Eyne’l Mefer

Kıyamet suresi 10. ayette şöyle buyrulur:
Yekulu'l-insanü yevmeizin eyne'l mefer="İşte o gün insan, 'kaçacak yer var mı?' diyecektir."
**
İnsanoğlunun kıyamet günleri, bitmez; büyük kıyametten önce sık sık karşısına çıkar.
Bir deprem olur, "öyle sallandık, öyle sallandık ki kıyamet kopuyor sandık" der.
Bir kaza, bela, sel, tufan, yangın meydana gelir, "kıyameti yaşadık" feryadı yükselir.
Kıyamet demek, olağan dışı hadiselerin meydana gelmesi, yerleşik düzenin bozulması, zaman akışının durması, değişmesi, tersine dönmesidir bir anlamda.
Düşünün bir defa:
Psikolojik veya fizyolojik ciddi boyutta bir rahatsızlık içindesiniz, gece sabah olmuyor, zaman olağan akışını durdurdu; saat bir türlü bir üst rakama geçmiyor, akrep ve yelkovan bir gün önce birbirini kovalarken bu gece yerlerinden kımıldamıyorlar.
Ne yaparsınız?
Ne yaparız?
"Ölümden öte yol yok" der gibisiniz?
Dirisiniz bunları yaşarken…
Sizin ölümünüzün, sizin elinizde olduğunu mu zannediyorsunuz?
**
Dünya artık eski dünya, evren de eski evren değil artık.
İnsanoğlu kendi eliyle kendi geleceğini tüketmeye devam ediyor.
Ne uğruna?
"Bir hırs" uğruna.
Dünyada ki gelir dağılımı, yoksulluk oranı ve yoksul sayısına bir bakın:
2016 verilerine göre "En zengin 62 kişinin, dünyanın %50'sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşit mal varlığına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. En zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katı daha fazla." (https://insamer.com/tr/kuresel-adaletsizlik-dunya-yoksulluk-ve-esitsizlik-raporu_389.html)
BM Kalkınma Programı UNDP'nin "2019 Küresel Çok Boyutlu Yoksulluk" raporu 101 ülkeden elde edilen verilerle hazırlandı. Veriler, iki yüksek gelirli, 31 düşük ve 68 orta gelire sahip ülkelerden elde edildi.
Raporda, dünyada 1 milyar 300 milyon insanın yoksul olduğu belirtilerek bu kişilerin yoksulluğu saptanırken sadece ekonomik durumlarıyla ilgili tespitlerin dışında sağlık, kötü yaşam kalitesi, kötü çalışma koşulları, şiddet riski gibi bir dizi verilerin değerlendirildiği kaydedildi. (https://www.amerikaninsesi.com/a/bm-dunyada-1milyar-300-milyon-insan-yoksul/4997804.html)
***
Aslında müslim de gayr-i müslim de bu küresel adaletsizliğin farkında ama işine geldiği, hırsı başını yediği/yiyeceği için sesini çıkarmıyor.
Sonra ne oluyor:
Ozon tabakası deliniyor, kevgire döndü.
Küresel ısınma başladı.
Petrol savaşları tam gaz.
Hal-i hazırda gündemimizde olan ve dünyayı kasıp kavuran koronavirüs istilası.
Şu anda tüm dünyayı adeta esir almış durumda.
İnsanlar marketleri boşalttılar, temizlik malzemeleri ve maskeler fahiş fiyatlara satılmaya başladı.
Bu ayrı mevzu ve arz-talep meselesi ama ya sinirlerin gerilmesi, normal öksürmek, tıksırmak, hapşırmak zinhar yasak ve kavga sebebi olmasına ne dersiniz?
Ayrıca insanlar, birbirlerine şüphe ile bakar hale geldiler. Virüslü mü, değil mi?
Yani birbirlerinden kaçıyorlar?
Nokta kadar virüs insanlığın başına bela oldu.
Şu anda aşı ve ilaç arama çalışmaları elbette yapılıyor.
Ancak bu gün, yukarda belirttik hırs o kadar arttı, o kadar arttı ki adam, elinde on ekmek varken fakirin elindeki bir ekmeğe göz dikiyor.
Dolayısıyla bu virüs, pek tabii biyolojik bir silah olabilir.. Bunlar bir kısım uzmanlarca konuşuluyor, tartışılıyor.
Birileri ölecek ya da ölmek üzere olacak, birileri de onlara yardım edecek(!)
O birilerinin ekonomileri çökecek, insanları zor duruma düşecek, diğer birileri de(İMF) yardıma koşacak(!)
Heyhat "Eyne'l mefer= kaçacak yer neresi"?!
İşini bitirmek üzere hızla üzerine gelen hangi canavardan, hangi canavara kaçacaksın?
Canavarını kendi ellerinle seçmek durumuyla karşı karşıyasın.
Başka şansın yok.
Çünkü bu akıbeti kendi kendine sen hazırladın, hazırlanmasına rıza gösterdin.
Vesselam...

YORUM EKLE