|
Sağlıklı beslenmenin sağlıklı yaşam için çok önemli olduğunu artık bilinen bir gerçektir. Son dönemde doğal hayatın bozulması, çevre kirliliğinin artması, daha çok kanser tanısı konulması, kalp hastalıkları ve felç gibi nedenlerden dolayı herkes yediği içtiği besinlere karşı daha duyarlı hale gelmiştir. Çünkü yanlış beslenme zamanla birçok hastalığın oluşumuna zemin hazırlayabilmektedir. Tersine sağlıklı beslenme ile de birçok hastalığın gelişimi önlenebilmektedir. Özellikle yüksek kalorili, fazla karbonhidratlı beslenme sonucu şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliği giderek artmıştır.
Ancak sağlıklı beslenme alışkanlığı zaman içinde bir takıntıya da dönüşebilir. Bu takıntıya ortoreksiya nervosa ismi verilmektedir. Bu kişilerde biyolojik, organik ve saf yiyeceklere karşı hastalık derecesinde bir ilgi vardır. Bu aşırı ilgi kişinin fonksiyonelliğini ve hayat kalitesini bozabilmektedir. Sağlıklı ve saf yiyecekler yeme arzusu yıllar içinde giderek daha da artabilir. Zamanla bu kişiler neredeyse her dakika yemek düşünür hale gelebilirler. Hatta bir süre sonra sadece kendi satın aldığı ve hazırladığı yemekleri yemeye başlarlar.
Bu kişiler yediği yemeği abartılı bir şekilde inceler. Ürünlerin ambalajlarını ve üzerinde yazan bilgileri detaylı bir şekilde anlamak ister. İçinde kanserojen madde, hormon, boya ve katkı maddesi olup olmadığına mutlaka anlamalıdır. 1 gram bile katkı maddesi olmaması önemlidir. Aşırı korkular bazen az yeme ve kilo vermeye neden olabilir.
Daha çok 20-40 yaş grubu arasında, sosyoekonomik ve kültürel düzeyi yüksek kişiler arasında görülmektedir. Bu durumdaki kişilerin daha çok kentsel bölgelerde yaşamaktadırlar.
Bu rahatsızlık temelde bazı ruhsal sorunları olan bireylerde görülmektedir. Bu kişilerde başka durumlarla ilgili takıntıların görülmesine de sıklıkla rastlanır. Bu insanlar aşırı kaygılı ve genellikle mükemmelcidir. Günümüzde güzellik kavramını zayıf kadın ve atletik erkek üzerine kurulması da bu rahatsızlığı beslemektedir. Medyada her gün sağlıklı diyet ve ürünlerin içerikleriyle ilgili bilgiler de önemli etkendir. Kadınlarda daha sıktır.
Bu kişiler kendi bireysel inanışlarına bağlı olarak bir besinin sağlıklı ya da sağlıksız olduğuna karar verirler. Örneğin sağlıklı olan bir besini sağlıksız, sağlıksız olanı ise sağlıklı olarak nitelendirebilirler. Bu kişiler için yiyecek rafine olmamalı ve olabildiğince saf katkısız olmalıdır. Bir ürünün işlenmemiş olması tercih edilmesi için bir sebeptir. Bu yüzden vitamini kaybolmasın diye çoğu sebze ve meyveyi çiğ yemeyi düşünürler. Aslında ortoreksiyalılar için bilinen bir evrensel menü yoktur. Tek hedef katkısız, en doğal, en temiz, en taze besini almaktır. Özellikle tazelik çok önemlidir. Topraktan çıkan ürün en kısa zamanda tüketilmeli mümkünse buzdolabına girmemelidir.
Bu kişilerin sürekli olarak sağlıklı besinleri bulma ve hazırlama çabaları nedeniyle, kendi evleri dışında mümkün olduğunca bir şey yemez ve içmezler. Misafirliğe gitmemeye veya gitseler bile orada yememeye çalışırlar. Genellikle bu yüzden yalnız yemek yemeyi tercih ederler. Eğer mecburiyetten dolayı bu tür besinler dışında yemek zorunda kalırlarsa, büyük bir suçluluk ve pişmanlık duyarlar. Sonuç olarak giderek toplumdan uzaklaşır ve yalnızlaşmaya başlarlar.
Bu takıntı sonucu kişide iletişimde bozulmalar başlayabilir. Çünkü girdiği ortamlarda bir şekilde konuyu bu yiyeceklere getirmektedirler. Çünkü beslenme ve sağlıklı yiyecekler onlar için çok önemlidir. Bazen de hayattaki tek var olma kaynağıdır.
Bu rahatsızlık kişiye zarar vericidir. Ancak bir taraftan da bireyin yaşantısındaki bazı sıkıntılarından uzaklaşmak için kullandığı bir savunma mekanizması olabilir. Yani bu tür yiyecekleri düşünmek bazı yaşam streslerinden uzak kalmayı da sağlayabilir. Hayatını olduğu gibi, dolu dolu ve mutlu bir şekilde yaşayamayan kişiler için bu rahatsızlık bir kaçış noktası olabilir. Örneğin kişinin çocukluğunda yaşadığı ağır sorunlar yüzünden, bugün çevresi ve dış dünya ile olan sorunlarda başa çıkmasında zorluklar vardır. Buradaki sıkıntıları yenebilmek için bilinçaltı böyle bir savunma mekanizmasına baş vurabilir. Kişilerin çevreye ve gıdalara olan güvensizliği, temelde kendilerine olan güvensizlikten kaynaklanabilir. Yaşanan çaresizlikleri ya da anlamsızlık duyguları böylece zihinden uzaklaşmış olur.
Burada normal ve anormal arasındaki sınırın ne olduğu önemlidir. Kişinin doğal besinlere önem vermesi, bazı besinlerden vaz geçmesi bu rahatsızlığın kapsamına girmez. Rahatsızlığı olan kişilerin sosyal hayatlarında ve mesleki işlevselliklerinde bazı bozulmalar olur.Çünkü zamanının çoğu bu besinleri incelemekle geçmektedir. Bu durumdaki kişiler günde en az 3 saat bu besinleri düşünmektedir.
Ortoreksiya nervosa diğer birçok ruhsal hastalıkta olduğu gibi önümüzdeki yıllarda görülme sıklığında artış olacaktır. Kısacası çağımız insanının gelecekte çok sık yakalanacağı bir bozukluk diyebiliriz. Çünkü zayıf olmak toplumda güzellik, çekicilik ve başarı simgesi olarak algılanmaktadır. Bu yüzden de beslenmeye, dış görünüşe, cinselliğe aşırı vurgu yapılmaktadır.
|