|
Güncel siyasal ve ekonomik gelişmeleri bir yana bırakıp, insanlığın önde gelen diğer sorunlarına bakıldığında, ana eksenin "birey merkezli sosyal yaşam anlayışı"ndaki sıkıntılarla örülü meselelerden oluştuğu görülür. Evrensel nitelikli olan konudur elbette durum. Bu bağlamda artan sorunların yalnızlıktan yabancılaşmaya, gereksiz tüketim artırımından çevresel duyarsızlığına değin bir yığın meselenin arka planını beslediği kimi uzmanlarca dile getirilmekte. İnsanın kültürel anlamda toplumsallık bağı zedelendiğinde içe kapandığı genel kabullerden biri. Tabiata ait yaşam değerleri ikinci plana itiliyor modern koşuşturmalara kapılarak. Diğer yandan kişinin doğal yaşamla bütünleşebilen tarafları da mümkün mertebede kuvvetlendirildiğinde mekana bağlı mekanik kapanmalar azalıyor.
*
Modern dünyanın dili "ben" zamirine bağımlı gibi. Diğer zamirler ara sıra kullanılır oldu neredeyse. Fikri ve duygusal içerikli nice eserde, bu eserlerin insanlığa sunumunda çoğunlukla başında ya da sonunda "ben" öznesi en vurgulu haliyle ifade ediliyor. Milyonlara, milyarlara hitap eden bazı kültür-sanat sunumları genelde bu çizgide ulaştırılıyor alıcısına. Belki de çağdaş bir duyarlılığın yeni arayış biçimlerinden biridir bu sunum. Niteliği nasıl yorumlanırsa yorumlansın, insan şaşırıyor bu abartılı ben merkezli, tekil algı sunusunu.
Tek kişilik oyun mudur hayat?
Bize bu soruyu sorduran öyle çok sebep var ki günümüz modern yaşayışında.
Özellikle dünya ölçeğinde popüler kültür haline gelen-getirilen birey odaklı yaşam tarzının zihni donanımlarını hazırlayan kültür sanat ürünlerinin kat kat artışı. Bir kullanımlık bazı ürünlerin önermesinde olduğu gibi kimi insani değerler için de çocukların kavrayışında gide gide "kısa sürelilik" algısı oluşturabilir teknolojik etkileşimle.
Son yıllarda kişiyi geliştirici, motive edici olarak kabul edilen bazı yayınlarda özellikle "ben" dili yaygınlaşmakta. "Sen" diye hitap edilen metinlerde de kişiye benlik algısını önceleyen bir üslupla seslenildiği anlaşılıyor. Eserlerin sayfaları ilginç görülen, kısa önerme cümleleriyle dolu. Birkaç sayfayı okuyarak çevirdiğinizde insana çarpıcı gelen bir akışa kapılıyorsunuz. Bazı yayınlardan aklımda kalan ifadeleri sıralayayım:
"Dünya senindir, bunu bil." "Hayal et, elinde bul." "Pencereni aç, dik gözlerini ufka." "Bir adım önde ol." "Erken kalk, hızlı yürü. Adımlarını çoğalttıkça güçlü hissedeceksin kendi.."
"Zaman, cebindeki sermayendir; onunla yatırım yap hemen. Başka türlü kazanamazsın"
"Başarıya odaklan, yalnızca başarıya." "Dünyayı avucunda bil."
"Sen istersen olur." "Dileğini tutkuyla iste."
"Tutkusuzsan; tutuk olursun, unutma." "Gücüne güven." "Asıl güç sende."
Gibi önermeler ne düşündürür insana? " Koşu, yarış, hız, acele, kendi gücüne odaklanma." Bende uyandırdığı imgeler bunlar.
Her faaliyetin öznesi, sadece ve sadece "ben" zamirinden ibaret görülmekte bu tür kitapların bazılarında.
Tekil hayat önermesinin şehir efsaneleri yayılıyor hızla. Çağdaş mitolojik ögeler oluşuyor bir bakıma küresel imgeler halinde. Farklı milletlerin günlük hayatından amaca hizmet eden öykücüklerle desteklenen anlatılar o tip eserlerde orta malı tematik metinler olarak kullanılıyor küçük değişiklikler yapılarak. Ayrıca; çok satan kimi korku gerilim romanları, filmler, internet oyunları, aykırı felsefi yaklaşımlar tekil dünya algısıyla insanoğlunun bencilliğe eğilimini artırıyor.
Dünya, tekil dünya algısı yayıldıkça da küçülmeye devam ediyor.
|