Kudüs Ümmetin Kalbidir

Paylaşın:

Facebook Twitter Google

ABD Başkanı Trump’ın, Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs'ü, İsrail'in başkenti olarak tanıması ve büyük elciğini de Kudüs’e taşıyacağını açıklaması infiale yol açtı. 
Dünyanın her tarafında Müslümanlar sokaklara dökülerek ABD yönetimine ve İsrail'e lanet yağdırıyor. ABD'nin uluslararası hukuk kurallarını çiğneyen, İsrail yanlısı kararı, bu konuda hassasiyeti olan duyarlı Müslümanlar tarafından çeşitli yollarla protesto ediliyor. Bu karar Ümmetin kalbine saplanan bir hançerdir.
1967'den buyana yayılmacı işgal devleti siyonist İsrail'in katliamlarına ve göç politikasına şimdiye kadar hiç kimse engel olamadı. Şuana kadar Filistin'den gasp ettiği topraklara başka ülkelerden çeşitli vaatlerle getirerek yerleştirdiği Yahudilerin sayısı sekiz yüz bine yaklaşmış durumdadır. 
General Allenby komutasında ki İngiliz birlikleri 9 aralık 19017 tarihinde Kudüs'e girmişlerdi. Filistin'in dolayısıyla Kudüs'ün İngiliz güçleri tarafından işgal edilmesinin amacı, ulusları arası Siyonizmin bu topraklarda Yahudiler için devlet kurabilme yolunu açmıştı. Kudüs'ün işgalinin 100. Yıldönümünde Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve elçiliğinide Kudüs'e taşıyacağını açıklamasının bir tesadüf olmadığını ve önceden planlanan senaryonun uygulamaya konulduğunu görmekteyiz.   
Kudüs kararı için devletimiz ve milletimiz en sert tepkiyi gösterirken, Irak ve Fas ise ABD büyük elçilerini geri çektiler. ABD'nin sömürge aracı olarak kullandığı Arap kral, melih ve sultanlarından ise en ufak bir tepki göremedik. ABD'nin bu kararı işgalin onaylanmasıdır. Bu karar Müslümanlar açısından ise büyük bir yıkım olmuştur. Trump Amerika'da kendisini kurtarmak için İsrail lobisini arkasına almak için bu ahlaksız kararı ilan etmiştir. Şimdi Trump'a neden seçim kazandırıldığını daha iyi anlıyoruz. 
Kudüs ne zaman ki Müslümanların elinden çıkmıştır. Her türlü zulmün reva görüldüğü bir kampa dönüşmüştür. Yıllardır Filistin halkına reva görülen zulüm devam ediyor. Kudüs Müslümanlar için bir varoluş ve iman meselesidir. Kudüs sadece kutsal bir belde değil ulvi bir ruhtur. Kudüs ilk kıblemizdir. Peygamberimizin miracının başlangıç noktasıdır. Yani Kudüs izzetimiz, onurumuz ve haysiyetimizdir. Bu karar ise topyekun islam alemine açıktan bir savaş ilanıdır. 
BM kararını bir kenara bırakarak. Kudüsü İsrail'in başkenti ilan eden ABD başkanının bu tavrı kural tanımayan iki terör devleti İsrail ve ABD'nin birlikte hareket etmesinin son örneğidir. Bu İslam dünyasının özellikle de bölgemizin içine düşmüş olduğu durumun bir sonucudur. Yani önce aralarında Müslümanları birbirlerine düşürdüler sonra da İsrail'in hedeflerine ulaşmasını sağlayacak adımları attılar. Trump'un bu açıklaması ise aynı zamanda, Doğu Kudüs’ün gelecekteki bağımsız Filistin devletinin başkenti olması umutlarını söndürmeye yönelik bir adım olmuştur. İsrail, Doğu Kudüs'ü 1967 de ki altı gün savaşlarında işgal ederek başkent ilan etmişti 
