Arkadaş

Arkadaş, birçok konuda ortak paydaları olan, anlaşabilen, birbirine destek verebilen veya bir takım menfaat veya çıkarların bir araya getirdiği kişiler demektir. Genelde hepimizin de arkadaşları vardır. Her insan, yaratılış fıtratının gereği olarak arkadaşlara ihtiyaç duymaktadır. Birlikte yaşama ihtiyacı da bunu gerektirir. Çünkü insanoğlu, diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı içerisinde yaratılmıştır. 
Yalnızlık Allaha mahsustur diye meşhur bir sözümüz vardır. Yalnız yaşamak insanlara zor gelir. Aynı mahallede, okulda veya başka yerlerde çeşitli arkadaşlar veya arkadaşlıklar kurma gereği hissedilir. Bunun için hepimizin de dost ve arkadaşları vardır. Şunu da belirtmek gerekir ki arkadaşlık ve dostluk kavramları aynı anlamlara gelmez. Bu iki kavram halk arasında bazen aynı anlamda kullanılsa da, dostluk arkadaşlığın ilerlemiş halidir. (Bir sonraki yazımızda da inşallah dostluk üzerinde duracağız) Mesela arkadaşımız çoktur da dostumuz azdır. Arkadaş, beraber zaman geçirdiğimiz, konuştuğumuz kimselerdir. Arkadaşların, insan kişiliği üzerindeki etkileri de önemlidir. "Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim"  "Üzüm üzüme baka baka kararır" gibi atasözlerimiz boşuna söylenen sözler değildir. Genellikle aynı karaktere sahip olan insanların arkadaşları uzun vadeli olur. Veya farklı şahsiyetteki kişiler arkadaş olsalar bile ya uzun vadeli olmaz veyahut ta zamanla birbirinden etkilenir ve birbirinin karakterine bürünebilirler. Bunun için bilhassa gençler, arkadaş seçerken dikkatli olmalı, kendisini kötü davranışlara sevk edecek kişilerden uzak durmalıdırlar. 
Rebâh b. Rebî: "Peygamberimiz ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Resulullah her üç kişiye bir deve vermişti. İki kişi deveye biniyor, üçüncüsü de deveyi çöllerde sürüyordu. Resulullah yanımızdan geçtiği sırada ben yürüyordum. Bana: "Rebâh, yürüyorsun" dedi. "Ben deveden henüz indim. Şimdi sıra arkadaşlarımda" diye karşılık verdim. Daha sonra Peygamberimiz arkadaşlarımın yanına geldi. Onlar hemen deveyi çöktürerek indiler. Yanlarına gittiğimde bana: "Şu deveye bin ve geri dönünceye kadar da inme, biz seni takip ederiz," dediler." "Niçin", diye sordum. "Çünkü Resulullah senin için; "Doğrusu salih bir arkadaşınız var. Ona iyi davranın," buyurdu" diye cevap verdiler." (Y. Kandehlevî, Hayatü's-Sahabe, III, 1086)
Böyle salih arkadaşlar edinmek gerekir. Peygamberimiz "Mümin, mümin kardeşinin aynasıdır. " (Tirmizî, Birr, 18)  "İnsan (kıyamet günü)sevdikleri ile beraberdir" (Buhârî, Fezâilu Ashabi'n-Nebî, 7) buyurulmuştur. Arkadaş seçerken dikkat etmek gerekir. Çünkü insan sevdiğinin kusurunu göremez ve eksikliklerini de fark edemez. Onun ahlâkını benimseyebilir. Rastgele bir arkadaş seçimi insanı felâketlere sürükleyebilir. Arkadaş seçerken de Akıllı, güzel ahlaklı, edepli, hayâ duygusuna sahip, Allah'tan korkan, peygamberine ümmet olabilen insanlar olmasına dikkat etmelidir. Aksi takdirde kötü bir arkadaş dünyanızı da ahiretinizi de size zindan edebilir. Kötü arkadaş, başkalarının sizin için besledikleri iyi duyguları da yok edebilir. Hani derler ya "Akılsız dost, akıllı düşmandan daha çok zarar verir" Anne ve babalarda, arkadaş seçiminde çocuklarına yol göstermeli, ar, edep, haya gibi duyguları öğretmeli ve devamlı takip ederek hayatına yön vermeye çalışmalıdır. Kimlerle dost ve arkadaşlık kurmaları gerektiği ve kötü arkadaşların kendilerini sürükleyecekleri felaketler hakkında uyarmalıdırlar. 
İslâm toplumu, müminlerin oluşturduğu ve esası iman üzerine kurulu bir kardeşlik ve arkadaşlık toplumudur. Bu arkadaşlıkta ortak payda Allah'a itaat ve Resulüne bağlılıktır. Bu cemiyette arkadaşlıklar ve dostluklar, dünya menfaati için kurulmaz. Arkadaşlıklar ahirette Resullerle, sıddîklerle, şehitlerle ve salihlerle beraber olmak ve Allah'ın rızasını kazanarak, ahiretteki nimetine nail olmak için kurulur. "Eğer siz o (Resule) na yardım etmezseniz iyi bilin ki Allah ona yardım etmişti. Hani yalnız iki kişiden biri olduğu halde (Mekke'den) kâfirler tarafından çıkarılmıştı. İkisi de mağarada iken arkadaşına: "Üzülme, Allah bizimle beraberdir." diyordu. Allah ona yardım etti, kalbini yatıştıran huzur ve güvenini indirdi. O'nu sizin görmediğiniz askerlerle destekledi. İnanmayanların sözünü alçalttı. Yüce olan yalnız Allah'ın sözüdür. Allah, daima üstündür ve hikmet sahibidir" (Tevbe 40) Bu ayette, Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretine işaret vardır. Hatırlanacağı üzere Ebu Bekir El Sıddık ile birlikte Medine ye hicret eden Peygamberimizi müşrikler yolda yakalamak için çok sıkıştırmışlar, her ikisi de bir mağaraya saklanmışlardı.  Ebu Bekir El Sıddık in bu arkadaşlığına ve desteğine, Yüce Rabbimizde ayeti kerime ile onlara yardım ettiğini ve koruduğunu bildiriyordu. 
Saîd Cubeyr'den rivayetle: Ensar'a mensup birisi, Resulullah'ın huzuruna geldi. Adam mahzundu. Resulullah buyurdu ki: "Seni üzgün görüyorum, neden" o da dedi ki: "Ya Resulullah, beni bir şey düşündürüyor"  Peygamberimiz; "Nedir o" o da "Biz her gün akşam sabah sizin huzurunuza geliyoruz. Yüzünüze bakıyor meclisinizde bulunuyoruz. Yarın siz Resuller birlikte olacaksınız. Yücelere varacaksınız. Ama biz, size nasıl vasıl olabiliriz ki? Peygamberimiz sustu ve bir süre sonra da, Cibril-i Emin Cenâb-ı Hak'tan "Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehitler ve salih kişilerle beraber olacaklardır. Bunlar ne güzel arkadaştır!" Nisâ Suresi 69. Ayeti kerimesini inzal buyurdu der. Kur'an'ın müminlere bu müjdesi, ne güzel bir mutluluktur. Dünyada biri birini Allah için sevmiş, birbirine destek verip yardım ederek kardeşlik kurmuş müminler, ahirette, Rahim olan Allah'ın huzurunda şerefti bir arkadaşlık içerisindedirler. Müminlere bu imkanın, Allah'a ve Resulüne itaatle elde edilebileceğinin müjdesi verilmiştir.
Bazen de insanları birbirine bağlayan şeyler çıkarları oluyor. Menfaatlerin bittiği yerde arkadaşlıklarda bitiyor. Hakiki arkadaş ve dost kişinin, kara gününde de yanında bulabildiği kimselerdir. Maalesef günümüzdeki arkadaşlıkların çoğu Allah rızasından daha ziyade menfaat ve çıkar hesaplarına dayanıyor. 
Akıllı bir Müslümana düşen ise, arkadaş seçimi yaparken, Kuran ve sünneti kendisine referans kaynakları kabul eden, güzel ahlaki meziyetlere sahip olan, kişilikli kimseler olmalıdır. Kendisini hak yoldan ayırarak ahirette pişmanlığa sürükleyecek, kötü arkadaşlardan da özellikle uzak durmaktır. 

YORUM EKLE