların ihtiyaçları karşılandı. Şu an bizim yakıtımız, elektrik faturamız ödeniyor. Her gün bir fırından 8 ekmek alıyoruz. Benim kızımı dershaneye yazdırdı. Çocuğum hasta olsun, tüpümüz bitsin, bize sahip çıkıyor. Valilik de yardım etti, aylık kahvaltılığımızı, deterjanımızı gönderiyor. Hiçbir eksiğimiz yok, çok şükür.”


Filiz, Çorum’a alışmalarında Çorum Belediyesi Kadın Kültür Sanat Merkezi’nin etkisini ifade ediyor; “Kadın Kültür Merkezi’ne gittim. Nuran Hanım beni çok iyi karşıladı. Sağolsun, Allah ondan razı olsun. Örgü bebek kursuna katıldım. Gerekli malzemeleri onlar karşılıyor, bitiriyorum veriyorum, onlar satıp parasını bana veriyorlar. O da çok iyi bir insan. Ben oraya başladığımdan beri Çorum’u sevmeye başladım. Hanımlarla oturuyoruz, sohbet ediyoruz, arkadaş ediniyorsun. Yoksa hep evde bunalıyorsun.”


Gurbetteki Van kadınları
Gelinleri Nuran da katılıyor sohbete, “O  psikolojiyle hiç bir yerde duramıyorduk. Sonra tutunmaya çalışıyorsunuz. Çocukları alıştırmaya çalışıyorsunuz. Çorum’la ilgili hiçbir şikâyetimiz yok. Van’dan buraya kaçmasaydık, taşınıyoruz başımızın çaresine bakacağız derdik. Ama öyle bir halde geldik ki çocukların bile psikolojileri bozulmuştu. Bir evde 3 aile. Her birinin derdi ayrı. Alışsak ta aklımız Van’da neticede.”. Filiz, “Eşim benim orada, yemek yapanı yok, çamaşır yıkayanı yok. Buraya geliyor, 20 gün kalıyor, çocuklar alışıyor. Gidiyor, çocuklar bir gün boyunca ağlıyorlar. Onun için bir an önce birarada olmak için gidelim diyoruz.” diye konuşuyor. Sonra eşinin bir tespitini aktarıyor, “Önceden Van’dan erkekler çıkardı gurbete, şimdi kadınlarımız gurbette, biz Van’dayız.”

 

Doğduğun yere geri dönmek
‘Ama Van’da hâlâ depremler oluyor, eviniz hasarlı, ne yapacaksınız?” diyorum, Filiz gözleri nemli, “Evlerimizin duvarları yarılmış, fayanslar dökülmüş. Ben dışarıda yatmayı tercih ederim. Yazdır artık. Yani olmuyor başka yerde. İnsan burayı sevse de, iyi davranılsa, herşeyin karşılansa da, insan doğduğu yeri bırakamıyor. Geçenlerde yine deprem oldu. Gitsek yine olacak. Ama bir evde iki, üç aile olmuyor. Çocuklarım hapis gibi, dayanamıyorsunuz. Çocuğuma Van’a gidince ilk işin ne olacak diyorum, ‘önce evime bakacağım, sonra arkadaşlarımla top oynayacağım’ diyor. Annem de memleket hasreti çekiyor. Hepimiz Van’a geri döneceğiz. Okul bitince ya da 10 gün önceden Van’a gideceğim. Van’ı bırakamıyoruz. Evimizi özlüyoruz. Düzenimizi, balkonumuzda bir bardak çay içmeyi özlemişiz. Eşim orada, ben burada, altınları önüme serseler, benim bir parçam yok, ben burada ne yapacağım.”

 

Van’ın kokusu
 ‘Neden illa Van, başka bir yer olmaz mı?’ diyorum, Fatma ve Nuray, ikisi ağız birliği etmişçesine, “Çocuklar doğdukları topraklarda, akrabalarının olduğu yerde büyümeli. Van’a illaki döneceğiz. Kokusu burnumuzda tütüyor. Orası bizim doğduğumuz yer. Ama Çorum’u da, iyi insanlarını da hiç unutmayacağız, hep dua edeceğiz.”  sözleri dökülüyor ağızlarından.
Sohbetimiz bittiğinde kahvelerimiz de bitiyor. Aramızda 40 yıllık hatır kalıveriyor.

