|
Son günlerde en çok konuşulan ve tartışılanlardan biride, devlet tiyatrolarının özelleştirilmesi konusundaki geleceği. Başbakanın "Tiyatroları özelleştireceğiz" şeklindeki açıklaması ile devam eden tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Esas tartışma ise İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin senaryoyu biz belirleyeceğiz demesi üzerine başlamıştı. Ayrıca belediye bütçesinden, tahsiste bulunup kadrolu sanatçı istihdam etmek bize mahsus bir sistem.
Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de insanın sadece bilme ve araştırma merakını harekete geçirmekle kalmaz, ondaki sanat merakını ve güzellik duygusunu da harekete geçirir. Estetik duygusunun insanı Allah'ın varlığına ve birliğine götüren yollardan biri olduğunu vurgulayan Kur'an; sık sık evrendeki ahenk ve ölçüye dikkatlerimizi çekerek düşünmeye sevk eder.
Sanatın, bir gayesi olmalıdır. İnsanı basit duygulardan kurtarıp hayata bir anlam katarak, ahlaki ve estetik bir boyut kazandırmalıdır. Yoksa sanat adı altında, insanları nefislerine ve bedeni arzularına tutsak ettiren, ahlaki ve insani değerleri hiçe sayan her faaliyet dinimizce hoş karşılanmamıştır. Sanatta yalnız biçim değil, muhteva ve gaye de önemlidir. Sanatta en önemlisi, güzel ile iyi olanı birleştirerek sunmaktır.
Toplumun düşünme melekelerini felç eden, hakarete dayalı propagandanın muhkem kalelerinden biri için daha yolun sonu görüldü. Hükümetten devlet tiyatrolarının özelleştirme kararı çıktı. Ülkemizde demokratikleşme ve normalleşme sürecinde vesayet kurumlarının yapısı da sorgulanır hale geldi.
Devlet tiyatroları, devletten beslenen, devletten, milletten ve toplumun değerlerinden uzak, onlara sövmeyi ve hakaret etmeyi maharet sayan, mikrop taşıyıcı sivrisinekler üreten, el atılmayı bekleyen bir bataklıktı. Sayın Başbakanımız, bu millete, küfür ve inkâr bataklığının da kurutulacağının müjdesini verdi.
Devletten beslenerek sanat adı altında insanların inanç değerlerine hakaret edenler, özelleştirildiği zaman, bu millet al paramı hakaret et bana mı diyecek? Yoksa edebi, saygıyı, ahlakî değerleri göz önünde bulundurarak kendilerine bir çekidüzen vermek zorunda mı kalacaklar? Her insanın olduğu gibi tiyatrocularında oyunlarında eleştirme hakları vardır fakat hiç kimsenin bir başkasını küçük görme, rencide etme, alaya alma veya hakaret etme hakkı yoktur. Bazı düşünürler "Hem devlet memuru statüsünde, devletten maaş alacaksın, hem de özgürlük nutukları atarak devlete, millete hakaret edeceksin. Eğer özgür tiyatro yapacaksan, aybaşlarında bankamatik kuyruğuna girmeyeceksin"
Dinimiz eleştiriye açıktır. Bu Kuran'ı Hz. Muhammed kendisi uyduruyor diyenlere, Kur'an-ı Kerim'de "Kulumuza indirdiğimiz Kuran'dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah'tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın." (Bakara 23) diye meydan okumuştur. Peygamberimiz; İmr'ul Kays-ı, insanların bayağı duygularına hitap ederek, kaba ve acımasız bir yaşam biçimini övmesinden dolayı eleştirirken, Antâra'yı da "Şerefli bir hayat sürdürmek için çalışıp didinmeyi, gerekirse aç susuz kalmayı göze alırım" dediği için övmüştür.
Şeyh Edibali Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi'ye vasiyetinde; " Oğul, insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Gücünü kuvvetini aklını kelamını nerede nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgârında savrulur gidersin. Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin." Der.
Devlete bağlı tiyatro, opera, müzik, dans, bale, koro, orkestra vb. her ne kurum varsa özelleştirme kapsamına alınmalı ve devlet sanattan tamamen elini çekmelidir. Sadece maddi yardımlarla dışarıdan desteklemeli ve yer tahsisine yardımcı olmalıdır. Sırtını devlete dayayarak sonrada özgürlük iddia etmek abesle iştigaldir. Sermayeleri genelde müstehcenlik, argo ve küfür olanların, canlarına ot tıkanmasını hazmedemeyen, halktan ve toplumdan kopuk, yaptıkları iş, küfür ve ahlaksızlık üzerine kurulu, sözde sanatçı kesim, milletin kesesinden melânetlerini sergileme ihtimali bulamayacakları için feryat ediyorlar
Devlet kaynaklarıyla beslenen bu gurup, topluma yönelik her türlü karalama, dalga geçme, küfür, aşağılama, hakaret ve saldırı için özgürlük ve dokunulmazlık istiyor. Halkın paralarını çarçur etme yetkisinin yeniden verilmesini istiyorlar. Senede birkaç tane oyun oynayan, tiyatro sahnesine yuvalanarak kendisini kamufle etmek suretiyle, devlet adamlarına, dini ve ahlakî değerlerimize saldırmayı ve hakaret etmeyi sanat adı altında bir maharet sayıyorlar. Elbette ki hiç kimse ödediği vergilerin kendisine hakaret olarak geri dönemsini istemez. Tiyatrocu, gerçek sanatına dönerek işini yaparken toplumu eğitici, öğretici insanları iyiye, doğruya, hakka ve adalete teşvik eden oyunlar oynamalıdır.
Halk tiyatrosu yapmak, halkın içinde olmak, onlar gibi düşünmek ve onların yanında olmakla olur. Özlemimiz; medeniyetin ve modern çağın bütün imkân, teknik ve bilgilerini kullanarak, geçmişinden ve değerlerinden ilham alarak, ruh üfleyen. Özgüven sahibi, devlete değil sanatseverlerin ve milletinin desteğine yaslanarak ayakta duran, zengin tarih ve kültür mirasımızdan yararlanarak icra ettiği sanatıyla toplum karşısına çıkan, maddi ve manevi gelişimimize katkı sağlamayı amaç edinen tiyatrocular.
|