Bugün :

Bülent Gökgöz


Şehid İskilipli Atıf Hoca ve İade-i İtibar


03.12.2011 09:27:55 -237

 

Kemalizm'in yakın tarihte ürettiği ve Anadolu halkının yaşadığı acılarla yüzleşmeye başlanmasını, doğru yönde ve desteklenmesi gereken olumlu adımlar olarak değerlendirebiliriz. Devlet eliyle işlenmiş Dersim katliamı dolayısıyla Başbakan'ın yaptığı özür, onlarca yıldır inkâr edilen bu trajediyi kitlesel olarak anlamaya yönelik toplumda bir imkân oluşturdu. Ancak yaşanan Dersim katliamının asıl failinin kim olduğu konusu yeterli ve doğru bir metodla tartışıl(a)madı. 'Devrim kanunlarının' Anadolu halkına yaşattığı acıların faturasını emir erlerine tahvil etmek, ülkede halen sorgulanamaz kişi kültünün, tabusunun ne kadar koyu olduğunu da bir kez daha ortaya çıkardı.
İskilipli Atıf Hoca'nın idam sehpasına gönderilerek şehid edildiği günlerde de ülkenin yönetim şekli merkeziyetçi ve totaliterdi. Üniter, merkeziyetçi yönetim şekillerinde kurucu liderler, şefler ülkeyi tek elden ve kendi emirleri doğrultusunda yönetirler. Almanya'da Adolf Hitler, İtalya'da Mussolini gibi 'Faşist' yönetimlerde kurucu önder olan 'Şef'ler, ülke genelindeki tüm önemli uygulama ve politikalardan haberdardırlar çünkü kendilerinin denetimi dışında bir kanun ya da uygulama söz konusu olamaz. Dolayısıyla yaşanan acıların müsebbibinin kim ya da kimler olduğu arayışları aynı anda ülkelerin yönetim şekli de göz önünde bulundurularak cevaplandırılması gerekir.
İskilipli Atıf Hoca meşhur Fatih Medresesinde müderrislik görevini icra ediyordu. Öncesinde Kabataş Lisesi'nde Arapça öğretmenliği yapmış aktif bir âlim idi. Daha sonra Medreseler Umum Müdürlüğüne tayin edildi. İslam ümmetinin neden yetim kaldığının farkına varmış, Anadolu halkının da yaşadığı acıları ve sebeplerini idrak etmiş aktif bir öncüydü. Mehmet Akif ile birlikte Sebilürreşad'da, Beyan'ül Hak dergisi, Mahfil ve Alemdar gazetelerinde de İslam düşmanlarına karşı makaleleriyle mücadele veriyordu. Sinop, Çorum, Boğazlıyan ve Sungurlu cezaevlerinde 1,5 yıl sürgün hayatı yaşadı. Teal-i İslam(İslam'ı Yüceltme) Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer alarak İzmir'in Yunan işgaline karşı ilk protesto bildirisini yayınladı.
Mirat-ül İslam, İslam Yolu, İslam Çığırı, Din-i İslam'da Men-i Müskirat, Nazar-ı Şeriatta Kuvve-i Berriye ve Bahriye, Tesettür-ü Şer'i, Muayenet üt Talebe, Medeniyyet-i Şeriyye, Frenk Mukallitliği ve Şapka gibi eserlere de imza attı. Atıf Hoca'nın ünü Osmanlı topraklarını aştı. Hoca'nın ilmi ve İslami kariyeri Japonya'ya kadar ulaşır ve ilminden faydalanmaya çalışan Japon büyükelçiliği onu ziyaret ederek taltif eder.
Frenk Mukallitliği(Batı Taklitçiliği) ve Şapka adlı 32 sayfalık risalesinden dolayı önce Giresun İstiklal Mahkemesinde yargılandı ve berat etti. Ancak Ankara İstiklal Mahkemesi onu tekrar hukuksuz bir şekilde yargılar. Savcı üç yıl hapis ister, hâkim idam kararını verir.
'Yargı despotizmi' hukuku geriye doğru işletmiş, daha önce Maarif Vekâleti (Eğitim Bakanlığı) tarafından onaylanmış bir kitaptan dolayı yargıladığı Atıf Hoca'yı idama mahkûm ederek cezasını infaz eder. Kimsesizler mezarlığına defnedilir ve devlet politikası gereği mezarı da onlarca yıl sır gibi saklanır. 82 yıl sonra ilk defa cenaze namazı kılınır!
Kısacası Atıf Hoca, halkın arasında hem muallim, hem de İslam'a hizmet eden bir öncü idi. İdam edilmek istenen aslında onun düşünceleri idi. İslami kimliği ve değerleri savunması, Batılılaşma politikaları önündeki en büyük engellerdendi. Anadolu halkını Batılı toplumlar gibi dizayn etmeye çalışanlar, İslami kanaat önderlerini İstiklal Mahkemelerinde idam ederek toplumla olan bütün bağlarını, irtibatlarını kesmişlerdi. İslami kanaat önderleri tasfiye edilen toplum artık kolayca batılılaştırılabilirdi. Onun tüm birikiminden, ilminden mahrum bırakıldık.
Hülasa, Şehid İskilipli Atfı Hoca'nın da itibarının iade edilmesi vakti gelmedi mi? Geldi ise nasıl bir özür yaşanan onca acıları unutturup itibarını iade eder? Hangi özür mahrum bırakıldığımız ilmini bize geri kazandırabilir? Bu sorular mutlaka cevaplandırılmalı.
Şunu unutmamalıyız: Atıf Hoca'nın düşüncelerini üzerimizde taşıdığımız, yaşamlaştırdığımız vakit ona ve İslam'a hürmet etmiş, itibarını iade etmiş oluruz. İslam'ın değerlerini hayatın içerisinde ve tüm cahili engellere rağmen görünür kılmaya çalışıyor isek itibarını ve itibarımızı iade etmiş oluruz.
Allah, vahyi diriliğimizi yeniden kazanıp öncü âlimlerimizin izinden gitmeyi nasip etsin.
(Bu arada bir öneri olarak yeni Adliye Sarayı yanında ve eski cezaevi üzerinde yeni inşa edilen parka "Şehid İskilipli Atıf Hoca Parkı"  adı verilemez mi? )



 

     
 
 
 
 

Han Yazılım
Çorum Hakimiyet Yeni Yazılım ve Tasarımıyla Yayında. Görüşleriniz için tıklayınız.