 

‘Çorum’a gelmeseydim
Van’ı daha çok özlerdim’

Çorum’a ne zaman geldiniz?
İlk deprem sırasında düğündeydik. Yemek dağıtıyorduk misafirlere. Biz dedik küçük bir deprem, ama durmadı. 21 saniye boyunca sallandık. Herhalde kıyamet kopuyor dedik. O geceyi hatırlamak istemiyorum(gözleri doluyor). O gece hiç kimse eve, çadıra bile girmedi. Dışarda kaldık. Sabaha kadar oturduk. Deprem bölgğesi olduğu için evimizi sağlam yapmıştık. O nedenle evimiz az hasarlı. Eşim şu anda onarımını yapıyor. Evimizin çatısı olmadığı için kışları çok zorluk çekiyorduk. Van’ın soğuğunda her yer buz gibiydi. Hayatımın en sıcak günlerini ben Çorum’da geçirdim.

 

Çorum’a gelişiniz nasıl oldu?
Şans eseri. Afet Kurumu depremzedeleri başka illere gönderiyordu. Biz de gitmek, kaçmak istiyorduk. Çünkü sürekli deprem oluyor.  Biz de kaydımızı yaptırdık. Herkesi başka şehirlere gönderdiler, bir biz kaldık. Bize hiçbir il çıkmadı. İkinci depremden sonra sürekli çadırda durduk. Çadırda çok şey yaşadık. Etrafımızda 25 çadır vardı, hepsi taşındı, biz kaldık. Yangından, su basmasından korkuyorduk. Çadırın içi buz gibi, köpeklerin sesi bir yandan. Ateş ediliyor sürekli hırsızlar gelmesin diye. Çadırın her köşesine bir bıçak koyuyordum, bir yangın çıkarsa kesip çıkabilelim diye. Çorum’a gelmeden bir hafta önce, gece yine deprem oldu. Öyle bir sallanıyor ki. 10 kişi çadırdayız. O gece sürekli ağladım. ‘Ben burda durmam, her gece her gece sarsılmak istemiyorum’ dedim. İmkânlarımız da yok ki kendi başımıza gidelim. Akrabalarımızın hepsi gitmişti. Küçük kızım şok halindeydi. Konuşamıyordu. Gittim polislere.  Polis de melek gibi bir insan. Tek kaçayım ne olursa olsun dedim. Eltimgil İstanbul’a gittiği için onlara sığınacaktım. Orada da bir evde 3 aile yaşayacaktık. Beni müdüre götürdü. Musa Erdoğan diye bir müdür. Onlara ‘beni göndermediniz, perişanız.  Soğuk, korku, çaresizlik bir yandan.” diye sitem ettim. ‘Seni bir yere göndereceğim, çok rahat edeceksin’ dedi. Çorum’u söyledi. Vali Nurullah çalış’ı tanıyormuş. ‘Bana güven. Çorum’daki Vali’yi hiçbir yerde bulamazsınız’ dedi. Hem şaşırdık, hem de sevindik.

 

Ne hissettiniz, hiç bilmediğiniz bir yere geliyorsunuz çünkü?
Korkuyoruz. Şoför bile yolda bizimle konuşmadı. ‘Bizden ne kadar nefret ediyorlar. Bizi sevmiyorlar” diye düşünüyorduk.

 

Tabi bütün bunlar Vanlı olduğunuz için.
Evet, doğrusunu söylemek gerekirse biraz o vardı. Eşim otobüsteyken dedi ki, ‘Kevser herkes bizi bekliyor, dizilmişler’. Şaka yaptığını düşündüm. Çok yorgundum, kafamı kaldırdım, bir baktım herkes gerçekten dizilmiş bizi bekliyor. Aşdavul’da bir yurtta kaldık önce. Çok kalabalıktı orası. Bir koridorda 30 çocuğun koşturduğunu düşünün. Ama kaymakam hanım  bizimle çok ilgilendi. Valisi iyi de hepsi mi iyi olur?  Sanki burada bir roman yaşamışım gibi geliyor. Babam Van’da şehirler arası taşımada çalışırken Çorum’a  çok gelmiş. ‘Kızım korkma, çok temiz orası’ dedi bana. Şimdi ben bahsettikçe, ‘ben sana diyordum’ diyor.

 

Kaldığınız süre içinde düşüncelerinizde ne değişti?
Korkuyla geldik ama korktuğumuz gibi olmadı. Çocuğum üniversiteyi kazandı diyelim, Türkiye’de hiçbir yere göndermem, Çorum’a gönderirim. Hiç kötü olay olmuyor burada. Haberlere bakıyorum başka illerde çok olay oluyor. Ben dedeme yalvararak, ayağını öpüp de gittim ilkokula. Kendi çabamla bazı şeyleri başardım. Çocuklarım benim gibi olmasın istiyorum.

 

Günleriniz nasıl geçti Çorum’da?
Kur’an Kursu’na gidinceye kadar sıkılıyordum. İlk geldiğimizde çok özlemimiz vardı. Anne-baba özlemi. Hiçbir şeyimiz eksik değildi burada. Burada saygı ve sevgi gördüm. Valimiz ve çalışanlar, hergün bir etkinlik düzenleyip götürüyorlar bizi. Depremden sonra konuşamayan kızım yeni yeni uyum sağladı.

 

Çorum da deprem bölgesi, gelirken biliyor muydunuz?
Yok. Biz neresi olursa olsun Van’dan gitmek istiyorduk. Ama doğu illerine gideriz diyorduk.

 

Neden?
Doğu’da horgörülmeyiz diye.

 

Açıkcası burada iyi karşılanmayacağınızı düşündünüz.
Evet. Fakat hiç düşündüğümüz gibi olmadı. Aşdavul’da pazara gittiğimizde  insanlar bizi tanımadıkları halde, ‘hoşgeldiniz, bir isteğiniz var mı, sizin için ne yapabiliriz’ diye yarışıyorlardı. Halkı bunu yapıyordu. Bizimle ilgilenmek görevi olanlar zaten ilgileniyordu. Bana Kur’an hediye edildi. Ondan sonra içim rahatladı zaten. Kur’an’ımı Van’da bıraktığım için çok üzgündüm. Depremle birlikte gözlerim az görmeye başladı. Bana rahatlıkla okuyabileceğim Kur’an verdiler. Burada gözlük aldım.

 

Komşularınız var mı?
Tabiki. Her gün geliyorlar. Hepsi ‘bize kendini sevdirdin, gidiyorsun’ diyorlar. Gönülleri öyle güzel ki. Kur’an Kursu’ndaki hocam, arkadaşlarım da  öyle.

 

Van’da deprem oluyor hâlâ ve siz Van’a geri dönüyorsunuz.
Evet, o korku içimizde var.

 

Van’dan başka bir yerde, mesela burada yaşasanız.
Kayınpederim orada. Van’ı bırakmıyor. Eşim gelse ben burada kalırdım. Burası yaşanacak yer. Burada iş var, hayatımız güvencede, sigortanı hemen yapıyorlar. Her köşede park var. Topraklarınız çok verimli. Ben verimliliğine hayran kaldım. Ağaçlar fışkırmış böyle. Bir de insanının çok çalışkan olduğu gözüme çarptı. Biz böyle çalışkan değiliz.

 

İkinci memleketiniz oldu diyebilir miyiz Çorum için?
Kesinlikle öyle zaten.

 

Çorum’dan ne götüreceksiniz giderken?
Bana verilen elbiseleri bile giymeyip -eskimesin- saklayacağım, hatırlayım diye. Küçük kaşıklar var, şeker kaşıkları, nakışlı. Ondan götüreceğim. Çorum’un herşeyi güzel. Ekmeği çok güzel, hem de ucuz. Bizde üretim olmadığı için ekmek pahalı. Van’dan geldiğimizde hiçbirşeyimiz yoktu. Üstümüzdeki elbise ile geldik. Çorum’un hediyesi olarak götüreceğim. Kızım dershaneyi burada gördü.  Onun için diyorum ki, Türk olsam Çorumlu Türk olmayı isterdim. Türk-Kürt hepimiz müslümanız ve kardeşiz zaten. Sayın Valimi de babam gibi seviyorum. O da bir babam oldu artık.

 

Arada bir gelmez misiniz?
Tabiki. Van’dan buradaki arkadaşlarıma otlu peynir göndereceğim. Bir komşum benim hamur işimi, ben de onun yaptığı dolmayı beğenmemiştim. Çorumlu komşuma dolma yaptım. Çok beğendi.

 

Çorum yemeği yediniz mi hiç, meselâ mantı?
Mantı yemedim ama mayalıyı yedim. Damak tadıma uymadı. Herkesin beğenip, beğenmediği şey var. Komşumun eşi otlu peynirin müdavimi oldu. Camiye de götürüyorum, hanımlar istiyorlar.

 

Van’ı özlediniz mi?
Özlemem mi, insanın doğup büyüdüğü yer. Burada olmasam daha çok özlerdim. Duramazdım. Çorum’u o kadar sevdim ki, eşim ve kızımla beni Çorum’dan çabuk götürüyorsunuz diye tartıştım.

 

Çocuklar alıştı mı Çorum’a?
Okulda biraz sıkıntı çektiler. Dershanede çok iyi davranıyorlar çocuğuma.

 

Van’da yeni bir hayat bekliyor sizi, ne düşünüyorsun?
(Gözleri dalıyor). Evimiz az hasarlı ama yine de tamirat gerekiyor. Depremler de devam ediyor. Bilmiyorum ki...



 

Sevcan Emlak Gayrimenkul
Karakeçili Mh.Azap Ahmet Sk.No:25 Çorum
3642132124
www.sevcaninsaat.com
Kalite Mutfak
Esref Hoca Caddesi No:55/A
2268838
www.akalitemutfak.com
Ateş Giyim
Gazi Caddesi No: 21/B
2244572
www.atesgiyim.com.tr
ÖZDEMİRKAYA ALIŞVERİŞ MERKEZİ
Ugur Mumcu Caddesi No:36
03642132700
www.ozdemirkaya.com


 
 
 
 
Ekleyen :celal irtük

arkadasın yazdıklarına aynen katılıyorum ama güneydogu artık bizi kendilerinden artık soyutlamış görünuyorlar tıpkı kıbrıs türkleri gibi

  31.03.2012 08:35:45

Ekleyen :Fıkara

Hepimiz yurt, tarih ve yazgı kardeşiyiz. Türkiye diye bir şey kalmayacak satacaklar Bizi bölmeye çalışanlara kulak asmayın.

  31.03.2012 12:51:12

Akıllarında tek bir şey var; VAN’A GERİ DÖNMEK

Kimisi ilk deprem, kimisi ikinci deprem sonrası ayrıldılar Van’dan...

‘İktidar hizmet verseydi vekil sayımız düşmezdi’

Saadet Partisi Çorum 3. Sıra Milletvekili Adayı Av. Ali Yazıcı, yaklaşan milletvekili genel seçimiyle ilgili bir açıklama yaparak, Çorumlulardan destek istedi.

‘Böyle bir Vali ile Çorum’da çok güzel şeyler yapabiliriz’

Yaz kampını Çorum’da yapan UPS Genç Basketbol Takımı bu süre içinde Vali Nurullah Çakır’ı makamında ziyaret etti

Öğrencilerini ‘SPOR’la hayata bağladı

Geçen yıl ilk kez Çorum’a gelen ve buradaki konukseverlikten memnun kalan UPS Genç Basketbol Takımı bu yıl da yaz kampı için Çorum’u tercih etti.

'Özgürleşmesi gereken Öcalan değil, BDP'dir'

AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, BDP'li Demirtaş'ın, "Öcalan'ın özgürlüğünü tartışalım" önerisine ilişkin...

Vahapoğlu: ‘Uslu Açık Toplum Enstitüsü'nün Danışma Kurulu Üyesi’

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Çorum 1. Sıra Milletvekili Adayı Hidayet Vahapoğlu, geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı düzenleyerek cevaplanmak üzere bir takım sorular yöneltmiş...

‘Çorum, üniversitesini hep yanında görecek’

Prof. Reha Metin Alkan ile bu ikinci söyleşimiz. İlk söyleşimizi rektörlük seçimleri öncesinde adaylığı sürecinde yapmıştık.

Han Yazılım
Çorum Hakimiyet Yeni Yazılım ve Tasarımıyla Yayında. Görüşleriniz için tıklayınız.