Sürekli kırmızı çizgilerimizle oynayan ABD hassasiyetlerimizi tahrik ederek ülkemizi tökezletmeye ve kalkınmamızı engellemeye çalışıyor. Ülkemizin ekonomik olarak büyümesi, kendi savunma silahlarını kendisinin üretmeye çalışması, kendi gündemini kendisinin belirlemesi, bölgede bir güç ve söz sahibi olması ise hiç hoşlarına gitmiyor. Sürekli etnik ve mezhepsel hassasiyetlerimizi öne çıkarmaya çalışarak ülkemizi karıştırmaya ve bölmeye çalışıyorlar. Terör örgütlerine ise açıktan her türlü desteği veriyorlar. Helede Ortadoğu’da söz sahibi olmamızı ve sömürgelerine engel olmamızı istemiyorlar. İstiyorlar ki ortalığı karıştırmaya ve bu arada da malı götürmeye devam edelim. Bunun için de bölgede ve dünyada sürekli mazlumların sesi ve tek ümidi olan ülkemizi güçsüzleştirmeye ve yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Çeşitli ayak oyunları ile Irak ve Suriye yi parçaladılar. Halkın iradesi ile gelen Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’yi birtakım entrikalarla devre dışı bıraktılar. İsrail in önündeki en büyük engellerden biriside Mursi idi. Katar ise onların şerlerinden Cumhurbaşkanımızın hamlesi ile kurtuldu. 
Suudi Arabistan başta olmak üzere Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez ülkelerinden en ufak bir tepki gelmediği gibi israile açıktan veya gizli yollardan destek veren hainleri de gördük. ABD ve İsrail’i cesaretlendiren ve bu adımları atmalarına sebep, İslam ümmetinin bölünmüşlüğü ve sorumluluk bilincini yitirmemizdir. 
Kudüs Müslümanların kalbi ve ilk kıblesidir. Bu mübarek topraklarda siyonist İsrail'in kirli emelleri bertaraf edilmeli ve onun değirmenine su taşıyan şer güçlerin nefesleri de kısılmalıdır. Bugün islam coğrafyasında ki yeraltı ve yerüstü zenginliklerini işletenler Müslümanlar değil İslam düşmanlarıdırlar. Müslüman ülkelerinin birçoğunda ezanlar susmamış ama yöneticileri batılılara hizmet eden uşaklardan oluşturulmuştur.
Kudüs bütün müslümanların ortak derdidir. Eskiden belli kutsal topraklarımızda gözü olan Yahudilerin entrikalarını görmek isteyenlere TRT1'de yayınlanan "Payitaht Abdülhamit" dizisini izlemelerini tavsiye ederim. Dizide Yahudi devleti İsrail'i kurmak için ne fırıldaklar çevirdiklerini görmek mümkündür. O beldeleri kendilerine vermeleri karşılığında yüklü bir miktar para tekliflerine cennet mekan Abdülhamit Hanın: "Kan ile alınan bir yer ancak kanla verilebilir" cevabı üzerine de kızıl sultan demişlerdir. Çünkü o Kur an da ve hadislerde bildirildiği üzere onların ne hain ve zalim millet olduklarını biliyordu. Ve yine her fırsatta Peygamberimiz (a.s) a yaptıkları ihanetleri de biliyordu. Ümmet şuurunu kaybedenlere ise bunları anlatmak çok zordur. Yahudilerin entrikaları ve yayılmacı politikaları ise ancak bilinçlenen ümmetin feraset ve basireti ile durdurulabilir. 
Yüce Rabbimizin Kur an'da  kendisini de çevresini de mübarek kıldığını bildirdiği, biz müslümanlarca vazgeçilmezlerden olan, islam tarihinde müstesna bir yeri bulunan Mescidi Aksa, miracın durağı, İsra'nın mukaddimesi, müminlerin ilk kıblesi, şehitlerimizin, gazilerimizin ve Selahattin'i Eyyubi'nin emaneti, Abdülhamit han'ın mücadelesi, direnişin ve cihadın yapıtaşı olan Kudüs ve Mescidi Aksa şuanda mahzun.     
Kudüs ne sloganlarla özgürlüğünü kazanır ne de İsrail beddualarla yıkılır. Top yekun ümmet bilinçlenerek Kudüs davasını kendilerine dert edindikleri gün, Allah'ın izni ile Kudüs, Mescidi Aksa ve oradaki mağdur, mazlum, muzdarip Müslümanlar kurtulacaklardır.