‘Antibiyotiklerin etkisi yok olmak üzere’

Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Nurcan Baykam, 1940'lı yıllarda kullanılmaya başlanan antibiyotiklerin zamanla geliştiğini, insanlar artık 2000'li yıllardan sonra hiçbir antibiyotiğin etkilemediği mikroorganizmalarla enfekte olmaya başladığını belirterek; “Dünya, antibiyotikle ilgili küresel bir kriz sinerjisiyle karşı karşıya. Dünya Sağlık Örgütü'nün "21. yüzyılda post antibiyotik dönem olması ihtimali hiç de uzak değildir" tezini paylaşarak, "Tedavi için başka alternatifler bulunabilir. Belki ota, çöpe tekrar döneceğiz, çünkü antibiyotiklerin etkisi yok." dedi 

‘Antibiyotiklerin etkisi yok olmak üzere’

3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü nedeniyle Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Tek Sağlık’ panelinde konuşan Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Nurcan Baykam, 1940'lı yıllarda kullanılmaya başlanan antibiyotiklerin zamanla geliştiğini, insanlar artık 2000'li yıllardan sonra hiçbir antibiyotiğin etkilemediği mikroorganizmalarla enfekte olmaya başladığını belirterek; “Dünya, antibiyotikle ilgili küresel bir kriz sinerjisiyle karşı karşıya. Dünya Sağlık Örgütü'nün "21. yüzyılda post antibiyotik dönem olması ihtimali hiç de uzak değildir" tezini paylaşarak, "Tedavi için başka alternatifler bulunabilir. Belki ota, çöpe tekrar döneceğiz, çünkü antibiyotiklerin etkisi yok." dedi 

İnsanlar, hayvanlar ve ekosistemin uyumlu şekilde çalışmasının, toplum sağlığını oluşturduğunu anlatan Baykam, bu uyumda problem çıktığında toplum sağlığının da tehlikeye düştüğüne işaret etti.

Aşırı antibiyotik kullanımının toplum sağlığı problemlerinden biri olduğunun altını çizen Baykam, şöyle devam etti:

"Tek Sağlık, dünyada en fazla antibiyotik direncine atıf yapmaktadır. 1928 yılında AIexander Fleming'in laboratuvarındaki pis bir ortamda üreyen küfün bakterileri öldürdüğünü tespit etmesi önemli bir gelişme olarak algılandı. 1940'lı yıllarda kullanılmaya başlanan antibiyotikler zamanla gelişti. İnsanlar artık 2000'li yıllardan sonra hiçbir antibiyotiğin etkilemediği mikroorganizmalarla enfekte olmaya başladı."

Baykam, antibiyotik kullanımının ekonomik boyutuna değinerek, "2014 yılında ABD'de yapılan bir araştırmaya göre antibiyotik direncine sahip bir kişideki enfeksiyonu tedavi etmenin maliyeti bin 383 dolar daha artıyor. Bu da yılda 2,2 milyar dolar ek maliyet getiriyor. Artık antibiyotiğe dirençli mikroorganizmalar hızla artıyor, fakat geliştirilen antibiyotik sınıfı gittikçe azalıyor. Çünkü artık firmalar, ürettikleri antibiyotiği birkaç yıl sonra işe yaramaz halde görüyor. Dolayısıyla çok maliyetli bu işe çok fazla yönelmemeye başladılar." diye konuştu.

Dünyanın, antibiyotikle ilgili küresel bir kriz sinerjisiyle karşı karşıya olduğunu aktaran Baykam, Dünya Sağlık Örgütü'nün "21. yüzyılda post antibiyotik dönem olması ihtimali hiç de uzak değildir" tezini paylaşarak, "Tedavi için başka alternatifler bulunabilir. Belki ota, çöpe tekrar döneceğiz, çünkü antibiyotiklerin etkisi yok." ifadesinde bulundu. 

Baykam, antibiyotiğin yalnızca ilaç olarak değil tarımsal ya da hayvani gıdalardan da alınabildiğine dikkati çekerek, şunları dile getirdi:

"Dünyada her yıl 700 bin kişi antibiyotiklere dirençli bakteriyel enfeksiyon hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. 2020 yılına kadar dünyada 10 milyon kişi antibiyotiklere dirençli bakteriyel enfeksiyon hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmiş olacak. Şu anda en çok söylenen şey, kanserden ölenlerden daha ön plana geçiyor. Antibiyotik tarım ve hayvancılıkta da kullanılıyor. Gözardı ettiğimiz, farkında olmadığımız süreçler başlıyor. Yurt dışında yapılan bir çalışmada gıda olarak tüketilen etlerin çok büyük oranda antibiyotiğe dirençli mikroorganizma içerdiği görülmüş. Çünkü, antibiyotik kullanılıyor."

"72 ülkenin 711 nehir suyunda antibiyotik tespit edilmiş"

"Nehirlerden, derelerden antibiyotik akıyor neredeyse. Neden?" diye soran Prof. Dr. Baykam, bu hayvanların atıklarının bir şekilde nehirlere gittiğini, nehirlerin de sulamada kullanıldığını, dolayısıyla insanların hiç farkında olmadan birçok antibiyotiğe dirençli duruma geldiğini ifade etti.

Baykam, sözlerini şöyle tamamladı:

"Doktora gidip, 'Ben hiç antibiyotik kullanmadım, her şeye duyarlı olmam lazım' diyorsunuz ama neler kullanmışsınız, neler. Dicle Nehri'nde yapılan bir çalışmaya göre antibiyotik kirliliği çok fazla. Avrupa'nın en kirli nehri Tuna Nehri olarak görülmüş. Yedi farklı antibiyotik türü görülmüş. Bangladeş'te bir nehirde olması gerekenin 300 katı antibiyotik kirliliği var. Altı kıtadan 72 ülkenin 711 nehir suyunda, en çok bulunan 14 antibiyotik tespit edilmiş. Ziraat sektöründeki antibiyotik kullanımı hem toplumu hem zirai alanları etkiliyor ve tekrar insana dönüyor. En son noktada toplum sağlığı kilitleniyor. Dolayısıyla işimiz zor. Dünyadaki bütün devlet otoriteleri, antibiyotik direncine karşı bir aksiyon planını gündeme getiriyor. 'Tek Sağlık'ta bu aksiyon planının bir parçası."

Paneli, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, İl Sağlık Müdürü Ömer Sobacı, akademisyenler ve öğrenciler takip etti.

(A.A)

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2019, 19:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER