Minnettarız, duacıyız

Tüm dünyayı adeta esaret altına alan Covid19, dünyanın gidişatını değiştirdiği gibi elbette bizim de ülkemizde pek çok şeyin köklü bir şekilde yeniden yapılanmasına yol açtı. 

Minnettarız, duacıyız

HABER/YORUM: EROL TAŞKAN
Tüm dünyayı adeta esaret altına alan Covid19, dünyanın gidişatını değiştirdiği gibi elbette bizim de ülkemizde pek çok şeyin köklü bir şekilde yeniden yapılanmasına yol açtı. 

Tüm alışkanlıklarımız ve yaşam tarzlarımızın değiştiği şu zamanda elbette bizi de mesleki açıdan etkiledi. 
Gazeteciliğin sorumluluklarından biri de her şart ve ortamda kamuoyunun bilgilenmesine hizmet etmektir. 

Bu bilgilendirme muhakkak ki doğru olmalı, sahada yer alarak en doğruyu aktarma şeklinde olmalıdır. 
Biz de bundan hareketle, dünyada hiç görülmedik olayların şahidi oluyoruz. Bunu tüm detayına kadar okuyucularımızla paylaşmakla birlikte, tarihe not düşmek de gazeteciliğin asli  sorumluluklarındandır.
Çorum özelinde verilen mücadelenin hem yazılı hem de görüntü boyutunu yarınlara arşiv olarak bırakabilmek için, canını ortaya koyarak mücadele veren sağlık çalışanlarının kahramanlığına şahitlik etmek istedik. 

Çekinmedik dersek yalan olur. Gözle görülmeyen ve tüm dünyayı kırıp geçiren virüsün kol gezdiği korona polikliniklerinde ve yoğun bakım ünitelerinde çekim yapmak insanı hem tedirgin ediyor hem de korkutuyor. 
Peki bir bir kaç saatliğine de olsa o mekanlara girmeye korkarken, aylardır oralarda cansiperane görev yapan sağlık çalışanlarının durumunu nasıl hissedecek ve nasıl yansıtacaktık.
Geriden gazel okuyup akıl yoluyla sağlık çalışanlarının çok büyük fedakarlıklar yaptığını anlatmanın, gerçek hak teslimi olmayacağına inanarak, hazırlıklarımızı yaptık, hastane yöneticilerinin değerli katkılarıyla maskeden koruyucu elbiselere kadar tam tekmil izole olduk.

Şunu baştan söyleyeyim ki, o giysiler, maske ve siperlikle güvende olabilirsiniz belki ama asla rahat bir çalışma imkanı sağlamıyor. Aşırı sıcak tutup terletmenin yanı sıra, her nefeste buharlanan siperlik adeta dünyanızı karartıyor. Hele bir de gözlük kullanma zorunluluğunuz varsa vay geldi başınıza. 

Saat 14,30 gibi çekimlerimize başladık. Başhekim Yardımcısı Opr. Dr. Alper Gökbel ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Şennur Şimşek, tüm çekimler boyunca bize refakat ederek, çok değerli bilgilerle çalışmaları ve verilen hizmetleri anlattı. 
Özel olarak yaptığımız yazılı müracaatın Sayın Valimiz Mustafa Çiftçi tarafından değerlendirilerek onaylanması sonucu başlayan süreç, bizim için mesleki açıdan çok önemli bir kazanım ve gurur kaynağı oldu. 
Gözle görülmeyen virüse karşı verilen savaşın sıfır noktası olarak sayılan, yani cephenin en ön safında mücadele veren sağlıkçılarımızın ortamlarını izledik, çabalarına ve samimiyetlerine şahit olduk.

Zor şartlarda çalıştıklarını söylerken, dillerinden dökülen bu cümleler işten şikayet etmekten öte konunun ciddiyetini anlatarak, vatandaşa lütfen evlerinizde kalın demek içindi. 
Acilden başlayıp, poliklinikler ve yoğun bakım ünitesini baştan sona dolaştık. Biz sorduk onlar söyledi. İçlerinden geldiği gibi anlattılar durumlarını. 
Hepsinin ortak yönleri o kadar çok ki, birincisi hepsi de canını ortaya koymuş mücadele ediyor. Hepsi de ailelerine hasret. Ve hepsi de ölümün bir karış ötesinde duruyor. 
Onları öyle görünce, ilk girişte yaşadığım tedirginlikten utanmadım desem yalan olur. Bizi saran tedirginlik zincirlerini, yine onların samimi sözleri ve varlıkları kırdı.

Dünyayı kendisine hayran bırakan sağlıkçılarımızın varlığı ile ne kadar övünsek ve ne kadar gurur duysak az gelir. 
Hastalarına hitaplarından, yılmadan usanmadan dört gözle takip etmelerinden, taburcu olanların ardından ettikleri alkışlar ve yüzlerindeki mutluluktan etkilenmemek mümkün değil.
Canlarını ortaya koyarak yaptıkları fedakarlıklar yetmezmiş gibi, her cümlelerinde hasta yakınlarına mesaj verdiler. Biz varız siz sakın merak etmeyin dediler. Biz de onların evlatlarıyız, kardeşleriyiz, her şeyi bize emanet dediler. Sadece ilaç verip monitör takip etmiyorlar. Hastalarla iletişim kurup hal hatır soruyorlar. Moral verip, göz hareketlerinden anlam çıkararak. gönülden gönüle konuşuyorlar onlarla. 

Açık söyleyim ki, hastaneye girmenin yanı sıra sanki Yunus Emre'nin dergahına girmiş gibiydim. Sabır yüksek, insanlık ve erdem zirvede bir durum var. 
Aklıma hep Çanakkale Savaşı geldi. Öleceğini bile bile vatanı ve milleti için can vermeye koşan kınalı kuzular geldi gözümün önüne. Ve ben her baktığımda karşımda kınalı kuzular ve Seyit Onbaşılar gördüm. 
Bu söz iş olsun babından kuru bir iltifat değil, bi-hakkın gönlümüzün sesidir. Allah cümlesine güç versin, kuvvet versin. 

Toplumdan tek istedikleri şey, evde kalmaları, sosyal mesafeye ve kişisel hijyene dikkat etmeleri. Yani diyeceğim o ki hanlar hamamlar istemiyorlar kimseden. Yaptıkları da, istedikleri de millet namına, milletin iyiliği ve selameti için. 
Siz çok yaşayın, siz bin yaşayın. Duyup bildiklerimize gördüklerimizde eklendi çok şükür. Ve bizim bu görüp duyduklarımızı toplumla paylaşmak gibi bir görevimiz var. Biz de acizane üzerimize düşeni bir nebze de olsa yapmanın heyecanı ve gururunu yaşıyoruz. 

Hakimiyet demek kuru bir gazetecilik davasının ocağı değil, milletle, insanla hemhal olup derdiyle dertlenmenin, sevinciyle sevinip, değerleriyle kucaklaşmanın ocağıdır. 
Gücümüzün yettiği her yere koştuk çok şükür. Dün Zeytin Dalı Harekatı'nda sınırdaki Mehmetçiğimiz'in yanındaydık, bugün de sağlık ordumuzun ölümle yaşam arasındaki sınırda verdiği mücadelede onları yalnız bırakmadık. 

Değerli sağlık ordusunun şerefli mensupları; şunu iyi biliniz ki, sizin isimlerinizi ya da simalarınızı bilmemiş görmemiş nice insanlar, gıyabınızda sizlere dualar ediyor. Gönüllerinde sizler için açtıkları tahtlarda ağırlıyorlar.

Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2020, 16:46
YORUM EKLE
YORUMLAR
Münekkit
Münekkit - 2 ay Önce

Bu yazının içinde 'Geriden gazel okumak' ifadesi uygun düşmemiş.

vatandas
vatandas - 2 ay Önce

keske bide corumdaki vaka sayisini bildirseydiniz

SIRADAKİ HABER