Hasta sayısının azalması, bittiği anlamına gelmez

Dünyayı kasıp kavuran korona virüsü ile mücadelede çok büyük bir başarıyla ilerliyoruz.

HABER/YORUM: EROL TAŞKAN
Dünyayı kasıp kavuran korona virüsü ile mücadelede çok büyük bir başarıyla ilerliyoruz. Hasta oranları, ölüm vakaları her geçen gün azalıyor. Yaşanan azalma mücadelenin başarısına işaret ederken, bittiğinin işareti olarak algılanması yanlışlığına asla düşmemeliyiz. Yoğun bakımlarda boşalan yatakların taliplisi olmamak için lütfen tedbirleri uygulamaya devam edelim.

Türkiye'nin mücadele konusundaki başarısına tüm dünya alkış tutuyor. Bu konuda emeği geçen devletimizi, hükümetimizi, tüm kademelerde mücadele eden sağlık çalışanlarımızı ve bu mücadeleye katkı sağlayan herkesi gönülden kutluyorum.
Parçalardan oluşan bu mücadelenin ortaya koyduğu başarıya gölge düşürmemek için en büyük sorumluluğun kendimizde olduğunu unutmadan, gevşeyip ihmalkarlık buhranına düşmeden yolumuza devam etmeliyiz.
Sürekli mücadelenin başarısından ve iyileşen hastalarımızdan bahsederken, bu işin ucunda ölüm olduğunu neredeyse unutur olduk. Ne yazık ki yitirdiğimiz nice canlar var. Bu da bu işin asla şaka götürür,ihmale gelir bir tarafının olmadığını gösteriyor.

Allah kimseye bu hastalığın pençesine düşmeyi nasip etmesin. Ailesinde ve çevresinde bu hastalıktan muzdarip olanlar. hastası iyileştikten sonra kendilerine anlattıklarından yola çıkarak, bu hastalığın çok zor ve sancılı bir süreç olduğunu anlatır anlatmasına da ölüp gidenler kime anlatıyor yaşadıklarını?

Bunun en yakın şahitleri sağlık çalışanları, onların da bu yaşanan acıklı süreci herkese anlatmak için ne imkanları ne de zamanları var. Yoğun bakımda yatan hastanın nefes almaktaki güçlüğünü ve yaşadıklarını bilmek için o boş yatağa yatmaya gerek yok. Biraz akıl, biraz tefekkürle düşünmek yeterli olacaktır.

Çok şükür Allah bize hastalanmadan gidip yerinde görmeyi ve gözlem yapabilmeyi nasip etti. Haberlere iyileşmiş hastaların hikayeleri uzun uzun yansıyor ama, bu mücadeleyi kaybedip vefat edenlerin hikayelerini dinleyemiyoruz ne yazık ki.
Mesele korkutmak değil ama bu iş zannedildiği kadar da neşeli değil.

Normalleşeceğimiz günleri iple çekiyoruz elbette. Sıkıldık, bunaldık, ömrümüzce yaşamadığımız bir sürecin girdabında savruluyoruz. Havalar ısındı, bazı tedbirler hafifletildi diyerek, her şeyin bittiğini zannedersek ve tedbirleri bırakırsak, asıl işte o zaman yanılırız. İşte o zaman tüm dünyanın gıpta ile baktığı mücadelemiz yerle yeksan olur.
Önce kendimizi, sonra ailemizi, sevdiklerimizi ve herkesi korumak için omuzlarımızda çok ağır ve önemli bir yük olduğunu asla akıldan çıkarmamalıyız.
Benim gözlerim yoğun bakım hastalarının zor anlarına şahitlik etti. Yaşadıkları sancı ve zorlukları dillerine yansımasa da, zar zor araladıkları gözlerinden okunuyordu. Gözlerini açamasalar bile cihazlara bağlı bedenlerinin solgunluğu, çaresizliği adeta sessiz bir çığlık gibi insanın kalbine batıyor.

Lütfen ama lütfen dikkati ve tedbiri elden bırakmayalım. Hayatımızı riske atacak tüm gereksizliklerden sıyrılmamız gerektiği gibi mecburi olanları da kılı kırk yararak yerine getirelim.
Bırakalım o yatak boş kalsın. Ne kendimiz o yatağa yatalım, ne de sevdiklerimizin o yatağa düçar olmasına sebep olalım.

Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Biraz daha sabır edersek, yitirdiğimiz ne kadar imkanımız varsa hepsine kavuşacağız inşallah.
Güzel günlere sağlık ve sıhhat içinde ulaşmak dileğiyle esen kalın, Allah'a emanet olun.

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2020, 11:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER