Ekmeklerini "tarih"ten çıkarıyorlar

Hitit medeniyetine 450 yıl başkentlik yapan Çorum'un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa antik kentinde sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında istihdam edilen yöre halkı, hem tarihe ışık tutacak nitelikteki eserlerin gün yüzüne çıkarılmasına yardımcı oluyor hem de kısa süreli de olsa, iş imkanı kısıtlı olan bölgede ekmek parası kazanma şansı yakalıyor.  

Ekmeklerini "tarih"ten çıkarıyorlar

Hitit medeniyetine 450 yıl başkentlik yapan Çorum'un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa antik kentinde sürdürülen arkeolojik kazı çalışmalarında istihdam edilen yöre halkı, hem tarihe ışık tutacak nitelikteki eserlerin gün yüzüne çıkarılmasına yardımcı oluyor hem de kısa süreli de olsa, iş imkanı kısıtlı olan bölgede ekmek parası kazanma şansı yakalıyor.  

Anadolu'nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititler'in kültürel mirasına ev sahipliği yapan Hattuşa antik kenti, UNESCO "Dünya Kültür Mirası" ve "Dünya Belleği" listelerindeki tek antik şehir unvanıyla Türkiye'nin göz bebeği turizm mekanları arasında yer alıyor.

Milattan önce 1280'de Hititler ile Mısırlılar arasında yapılan ve tarihte bilinen ilk yazılı antlaşma Kadeş Antlaşması'nın da imzalandığı başkent olarak kabul edilen Hattuşa'da, 112 yıldır sürdürülen arkeolojik kazı çalışmaları, gerek gün yüzüne çıkarılan eserlerin tarihe ışık tutması gerekse bölge halkının istihdamı açısından önem taşıyor.

Sahip olduğu 1200 nüfus ile Çorum'un en küçük ilçelerinden biri konumundaki Boğazlale'de Hitit başkenti Hattuşa, yöre insanı için gelir kapısı olarak dikkati çekiyor.

Aylık ortalama 3 bin lira kazanıyorlar

İlçe halkından bazıları Hattuşa ile ilgili hediyelik eşya satarak gelir elde ederken, bazısı da arkeolojik kazılarda çalışarak adeta ekmeğini "tarih"ten çıkarıyor.

Alman Arkeoloji Enstitüsü adına kazı çalışmalarını yürüten kazı başkanı Doç. Dr. Andreas Schachner ve ekibiyle beraber günün erken saatlerinde alana giden yöre halkından 105 kişi, kendilerine verilen görevleri yerine getiriyor. Kazı ve restorasyon çalışması yapan kazı ekibine yardımcı olan işçiler, binlerce yıllık tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılmasına da şahitlik ediyor.

Kazı başkanlığı tarafından genellikle temmuz ve ekim ayları arasında istihdam edilen ve bu süre zarfında sigorta primleri yatırılan işçilere, aylık ortalama 3 bin lira ücret ödeniyor. 

"Kazıdan emekli olan işçiler var"

Kazı başkanı Doç. Dr. Andreas Schachner, AA muhabirine, kazı çalışmalarının yöre halkı için ek gelir kaynağı olduğunu belirterek, kazı süresince ilçeye önemli bir ekonomik katkı sağladıklarını söyledi.

Her yıl ortalama 50-60 kişilik bir işçi grubuyla çalıştıklarını ancak bu yıl ödeneğin fazla olması nedeniyle 105 kişiyi istihdam ettiklerini vurgulayan Schachner, "Bu yıl biraz fazla işçimiz var. Bütçeye göre daha fazla işçi aldık. 105 kişiye istihdam sağladık. İşçilere ve ilçe ekonomisine önemli bir katkı sağlıyoruz. Kazıdan emekli olan işçiler var. Bizim üzerimizden sigorta yaptırıp primini dolduranlar var. Yıllar önce emekli olup hala burada çalışanlar var." diye konuştu.

İlçede iş imkanının kısıtlı olduğunu ifade eden Schachner, şunları dile getirdi:

"Burada maalesef başka iş imkanı olmadığı için kazı alanı bir iş kapısı. İşte Hattuşa'daki kazının, diğer kazılardan farklı olarak bir insani boyutu da var. İnsanların kendi ilçelerinde kalabilmeleri için de önemli. Bu bir gelenek haline geldi ve biz bunu devam ettireceğiz."

"Burası bacasız bir fabrika gibi"

İşçilerden 60 yaşındaki Bekir Atman, 10 yıldır kazılarda çalıştığını ve ek gelir elde ettiğini ifade ederek, "Sigorta yapıyorlar. Emekli olabiliyoruz. Çok iyi bir fırsat bizim için. Buradaki kazının Boğazkale ilçesine çok ekonomik katkısı oluyor." dedi.

Yasin Özer (58) de kazı çalışmasında ilk kez görev aldığını belirterek, şunları kaydetti:

"Ben Antalya'da inşaatlarda çalışıyordum. Andreas hoca ile tanışınca buraya geldik. Üç aydır çalışıyorum. Sigortamız yatıyor. 2 bin 700 lira alan da var, 3 bin 300 lira alan da var. Burada çok fazla iş imkanı yok. Devlet kurumlarında çalışan sayısı az. Hayvancılık yapan çok fazla kimse yok. Burası bacasız bir fabrika gibi. 3 ay çalışarak kış için odun ve kömürümüzü temin ediyoruz."

Kardeşiyle kazı alanında çalışan 65 yaşındaki Ethem Kölemen ise Hititler'in başkentindeki kazı çalışmasında görev almaktan mutluluk duyduğunu vurgulayarak, "Benim burada ilk yılım. Kısa bir süre önce boğa biçimli bir içme kabı buldum. Değerinin milyonlarca lira olduğu söyleniyor. Bu çok heyecan verici. Bu alanın da sadece yüzde 8'i kazılmış. Daha kazı yapılacak alan çok. Yöre halkı için bacasız fabrika. Boğazkale insanlarına istihdam sağlıyor. Üç ay da olsa ekmeğini buradan yiyoruz." diye konuştu.

(AA)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER