Çeyrek asırdır Anadolu’da medeniyetlerin izini sürüyor

Hititler’in başkenti Hattuşa'ya ev sahipliği yapan Boğazkale’de arkeolojik kazı çalışmalarını Alman Arkeoloji Enstitüsü adına yürüten Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, Anadolu'da çeyrek asrı aşkın süredir medeniyetlerin izini sürüyor.

Çeyrek asırdır Anadolu’da  medeniyetlerin izini sürüyor

Hititler’in başkenti Hattuşa'ya ev sahipliği yapan Boğazkale’de arkeolojik kazı çalışmalarını Alman Arkeoloji Enstitüsü adına yürüten Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, Anadolu'da çeyrek asrı aşkın süredir medeniyetlerin izini sürüyor.

Schachner, Almanya'da tarih ağırlıklı lise eğitiminin ardından, bir öğretmeninin sık sık Türkiye'den bahsetmesinden etkilenerek, 1986 yılında arkadaşlarıyla birlikte Anadolu'ya gelip, 3 ay müze ve ören yerlerini gezdi.
Almanya'daki askerlik görevinin ardından Osmanlı tarihi, Türkoloji, yakın doğu dilleri Akadça ve Asurca ağırlıklı üniversite öğrenimi gören Schachner, Hacettepe Üniversitesinde de bir yıl eğitim gördükten sonra yüksek lisans için Almanya'ya döndü.

Bu sırada Hacettepe Üniversitesi'ndeki hocalarıyla 1994'te Anadolu'nun çeşitli yerlerinde arkeolojik kazılara katılan Schachner, ardından çeşitli üniversitelerde arkeoloji dersleri verdikten sonra 2005 yılında İstanbul'daki Alman Arkeoloji Enstitüsüne katıldı.

Enstitü tarafından 2006'da Çorum'un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Ören Yeri'ne kazı başkanı olarak görevlendirilen Schachner, son 15 yılı burada olmak üzere 27 yıldır Anadolu'nun çeşitli yörelerindeki arkeolojik kazılarda eski medeniyetlerin binlerce yıllık gizemini çözmeye çalışıyor.

Arkeolog eşi Şenay Schachner ile birlikte çalışmalarını yürüten Schachner, Anadolu'da edindiği tecrübelerle 2019'da Çin Halk Cumhuriyeti Bilimler Akademisine bağlı "Shanghai Archaeology Forum" tarafından SAF Research Award (Olağanüstü Bilimsel Sonuçlar) ödülüne layık görüldü.

Schachner, AA muhabirine, 15 yıldır aralıksız Hattuşa Ören Yeri'nde çalıştığını, yöre halkı ve kazı çalışanlarıyla birbirinden güzel anılar biriktirdiğini söyledi.
Hattuşa'da çok anısı olduğunu ifade eden Schachner, "En güzel anılarımı buradaki insanlarla, yani bizimle birlikte çalışan işçilerimizle, bizimle beraber yaşayan, bizi misafir olarak kabul eden köylülerimiz, kasabalı insanlarımızla yaşadım. En güzel ve en duygusal anları onlarla yaşadım ve çok hatıram var." dedi.

Hattuşa ile duygusal bağının olmadığını ancak burada olmaktan mutlu olduğunu dile getiren Schachner, "Arkeoloğun duygusallığı olmaması gerekiyor. Benim de duygusal bağım yok. Burada olmayı seviyorum, yoksa burada olmazdım. Ama bir arkeolog çalıştığı konuyu veya ören yerini eve götürüyorsa, yani duygusal bağ kuruyorsa o zaman tarafsızlığını yitirebiliyor. Bu nedenle ben mümkün mertebe tarafsız kalmaya çalışıyorum." diye konuştu.
Görev yaptığı süre boyunca Hattuşa'da büyük boğa başlı vazo ve yumruk biçimli içme kabı gibi benzersiz nitelikte eserler çıkardıklarını, heyecan veren keşifler yaptıklarını dile getiren Schachner, 15 yılda Anadolu arkeolojisi için önemli bulgular elde ettiklerini anlattı.

"Buradaki kültürel zenginlik, dünyada nadiren bulunan bir durum"
Schachner, Hattuşa'nın Milattan Önce 6 binli yıllardan bugüne kadar yaşamın sürdüğü önemli bir yerleşim yeri olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

"Dünyanın her bölgesinin, her modern ülkenin eskiye dayanan tarihi söz konusu. Bu da arkeolojik bulgularla ortaya çıkıyor. Ancak Anadolu, bugünkü Türkiye bu genelleme arasında çok özel bir yere sahip. Hattuşa'da ve Anadolu'nun birçok başka yerinde gördüğümüz gibi çok uzun bir süreklilik söz konusu. Burada arkeolojik verilerle bir bütünlük içinde sürekliliği araştırmak, takip etmek, öğrenmek ve yorumlamak mümkün. Anadolu, ören yerlerinin birbirine yakınlığı, birbirine tamamlayıcı unsurlar olmasıyla ön plana çıkıyor. Hitit medeniyetinin kalbi buradan atmış ama bunu sadece bir yerden öğrenmiyoruz. Boğazköy, Alacahöyük, Ortaköy ve nice küçük başka höyüklerden, çalışmalardan öğrenebiliyoruz. Hepsi de birbirini tamamlayan büyük bir mozaiğin parçaları gibi. Türkiye'ye özel bir durum çünkü bu sadece Hititlere özgü bir durum değil. Diğer dönemler için de aynı şekilde geçerli. Böylece buradaki kültürel zenginlik, dünyada nadiren bulunan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Bu kadar yakın ve birbirini tamamlayıcı şekilde bulmak çok özgün bir durum."

Schachner, Hititlerin Anadolu'da büyük bir devlet kurduğunu belirterek, "Benim için Hititlerin en önemli mirası ve özelliği, bu coğrafyada bir teritoroyal (Evrensel imparatorluklara karşı, sınırlı bir toprak üzerinde kurulmuş ve kendi siyasi varlığını bu ülkeden alan devlet) bir devlet kurabilmeleri. İç Anadolu'da bulunan kültürler, sadece küçük çaplı devletler kurmayı başardı ama Hititler buradan, İç Anadolu'nun kuzeyinden Suriye'ye, Mezapotamya'ya, Fırat'a kadar uzanan bir ülke kurmayı ve ayakta tutmayı başarmışlar." diye konuştu.

"Hititlerin olağanüstü bir toplum olduğunu görüyoruz"
İç Anadolu'daki coğrafi bakımdan zor şartlara rağmen Hititlerin en büyük kültürel becerisinin bu olduğunu söyleyen Schachner, şunları söyledi:

"Nasıl başardılar bunu? Muhtemelen birçok sebep sayabiliriz ama bence en önemlisi, toplumu, insanları olağanüstü şekilde organize edebilmeleri. Bunu bir çok konuda görüyoruz. Özellikle yazılı kaynaklarda, kanunlar, ritüeller günbegün, saat saat yazılı gibi. Yani toplumu belli bir hedefe doğru çok iyi bir şekilde organize ettiler ve aynı zamanda coğrafyanın verdiği her imkanı kullandılar. Bu çok önemli. Bu konularda Hititlerin olağanüstü bir toplum olduğunu görüyoruz. Benim için en çarpıcı nokta bu."

(AA)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER