Çorum İmam Hatip Lisesi ve Şehit Erol

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

Okullar çocukların ve gençlerin kişilik kazanıp sekilendikleri eğitim öğretim kurumlarıdır. İmam-Hatip okulları da her meslek okulunda olduğu gibi öğrencilerine mesleki iyilik kazandırmaya yönelik eğitim öğretim yapar. Ancak bu okullardan mezun olan gençlerin hedefledikleri ve hayal ettikleri başka sanat ve iş kolları da olabilir. Böyle olması da normaldir. Hatta daha fazla verimlilik sağlama ve daha fazla özgürlük kullanımı açısından saygıyla karşılanacak bir gelecek seçimidir. Hangi konu olursa olsun bir işten en yüksek verimin alınması ve istenen gelişmenin sağlanması o işi severek yapan insanlar tarafından yapılmasına bağlıdır. Gençlerin bilinçli meslek tercihleri, hayat yolunda kendilerini daha başarılı kılarken diğer yönden memleket için, toplum için de sağlıklı gelişmelerin gerçekleşmesine yol açar. Böyle gençler öz cevherindeki zenginliği ortaya koyma fırsatı bularak büyük işler yaparak iz bırakırla, keşifler ve icatlar yapabilirler.
Rahmetli Erol Olçok'u Çorum İmam Hatip Lisesi’nde öğretmen ve idareci olarak bulunduğum yıllarda tanıdım. O yıllarda okulun öğrenci mevcudu 2.000'e yakındı. Benim sorumlu olduğum sınıflar altı ve yedinci sınıflardı. Bunun yanında Kültür-Edebiyat eğitsel kol rehber öğretmenliğimiz de vardı. Okullar arası kompozisyon, resim yarışmalarının takibini ve gerçekleştirmesini sağladıktan sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dosya olarak sunulmasından da sorumlu olduğum için pek çok yetenekli öğrencilerimizi tanıma fırsatım oluyordu. Erol Olçok' u da resim yarışmalarında her zaman bir çalışması ile okul içi birinciliği almasının ardından il genelinde yapılan değerlendirmede de okulumuza bir birincilik kazandırmasıyla tanımıştım. İmam Hatip Liseleri’nin lise kısmında resim dersi yoktur. Sanat Tarihi dersi vardır. Böyle olmasına rağmen bizim okul, liseler arası resim yarışmalarına da katılırdı. Zira Erol Olçok' un yapacağı bir çalışma ile okulumuza bir birincilik kazandıracağını biliyorduk. Bu durum iki yönden kazanç sağlıyordu. Birincisi Erol Olçok' un resim kabiliyetini ortaya koymasına fırsat sağlanmış oluyor, ikincisi ise İmam-Hatip Lisesi’nin güzel sanatlara verdiği değerinin bilinmesine, dile getirilmesine sebep oluyordu.
Erol'un resimdeki kabiliyetini takdir eden resim Öğretmenleri Alev Burhanoğlu ve Nilgün Ayşecik Çevik de ona çok değer veriyorlardı.
Her zaman, her yerde Erol'un mutlaka güzel sanatlar alanında bir yüksek tahsil yapmasını  söylüyorlar ve Erol'un gelecekte ünlü bir sanatçı olacağına yüzde yüz inanıyorlardı.
Liselerarası öğrencilere "Öğretmenler Günü" ile ilgili açılan afiş-resim yarışmasına Erol' un yaptığı bir çalışmaya başından sonuna kadar şahit olmuştum.
Resim öğretmenleri Erol'a konuyu anlattılar. Erol birkaç tane ön çalışma yapıp getirdi. Öğretmenleri bunlardan birini konuyu daha açıklayıcı, vurgulayıcı bularak çalışmasını istediler. Erol' a gerekli olan bütün malzemeleri hazır ettiler. Erol çalışmaya başladı.
Çalışma büyük boy resim kağıdına yapılacaktı. Erol dikine kullanarak kompozisyonunu yerleştiriyordu. Tabanda büyük harflerle açık bir kitabın tabanı görümünde (Öğretmen) kelimesini yazmıştı. Sonra bunun üzerine ortadan tepeye doğru yükselen bir bayrak direği ve dalgalanan bayrağımızı çizdi. Öğretmen kelimesinin her bir harfi üzerinden  bayrak direğine uzanan genç insan figürleri  ile bir tutuyor hem de bayrağımızın dalgalanmasını sağlam bir şeklide sağlıyorlardı. Renkli bir çalışma idi. Mesaj tam olarak ortaya konmuştu. Öğretmen bir ülkenin temelini teşkil eder, yetiştirdiği öğrencilerini yükseltir onları bilim ve memleket sevgisiyle donatır ve ülke gençliği ülkesine, bayrağına, özgürlüğüne sahip çıkar. Bu kompozisyon İl birincisi oldu.
Ankara' ya Milli Eğitim Bakanlığına gönderildi.(Yıl  1980 veya 1981) 
Erol, okuldan mezun olduktan sonra İstanbul'a gitti. Resim Öğretmenleri Alev Burhanoğlu ve Nilgün Ayşecik Çevik ile irtibatları devam etti. Çorum' a geldiğinde bir iki defa daha  görüştük. Bir de İstanbul'da Beyazıt Meydanında karşılaştık. Beni atölyesine davet etti. Kartını verdi ama ben ziyaret fırsatı bulamadım. Erol' un başarılı bir reklam ajansı ve sanat atölyesi sahibi olarak ülke çapında büyük organizasyonlara imza attığını gördük, okuduk, iftihar ettik.
Televizyonlarda yayınlanan, dikkat çeken, bir milli hassasiyet yaratan kısa film vardı. Türk bayrağının dalgalanmasını istemeyen düşman, bayrağımızın göndere çekilmesini sağlayan mekanizmasını bozuyor ve ağır ağır  bayrağımız aşağı inerken Türkiye semalarında bir güneş tutulması gibi kararma ve solgunluk meydana geliyordu. Yurdun dört bir yanından koşan insanlarla bu kuleye tırmanan bir gencin çözülmüş ipi yakalamasıyla tekrar bayrağımızı yükselterek dalgalandırmasıyla güneş yeniden ülkemizi aydınlığa boğuyordu.  Bu kısa filmi ilk seyrettiğim an aklıma Erol'un anlattığım kompozisyonu geldi ve bu filmi herhalde Erol çekmiştir dedim. Yanılmamışım.
15 Temmuz gecesi de oğlu ile birlikte öyle bir şaheser meydana koydular ki, önce bayrak oldular, sonra şehit olup arşa yükseldiler. Ruhları şâd olsun.
Öğretmenin görevlerinin en önemlisi; beraber olduğu öğrencileri içinden en yetenekli ve gelecekte gerçekten parlak bir öğrenci potansiyeli  olanları seçip onların kabiliyetleri yönünde gelişmelerine daha fazla ihtimam göstermektir. Çorum İmam Hatip Lisesi’ne Erol Olçok' un ismi verildi. Emekli bir öğretmen olarak duamız ve beklentimiz odur ki, burada okuyan gençlerimizin bu şehit ağabeylerinin isminin ardındaki tarihi derinliği ve manevi gücü tam kavramış olarak hayata atılsınlar. (İdrak Dergisi)