Bugün :

Çorum’da çocuk oyunları üzerine


 


03.04.2013 08:55:22 -949

 

Geçtiğimiz ay içinde "Çorum'da Çocuk Oyunları" üzerine bir panelimiz  oldu. Bu panel için hazırladığım konuşma metnini panel modaratörü (uzlaştırıcı) olarak tamamını aktarma imkanım olmadı. Dosyamda kalmasına gönlüm razı olmadı. Paylaşayım istedim. Çocuk; ailenin süsü, hayatın neşesidir. Çocukluk, insan ömrünün en güzel zaman kesitidir. Çocukluğumuzdaki oyunları anımsadığımızda hafızalarımızda tatlı, şirin ve tadı damakta kalmış hatıralar canlanır.


Oyun ve çocuk birbirini tamamlayan vazgeçilmez bir ikilidir. Hatta çocuk demek, oyun demektir, dersek yanılmış olmayız. Türkçe Sözlüğümüz oyunu şöyle tanımlıyor: Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence.


 Oyun sözcüğünün bu karşılığından başka anlamları da var. Oyun=kumar.  Oyun= şaşkınlık uyandırıcı hüner, hokkabazlık, cambazlık.


 Sahne veya mikrofonda oynanmak için hazırlanmış eser.  Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan çevikliğe  dayanan her türlü yarışma. Akdeniz Oyunları, Olimpiyat Oyunları ...


Bizim konumuz çocuğun zamanını dolduran kuralları olan veya zaman  zaman da kuralları olmayan meşguliyetleri, eğlenceleri. Oyun çocuğu hayata hazırlayan ona yaşama gücü veren anne sütünden sonra en güçlü olmazsa olmaz bir doyum aracıdır. Yiyecekler fiziki bünyeyi, oyunlar ise çocuğun ruhunu doyurur. Oyundan mahrumiyet, çocuğa verilen en büyük ceza ve bunun sürekliliği ise çocuğa yaşatılacak en büyük kötülüktür.


Prof. Dr. Özdemir Nutku "Oyun Çocuk Tiyatro" adıyla yayınladığı kitabında oyun için şunları söylüyor. "Oyun kültürün kaynağıdır. İnsanın mutlak özgürlüğüdür. Oyun, anlamı ve toplumsal işlevi olan bir etkinlik biçimidir. Çeşitli toplumlardaki törelerin, anlayışların, sözlü gelenekteki kuralların kaynağı da oyundur."
 Oyun çocuğun en doğal hakkıdır. Çocuğa bu hak, yani oyun hakkı en son noktasına kadar sağlanmalıdır. Çocuk oyunla büyümelidir.


Oyun, bir uyumdur. Oyun, bir pratiktir. Oyun çocuk için en büyük uğraştır. Çocuk oyun sayesinde hayat tecrübesi kazanır, yeteneklerini geliştirir, kurallara uymayı ve uyumlu hareket etmeyi öğrenir. İnsanlık tarihinin her devresinde çocuklar için oyunların var olduğu bilinen bir gerçektir. Dünyanın her bir yöresinde çocukların oyun oynadıklarını görüyoruz. Hatta dünyada oynanan oyunlar üzerine yapılan araştırmalar ve bu konuda yazılan kitaplarda birbirinden binlerce kilometre mesafelerde aynı oyunların oynandığını görüyoruz. Yaşanılan coğrafyanın özellikleri, oyunların oluşumunda da etkili oluyor. Oyunların şekilleri ve oyun sözlerinin oluşmasında, yaşanılan sosyal çevrenin etkileri de çok açık görülebiliyor.


Günümüzde çocukların oyun mekanları, geçmişe göre çok değişmiştir. Geçmişte, bizim çocukluğumuzda bundan bir 60 yıl öncesinde oyun mekânları, geniş bahçeli evlerin avluları, sokaklar, mahalle içindeki meydanlıklar, uçsuz bucaksız kırlar iken günümüzde çocuk parkları, kreşler ve okul bahçeleridir. Oyun araçları da zaman içinde farklılaşıyor. Dünün çocukları, çaput toplarla, toprak bilyelerle, keçi ayaklarından çıkan aşık denilen kemiklerle arkadaşlarıyla oynarken bugün, plastik sanayinin en cazip üretimleri, elektronik dünyasının en son mamulleri ile yalnızlık içindedir.


Oyunlar oynandıkları çevrelerin kültür zenginliği sayılmaktadır. Genç kuşaklara toplumlarının sahip olduğu tarih ve kültür aktarımı yapılmazsa yeni kuşaklar öz mirasları olan zenginliklerinden habersiz kalırlar. Bu durum kültürel yönden bir yenilenme değil, kültürel yönden bir fakirleşmeye yol açar. Çağın bilim-fen ve teknoloji yenilikleri takip edilmekle beraber sahip olunan gelenek, görenek ve zengin maddi ve manevi kültür mirası genç kuşaklara mutlaka tanıtılmalı ve yaşatılması için gayret gösterilmelidir.


 Çocuk oyunları, insan denen canlının en doğal yaşadığı dönemin ihtiyaçlarını karşılar. Bu ihtiyaçlar; hareket, beraberlik- arkadaşlık, sosyal donanımlar kazanma, öğrenme ve yaşama sevincini duyma gibi sıralayabileceğimiz fiziki ve ruhsal ihtiyaçlardır.


Kastilya Kralı X. Alfanso Avrupa Edebiyatında ilk oyunlar kitabını derleyen kişi olmuş. Anadolu'nun geçmişe ait kültür ve medeniyetine ait ele geçen vazoları, heykelleri ve duvar süslemeleri üzerinde yer alan; küçük büyük oyuncular ve oyun araçları resimleri bulunduğunu müzelerimizde görüyoruz.


 Dede Korkut Kitabı'nda; Bayındır Han senede bir gün boğa ile erkek bir deveyi savaştırır, güreştirir. Boğa salındığı zaman çocuklar meydanlıkta aşık oynamaktadır. Çocuklara kaçın derler. Kabileden olan üç çocuk kaçar. Dirse Hanın oğlancığı kaçmaz.  Hikayenin devamında aşık oynayan Dirse Hanın oğlu, Boğa ile güreşecek ve boğanın alnına dayadığı elini çekip boğayı tepe üstü düşürecek ve boğazlayacaktır.


 Dedem Korkut gelecek ve bu oğlancığa Boğaç adını verecektir.


 Han Bayındır'ın huzurunda Bey Pay Püre, oğullu ve kızlı beylerle bir arada iken çocuksuz oluşunu hatırlayıp gelecekte yerine geçecek bir evladının olmayışına çok üzülüp ağlar. Pay Püre'nin ağladığını gören beyler ağlamasının sebebini öğrendiklerinde birlikte dua ederler. Pay Püre'ye Allah bir oğul verir. Pay Püre sevinç içinde boyundaki bezirgânları yakın uzak diyarlara gönderir, oğluna vereceği armağanları bulup getirmelerini ister.


 Bezirgânların getirdikleri oyuncaklar, armağanlar: deniz tayı bir boz aygır, ak kirişli bir yay ve altı kanatlı bir gürz getirmişlerdir.


Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME kabul edilmiştir. Bu sözleşme Türkiye tarafından da kabul edilerek 27 Ocak 1995 tarihli ve 221841 sayılı
 Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.


 Bu sözleşmenin 31. maddesi aynen şöyledir:


 Madde 31


 1- Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.


 2-  Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.


Çorum'da geçtiğimiz yıllarda Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yaptığı bir derleme çalışmasında İlköğretim okullarımızda 86 çeşit oyun tespit edilmiştir.


 Ben çocukluğumda oynadığımız oyunlar üstüne bir derleme çalışması yapmıştım. Bizim çocukluğumuzda da hemen hemen aynı sayıda oyun çeşidi vardı. Bizim oyunların adları içinde yabancı bir dilden kelime ile adlandırılan oyun pek yoktu.


Milli Eğitim Müdürlüğünün yaptığı derlemeler içinde "Dallas Kapısı" diye bir oyun adıyla karşılaştım. Bu oyunun derlendiği yer Osmancık'ın Girinoğlan Köyü İlkokulu. (Herhalde Dallas dizisinin gösterildiği yıllardan kalma bir oyun adı olmalı.)


Bu oyunlardan bazılarının adları değişik olmakla beraber aynı oyun olduğu görülüyor. Farklı yerlerde başka bir ad altında aynı oyun oynanıyor. (Örnek: Sayfa 39'da Laçin'de oynanan "El El Üstünde Kimin
Eli Var Oyunu" ile sayfa 66'da ki İskilip'te oynanan "Kümbürküt Oyunu" aynı oyundur.)


 Çorum'da Oynanan Çocuk Oyunları Adları :


Körebe (Göz Bağlambaç)-Siğnenbitti- (Saklanbaç)-Çelmeli Top-Elemsema -Gök Kuşağı. (Bir çeşit top oyunudur)-Emenli Top-Bindiğim Eşek-Eşeğim Küreye-Hodak-Çelik Çomak-Gömme Çelik Oyunu-Uzun Urgan Oyunu-Naç-Coş-Aşık (Düşmeli-Çizili)-Taşenek- Deşenek- (Toprak veya cam bilyeler)-Yılan-Kulüp-Gazoz-Ökkel-Dalya-Cüz-Beş Taş-Dokuz Taş-Kaçak- Polis-Topaç-Ayı çevirmek-Hamambiç-Birdirbir-Aç kapıyı Bezirgân Başı-Uçan kuş-İpli-Sıçankuş-Tahtalıkuş-Uçurtma-Köşe Kapmaca-Mendil Kapmaca-Kibrit Alma-Patlanguç-Emen-Kayısı çekirdekleriyle oynanır- Met-Yağ satarım-Bal satarım-Evcilik-İpten Hızar Yapmak-Kapı Tıklatmak-Çember -Çevirmek-Ata binmek -Sopadan atlar-Çiğitten düdük yapmak-Söğüt veya kavak dalarından düdük çıkarmak-Buzda Kaymak-Kızak  kaymak-Kardan adam yapmak-Yumurta dövüştürmek-El sende-Çiğdem  gezmek-İp atlamak-Anahtar Patlatmak-Hayalet olmak-Deve Güreşi-Salıncak-Can Yaktı-Yattı Kalktı Kabak-Çöğdürüm çüş (tahterevalli)-Güvercin Taklası-El El Üstünde Kimin Eli Var?- Can yaktı- Tek mi çift mi? ve unuttuklarımız...



 

     
 
 
 
 

Han Yazılım
Çorum Hakimiyet 24 Yaşında.