‘Sağlık alanı giderek daha fazla teknolojiye bağımlı hale geliyor’

Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, sağlıkta insan kaynaklarının da yeni teknolojik gelişmeler ile uyumlu bir şekilde yetiştirilmesi gerektiğini söyledi.

‘Sağlık alanı giderek daha fazla  teknolojiye bağımlı hale geliyor’

FATİH AKBAŞ
Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, sağlıkta insan kaynaklarının da yeni teknolojik gelişmeler ile uyumlu bir şekilde yetiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Emine Alp Meşe, Hitit Üniversitesi ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün birlikte organize ettiği ‘Sağlıkta Gelecek’ konulu panele katıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Emine Alp Meşe, sağlıkta gelecek vizyonunu, eğilimler, teknoloji ve sağlık politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

‘KRONİK HASTALIKLAR ARTIYOR’
Nüfusun yaşlanması, artan kronik hastalık yükü, artan beklentiler, artan sağlık harcamaları ve hızlı şekilde gerçekleşen teknolojik yenilikler olmak üzere çeşitli eğilimlerle karşı karşıya kalındığını ifade eden Prof. Dr. Emine Alp Meşe,  “BM’ye göre 60 yaş ve üstü insan sayısı 1950-2000 arasında 3’e katlandı. Gelecek 50 yılda da 2050 yılına kadar da tekrar 3 katına çıkması bekleniyor. Bu demografik değişim sağlık sistemlerine birçok zorluklar getirecektir. Yaşam boyu tedavi ve düzenli takip gerektiren kronik hastalıklarda bir artış söz konusu.  Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu kronik hastalıklar, küresel hastalıklara göre yaklaşık yüzde 45’ini oluşturuyor ve gelecek yıllarda daha da yükselmesi bekleniyor. Kardiyovasküler hastalıklar ise bu toplamın yaklaşık yarısını oluşturmaktadır” dedi. 

‘ÜLKELERİN SAĞLIK HARCAMALARI ARTIYOR’
Sağlıkta ağırlıklı olarak bilgi ve internet teknolojilerinin kaynaklık ettiği yeni ihtiyaçların, isteklerin, taleplerin ve beklentilerin olduğunu dile getiren Prof. Dr. Meşe, “Sağlık harcamaları giderek artış eğilimi göstermektedir. Özellikle sağlık hizmetleri tüm gelişmiş ülkelerde gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 10’unu tüketen, dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen pazarlarından biridir. Yıllık küresel pazarın 8.1 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Şuanda her yıl yüzde 4,3 oranında bu pazar büyüyor. Sağlık hizmetlerinde yıllık küresel harcamaların 2040 yılına kadar 18.28 trilyon dolara yükseleceği tahmin edilmektedir. Sağlık alanında özellikle bilgisayar ve internet teknolojisinin kaynaklık ettiği baş döndürücü yenilikler ve gelişmeler yaşanmaktadır. Sağlık biyoteknolojisi, dijital sağlık ve inovatif sağlık makineleri gelişmelerin yaşandığı temel alanlar olarak karşımıza çıkmaktadır” diye belirtti.

‘SAĞLIK ALANI TEKNOLOJİYE BAĞIMLI HALE GELİYOR’
“Gelecekteki sağlık ekosistemini şekillendireceğini öngördüğümüz birbirine bağlı üç temel teknoloji grubundan bahsedebiliriz. Bunlardan birincisi sağlık biyoteknolojisi, diğeri dijital sağlık ve sağlıkta inovatif makineler. Modern sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan bilim hızla ilerliyor. Akademi, endüstri ve sağlık hizmetleri giderek artan bir şekilde bilimsel ve teknik gelişmelere imza atıyor” şeklinde belirten Meşe sözlerine şöyle devam etti: 
“Sağlık alanı giderek artan bir biçimde teknolojiye bağımlı hale geliyor. Bu yeni ekosistemde her bir oyuncunun konumlarını yeniden tanımlaması ve yeniden tasarlaması gerekiyor. Firmalar bu yeni sağlık dünyasında var olabilmek için değer zincirlerini ve iş modellerini gözden geçirecekler ve kendilerini dönüştürecektir. Hizmet sunucuları ve ödeme kurulları yeni işbirliği arayışına girecektir. 
Sağlık hizmetleri daha entegre hale gelecek, hükümetler yeni düzenlemeler, eğitim müfredatları ve yönetim tarzları ortaya koymak durumunda kalacaktır. Bu belirtilen zorluklarla baş edebilmek ve 3 temel teknolojik alanda gelişmelere entegrasyonu ve adaptasyonu sağlayabilmek için sağlık sistemlerinin geliştirilmesi, başka bir ifadeyle yeniden tasarlanması gerekiyor. 3 ana teknolojik gelişmenin kaynaklık edeceği bu dönüşüm veya yeniden tasarım için sağlıktaki politika ve iletişim, sağlık hizmetlerine erişimi, hizmet sunumunu, finansmanı, düzenlemeyi, insan gücünü, etik ve hakkaniyeti, biyogüvenlik ve siber güvenlik konularını, sağlık endüstrisinde dışa  bağımlılığı azaltma ve dijital sağlık okur-yazarlığı konularını kapsayacak şekilde olmalıdır. Bunun için de paydaşlar arasında ciddi işbirliği, eş güdüm ve bilgi paylaşımı gerekli olacaktır. Bu süreçte sosyal ve kültürel faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekecektir. 

‘İNSAN KAYNAKLARI VE TEKNOLOJİ UYUMLU GİTMELİ’
Sağlık hizmetlerine ve teknolojilerine herkesin hakkaniyetli, verimli ve etkili bir şekilde erişimini sağlamaya ve bunları ödenebilir bir düzeyde sunmaya dönük politikalar geliştirilmelidir. Sağlık hizmetleri sunumunun ortaya çıkan yeni teknolojilerle ve tüketici ihtiyaç, talep ve beklentileriyle uyumlu, bütünleşik bir şekilde sunulması gerekmektedir. Bu anlamda yeni bakım modellerinin ve hizmet entegrasyonunun geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu anlamda birinci basamak hastane, toplum ve sağlık bakımının entegre ve eş güdümlü bir şekilde çalışması, ele alınması gerekecektir.  Biyoteknoloji, dijital sağlık ve inovatif makineler ile ilgili ve bu teknolojilerin sağlık sistemlerine yansımasıyla ilgili düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.  Sağlıkta insan kaynaklarının da yeni teknolojik gelişmeler ile uyumlu bir şekilde yetiştirilmesi gerekiyor. Bu açıdan üniversitelerimiz çok önemli role sahiptir. Sağlık ve sosyal bakım iş gücünün bu teknolojiyi kullanmak ve yeni çalışma yöntemlerini desteklemek için uygun beceri ve yeteneklere ihtiyacı olacaktır. Sağlık işgücünün dijital yeteneklerini geliştirmek gerekecektir. Sağlık alanında çıkan yeni teknolojiler etik sorunları da beraberinde getirmekte, bu sorunların toplumsal duyarlılıklar ele alınarak ele alınmasında yarar bulunmaktadır. 
Biyoteknoljik çalışmaların doğayı ve insan yaşamını olumsuz etkilememesi için ülkelerce yasal denetim altına alınması mutlaka gerekmektedir. Vatandaşların, kurumların, kritik altyapının ve devlete ait bilgisayar sistemlerinin saldırılara ya da verilerin çalınmasına karşı korunması çok önemlidir. 
Biyoteknoljide dijital sağlık ve inovatif makinelerin güvenlik ve etik çok önemlidir. Bu anlamda çalışmaların yapılması, hızlandırılması gerekmektedir. Sağlık endüstrisinde yerel, yerli ve milli üretime yönelmek, yeni teknolojik gelişmelerle ortaya çıkacak dışa bağımlılığı ve ithalatı azaltmak açısından önem arz etmektedir. Dijital sağlık okur-yazarlığının da artırılması önemlidir.  Teknolojik yeniliklerle birlikte ortaya çıkan ihtiyaç, talep ve beklentilerine uyum sağlamak son derecek önemlidir. 

‘SAĞLIK HİZMETLERİ TEKNOLOJİYE GÖRE YENİDEN KURGULANACAK’
Peki, Türkiye ne yapıyor, ne yapmalı? Yukarıda belirttiğim eğilimler, teknolojik alandaki gelişmelere gerek 11. Kalkınma Planı gerekse de Bakanlığımız Strateji Planı başta olmak üzere üst düzey politika belgelerimizde bu hususlara kapsamlı bir şekilde yer verilmiştir. Böylelikle sağlık hizmetlerimizin gelişen teknolojiye bağlı olarak yeniden kurgulanması öngörülmektedir. Bakımın tam olarak entegre olduğu, çığır açan yeniliklerin benimsendiği, dengeli beslenme ve aktif yaşam tarzlarının teşvik edildiği, sağlıklı, üretken bir toplumun yararına yatırımların teşvik edildiği bir sağlık sistemi için çalışıyoruz. Bu bağlamda bakanlığımızın stratejik planı çerçevesinde insan merkezli yaklaşımla, birey ve toplumun sağlık hakkını ve sağlığını en üst düzeyde korumak, sağlık sorunlarına zamanında, uygun ve etkili çözümleri yüksek hizmet kalitesiyle sunmak, misyonu ve sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlıklı hayat hakkına kolaylıkla ve yüksek hizmet kalitesine eriştiği bir Türkiye vizyonu ile vatandaşlarımızın sağlığını korumak, geliştirmek ve herkesin hakkaniyet içinde kaliteli sağlık hizmetine erişmesi amacıyla hareket etmeliyiz. Bu misyonumuzu, vizyonumuzu ve amacımızı da merkezine insanı konumlandırdığımız 10 tane temel değer ışığında gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede biyoteknoloji, dijital sağlık ve inovatif makinelerin kaynaklık ettiği, teknolojik gelişmelerin şekillendirdiği yeni sağlık ekosistemine de Bakanlığımızın ön plana çıkan belli başlı çalışmalarını da belirtmek mümkün. Bu çalışmalarımız giderek artan bir şekilde çeşitlenerek ve derinleşerek devam etmektedir.  Bakanlığımızın ilgili kuruluşu olan TÜSEB, sağlık bilimi ve teknolojisi alanında bilgi üreterek ülkemize ve insanlığa hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. 

‘YERLİLEŞTİRME ÇALIŞMALARINA DEVAM’
TÜSEB bünyesinde toplumumuza ait genom veri kaynağı oluşturmak ve elde edilen veriler ışığında teşhis ve tedavide hızlı ve etkin sonuca ulaşabilmek amacıyla Türkiye Genom Projesi başlatılmıştır. En az 100 bin tüm insan genom dizisi ve bu dizilerin klinik bulguları ile fenotipik bilgilerin oluşacak olan proje çalışmaları Aralık 2017 tarihinde başlatılmış olup, 2023 yılında tamamlanması hedeflenmektedir. 
TÜSEB stratejik öneme sahip olan aşı ve ilaç çalışmalarını yürütmekte ve de destek vermektedir. Bu konuda önemli çalışmalar yapılmış ve kısa bir süre içerisinde öncelikli olarak viral aşıların Türkiye’de üretilebilmesi için gerekli projeler yürürlüğe girmiştir. Ek olarak TÜSEB bünyesinde Türkiye Sağlık Veri Araştırmaları ve Yapay Zeka Enstitüsü kurulmuştur ve burada çalışmalar başlayacaktır. Türkiye ilaç ve tıbbi cihaz alanında da yerelleşme, yerlileşme ve millileşme çalışmalarına yoğunlaşmaya başlamıştır. Ek olarak SGK üzerinden uzun süredir medula ve e-reçete sistemi de hayata geçirilmiştir. Bakanlığımız onlarca dijital sağlık projesini de hayata geçirmiş, yeni projeleri de gündemine almaktadır. Dijital Hastane kapsamında HIV seviye 7’de 3 hastanemiz, seviye 6’da ise 167 hastanemiz bulunmaktadır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER