Çağrı Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen Ecdadın Peygamber Sevgisi konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Müftü Mehmet Aşık...
Çağrı Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen Ecdadın Peygamber Sevgisi konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Müftü Mehmet Aşık, dünyanın dört bir yanında hüküm süren ecdadımızın her işinde ve hizmetinde Peygamber Sevgisi'nin derin izlerinin bulunduğunu söyledi.
Turgut Özal İş Merkezi'nde önceki akşam saat 19,30'da başlayan konferansa, Belediye Başkan Yardımcısı Alper Zahir, Çağrı Vakfı Başkanı Hamit Gökgöz ve davetliler katıldı.
Tarih süreci boyunca, Osmanlı'nın hizmetlerinin eksenini Peygamber Sevgisi oluşturduğuna vurgu yapan Müftü Mehmet Aşık, İstanbul'da Harem olarak isimlendirilen bölgenin isminin Harem olarak seçilmesinin altında, İstanbul'dan Harem-i Şerif'e kadar bulunan toprakların tümünün harem olarak anılmasının arzu edildiğini kaydetti.
Önemli örneklerle ve tarihi olaylarla sunumunu gerçekleştiren Aşık, şunları söyledi; "Bizim ecdadımız, yaptığı her işte muhakkak Peygamber Efendimiz'le ilgili bir anlamlandırma yapmış, Peygamber Efendimiz'e ve kutsal topraklara büyük bir hürmet beslemiştir. Kanunu Sultan Süleyman, kendi adına hazırlanan hutbedeki 'Haremi Şerif'in hakimi' sözüne itiraz ederiz, biz olsak olsak Haremi Şerif'in hadimi (hizmekarı) oluruz demiştir ve hutbenin bu şekilde okunmasını istemiştir. Osmanlı fethettiği tüm topraklara bayrağını asarken, Mekke ve Medine'ye bayrağını asmamıştır. Bunun nedeni Peygamber Efendimiz'e olan muhabbet ve hürmettir.
Fahrettin Paşa emrindeki ordular, Mekke ve Medine'yi gayri müslimlerden korumak için savaşırken, o zamanın Mekkeli ve Medineli müslümanları, İngilizler'in oyununa gelmiştir. Fahrettin Paşa'yı yalnız bırakıp, Anadolu7dan onlara gönderilen erzak ve mühimmat trenleri çeşitli hile ve tuzaklarla raydan çıkarmış ve malzemelere el koymuşlardır. Neredeyse açlıktan ölecek duruma gelen Fahrettin Paşa ve ordusu, son nefeslerine kadar kabeyi korumaya and içmiştir.
Ayrıca, Sultan Abdulhamit zamanında o dönemin en büyük bayındırlık işi olan Hicaz demiryolu yapılmıştır. Mekke'ye 10 kilometre kala tüm raylar keçeler üzerine oturtulmuş, Peygamber Efendimiz'in manevi şahsiyetinin rahatsız olacağı varsayılarak trenin ray gürültüsü çıkarmaması sağlanmış ve trenlerin düdüğünün 10 kilometre kala çalması yasaklanmıştır. Güzergahta şahıs arazisinden geçirmemesine azami dikkat edilip, devlet arazisi tercih edilmiştir. Eğer özel arazi zorunluluğu söz konusu olmuşsa, mevcut bedellerinin en az 3-5 katı fazla ücret teklif edilmiştir. Tüm bunlara rağmen de hiç bir mülk sahibi, asla para kabul etmeden, bu çalışmaya katkı vermiştir.
Peygamber Efendimiz'e ait kutsal emanetler, başında 40 hafız olduğu halde 24 saat Kur'an okunarak İstanbul'a taşınmış ve büyür bir hürmetle korunmuştur. Hatta öyle ki, çok önemli savaşlarda özel muhafazalar içerisinde Hırkay-ı Saadet savaş alanlarına taşınmış, en güç durumlarda padişah hırkayı giyerek ordunun en başında düşmana karşı koymuştur. Padişah o mübarek hırkayı giydiğinde, en güç durumdaki orduya bu duyurulmuş ve büyük bir manevi güç bulmaları sağlanmıştır."
Geri Dönmek İçin Tıklayınız