EROL TAŞKAN
Vali Mustafa Çiftçi, İskilipli Atıf Hoca için düzenlenen anma törenine ilişkin değerlendirme yaptı.

İstiklal Mahkemelerinin işleyiş mantığını özetleyen Çiftçi, Uğur Mumcu’nun İstiklal Mahkemelerinin anti-demokratik infaz kurumu olduğuna dair sözlerini hatırlattığı değerlendirmesinde, Necip Fazıl Kısakürek’in “Son devrin din mazlumlarından birisidir” sözüne atıfta bulunup, “Bu sıfatla rahmetle anılmayı hak etmektedir. Bizim yaptığımız da sadece bundan ibarettir.” dedi.

Merhum Sezai Karakoç’un, “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak..” dediği ünlü sözüyle değerlendirmesini tamamlayan Vali Mustafa Çiftçi, şunları ifade etti;

“Ankara İstiklal Mahkemesi’nin kararıyla 4 Şubat 1926 tarihinde haksızca-hukuksuzca idam edilen İskilipli Mehmet Âtıf Efendi’yi; Sayın Milletvekilimiz Erol Kavuncu, Belediye Başkanımız Dr. Halil İbrahim Aşgın, Rektörümüz Prof. Dr. Ali Osman Öztürk ve Âtıf-Der Başkanı Mustafa Lek ve diğer davetlilerle birlikte hakka yürüyüşünün 96. yıldönümünde dualarla, fatihalarla ve rahmetle yâd ettik. 
31.07.1922 tarihinde 29 sayılı kanunla kurulan Ankara İstiklal Mahkemesi, meşhur üç Ali’lerden ve Dr. Reşit Galip’ten oluşuyordu. Mahkemenin tek hukukçu üyesi Savcı Necip Ali’ydi. İstiklal Mahkemeleri asker kaçaklarını, askeri ve siyasi casusluk yapanları, Hıyanet-i Vataniyye Kanunu’na tabi suçları, (TBMM’nin otoritesini ve meşruiyetini kabul etmeyenler, saltanatın ilgasına dair kanuna muhalefet edenler, dini ve mukaddesatı siyasete alet etmek için cemiyet kuranlar, kılık-kıyafet ve şapka kanununa muhalefet edenler vatan haini sayılmıştır.) rüşvet alan ve vurgunculuk yapanları, memuriyet görevini kötüye kullanıp halka zulüm ve kötü muamele yapanları yargılamak ve cezalandırmak maksadıyla kurulmuşlardır. Mahkeme kararlarına karşı temyiz yolu kapalıdır, avukatla savunma yapmak mahkemenin iznine tabidir, şüphe sanık lehine değil aleyhine değerlendirilir, sanığın suç işlediğine dair mahkemenin kanaat getirmesi cezalandırılması için yeterlidir. 
Yapılan yargılama sonucu Savcı Necip Ali, İskilipli Âtıf Efendi için “Şapka İktisası Hakkında Kanun’a” muhalefetten dolayı üç yıl kürek cezası talep eder, mahkemenin hafifletici sebepleri, sanığın lehine hükümleri gözönünde bulundurup daha hafif bir ceza takdir etmesi beklenirken mahkeme heyeti idam kararı verir.  Uğur Mumcu 11 Kasım 1992 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde “İstiklal Mahkemeleri ‘mahkeme’ sayılmazlar. Bunlar savaş ve ihtilal dönemlerinde rastlanan anti-demokratik infaz kurullarıdır.” yorumunu yapar. Bu şekilde haksız-hukuksuz yapılan muhakeme sonucu idama mahkum edilen İskilipli Âtıf Efendi, Merhum Necip Fazıl Kısakürek Üstadımızın tabiriyle, “son devrin din mazlumlarından” biridir ve bu sıfatla rahmetle anılmayı hak etmektedir. Bizim yaptığımız da sadece bundan ibarettir. Rahmetli Sezai Karakoç Üstadımızın dediği gibi: “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak…”