‘Açlık ve yoksulluk bütçesine hayır’

Birleşik Kamu İş İl Temsilcisi İlhan Yaşar, “Halktan ve emekçiden yana olmayan 2020 bütçesine karşı 14 Aralık’ta Ankara Tandoğan’da olacağız.” dedi.

‘Açlık ve yoksulluk  bütçesine hayır’

Birleşik Kamu İş İl Temsilcisi İlhan Yaşar, “Halktan ve emekçiden yana olmayan 2020 bütçesine karşı 14 Aralık’ta Ankara Tandoğan’da olacağız.” dedi.

2020 bütçesinin halkın değil sermayenin bütçesi olduğunu ifade eden Birleşik Kamu İş İl Temsilcisi İlhan Yaşar, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: “2020 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın TBMM'ye sunulması ile bütçe görüşmeleri başlanmıştır. Bu yıl merkezi yönetim bütçesinin 1 trilyon 96 milyar TL olması öngörülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ise ilk kez bütçe büyüklüğü 1 Trilyon TL'yi aşmış durumdadır. Bütçenin bu kadar büyük bir miktara ulaşmasına rağmen bu yılda bütçeden emekçilerin ve yurttaşların payı zam ve ek vergiler düşmektedir. Kısacası bütçe halkın ve emekçilerin bütçesi olmaktan uzaktır.

Ülkemizde çalışma yaşamını, yurttaşların mutfaklarına girecek gıdaları, asgari ücretlileri, ailelerin temel tüketim malları ile doğalgaz ve elektrik gibi pek çok hizmeti etkileyecek "2020 Merkez Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı" yoksuldan toplanıp zengine dağıtılan bir anlayışla hazırlanmıştır. 2020 yılı bütçesi kamu kurumları içerisinde eğitime 176.1, sağlığa 188.6, savunma ve güvenliğe 141.1, kamu yatırımlarına 88.5, tarıma 33.4, reel sektör desteklerine 44,5, mahalli idarelere 97.3, sosyal yardım harcamalarına 69.5 milyar lira bütçe ayrılması planlanmıştır.

Eğitim ve sağlığın tamamıyla paralı hale getirildiği koşullarda kamucu politikalar neredeyse ortadan kaldırılmıştır. Eğitimi ve sağlığı tamamen "piyasacı" bir bakış açısıyla yönetmeye çalışan siyasal iktidar; eğitim ve sağlıkta başta olmak üzere toplumsal yaşamın hemen her alanında müşteri odaklı yaklaşım sergilemektedir. Eğitimde ve sağlıkta yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme sonucunda ortaya çıkan uygulama bir çöküntü yaratmıştır.
2020 yılı bütçesi AKP iktidarının 17 yıldır uygulanan ranta dayalı, dışa bağımlı bir ekonomi politikasının sonucunu yansıtmaktadır.
İktidarın kamu hizmetlerine yeterince kaynak ayırmak, gerçek anlamda istihdam arttırıcı politikalar benimsemek, dolaylı vergileri azaltmak, ücretli emekçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak ücret politikaları uygulamak gibi bir derdinin olmadığı anlaşılmaktadır.

2020 yılı bütçesinden kamu personeline 333,9 milyar lira, emekli aylıkları için 365,9 milyar lira kaynak ayrılmıştır.  Genel devlet bütçesinden hem kamu emekçilerine hem de emeklilere yapılan ödemelerin toplam tutarı 700 milyar lira olacağı öngörülmüştür. Kamu emekçilerine %3-4 oranında ücret artışı reva gören AKP iktidarı, doğalgazdan elektriğe ve temel tüketim mallarına %40-50 gibi yüksek oranda zam yapmıştır ve gün geçmiyor ki yeni zamlar yapılmasın.  İşçilere, kamu emekçilerine, çiftçilere, öğrencilere, emeklilere, EYT'lilere, kaynak ayırmaktan çok uzak olan bütçe sermayenin krizini çözmeye dönük politikalardan oluşturulmuştur.
 Gelir vergilerinde yüzde 11'lik bir artış öngörülürken, emekçiler tarafından üstlenilen ÖTV, Harçlar, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve KDV gibi dolaylı vergilerde yüzde 35'e yakın artış öngörülmektedir.
AKP hükümetinin kamu harcamalarını kısması, tasarruf tedbirleri almaya çalışması yurttaşları aldatmaya dönüktür. 2019 bütçesinin yurttaşlar için daha az maaş artışı ve ek zam ve vergi artışı olarak planlanmıştır. Halka 'kemer sıkmayı' dayatan iktidar; doğalgaza, elektriğe, köprü ve otoyol geçişlerine, tren, posta, alkollü içecek, sigara fiyatlarına ve birçok kamusal hizmete zam yapmayı hedeflemiştir.
2020 bütçesinde sanayi üretimi güçlendirmek adına yeterli kaynak ayrılmamıştır. Sanayisizleşme ve yatırımsızlık anlayışı korunarak 2019 bütçesinde yüzde 4 düşürülen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi, 2020'de de olduğu gibi korunmuştur.
Ülkemizde enflasyon, zamlar, faizler, adaletsiz vergi dilimleri, döviz kurundaki artış ve işsizlik sürekli artmaktadır. Açlığın ve yoksulluğun ülkemizde adeta sıradanlaştığı koşulları yaşanmaktadır. İşçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde krizin bedeli emekçilerin sırtına yüklenmektedir. Sonuç olarak, krizi derinleştiren, ekonomik-mali açmazları büyüten, uzun vadeli kalkınma planlamayan, kamucu politikaları terk eden, sürdürülebilir kamu hizmetini hedeflemeyen 2020 bütçesi halkın değil, sermayenin bütçesidir."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER