Türkiye’yi Portekiz’de temsil ettiler

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından kabul ve finanse edilen, Boğazkale İlkokulu’nun koordinatör olduğu ‘Özel Eğitime İhtiyacı Olan Çocukların Oyun Aktiviteleri Yoluyla Entegrasyonu’ başlıklı (Okul Eğitimi Personel Hareketliliği) projesinin üçüncü hareketliliği Portekiz'de gerçekleştirildi. 

Türkiye’yi Portekiz’de  temsil ettiler

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından kabul ve finanse edilen, Boğazkale İlkokulu’nun koordinatör olduğu ‘Özel Eğitime İhtiyacı Olan Çocukların Oyun Aktiviteleri Yoluyla Entegrasyonu’ başlıklı (Okul Eğitimi Personel Hareketliliği) projesinin üçüncü hareketliliği Portekiz'de gerçekleştirildi. 


Erasmus+ projesi kapsamında Portekiz’de düzenlenen ‘Outdoor Education/Açık Hava Eğitimi’ isimli eğitime Türkiye, Romanya, Yunanistan ve Estonya'dan 37 öğretmen katıldı. Türkiye'yi temsilen Boğazkale İlkokulu Müdür Yardımcısı Fatma Gündoğdu ve 4/A sınıf öğretmeni Gamze Şen Cengiz katıldı. Kursa katılan öğretmenler eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifikalarını ve Europass Belgelerini aldılar. Proje eğitimlerini başarıyla tamamlayan öğretmenlerimiz kurs bittikten sonra Lisbon, Sintra, Caldas da Rainha, Obidos, Coba da Roca ve Cascais şehirlerini ve Atlas Okyanusu da gezme fırsatı buldular.
Proje hakkında bilgi veren Boğazkale İlkokulu Müdürü Mehmet Yılmaz, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından finanse edilen Erasmus+ projelerinin öğretmenlerin gelişimi için çok önemli bir fonksiyon oluşturduğunu dile getirdi. Projedeki amaçlarının özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerin hak ettikleri yaşam düzeyine ulaşabilmeleri ve eğitim imkanlarında en üst düzeyde yararlanabilmelerini sağlamak ve özel eğitim materyalleri geliştirmek olduğunu, öğrencilerimize yaparak, yaşayarak öğrenme imkanı sunmak, onları işitsel ve dokunsal açıdan desteklemek ve ilgilerini derse çekerek öğrenmelerini kalıcı hale getirmek olduğunu, bu kapsamda Avrupa’nın farklı ülkelerindeki kurs merkezlerinde düzenlenen eğitimlere katılarak çalışmalar yaptıklarını kaydetti. 


Kursa katılan öğretmenler, eğitim süresince edinmiş oldukları izlenimleri şöyle anlattı: “Kurs süresince kültür, eğitim sistemleri, iletişim ve zorbalık gibi konularda bilgi aldık ve bilgi paylaşımı yaptık. İlk olarak ‘Kültür nedir?’ sorusunu tartıştık ve kültürel özelliklerimizden bahsettik. Ülkelerimizi anlatan sunumlar yaptık, bunun için video vb. şeylerden faydalandık. Böylece katılımcı ülkeler arasında hem farklılıklarımız hem de benzerliklerimiz olduğunu fark ettik. Eğitim sistemlerimizi anlatan sunular hazırladık ve bunları diğer gruplara sunduk. Genel olarak benzer yapıdalar. Farklılık olarak diğer ülkelerde anasınıfının zorunlu olması ve hatta okul öncesi eğitimin çok daha küçük yaşlarda başladığını söylediler. Romanya’dan gelen öğretmenler ilgimizi çekti, okul takımlarının çok başarılı olduğunu ve turnuvalarda ödüller kazandığını öğrendik. Ülkemizdeki okulların teknolojik ve dijital anlamda çok donanımlı olmasını beğendiler. Bu durum daha önceden başka bir proje kapsamında ülkemize gelen Romanya ekibinin üyesinin ilgisini çekmiş. Ayrıca ülkemizde ders kitaplarının  ücretsiz olarak dağıtıldığını söylediğimizde çok şaşırdılar. Kursta birbirimize tanıttığımız kültürlerimizi daha iyi gösterebilmek amacıyla Kültür Gecesi yaptık. Herkes kendi ülkesinden getirdiği yiyecek ve magnet vb. nesneleri sundu ve birbirimize ufak hediyeler verdik. Kursta değinilen bir diğer konu iletişimdi. İletişimin; sözlü-sözsüz, formal-informal, pasif- agresif-iddialı ve pasif agresif çeşitlerini tartıştık. Özellikle sözsüz iletişimde beden dilinin ve duyguların öneminin altı çizildi. Ayrıca sözsüz iletişimin sözlü iletişimden daha güçlü olduğu ve daha çok kullanıldığı vurgulandı. İletişimdeki bariyerlerin; iletişim durumu, iletişim kalitesi, konuşma ve dinleme becerileri ve ses-gürültü vb etkenler olduğu belirtildi. Etkili bir iletişim için göz temasının, beden dilinin ve ses tonunun önemi vurgulandı. Zorbalık konusundan grup çalışmaları yaptık. Gruplarımız diğer katılımcılarla karışık olarak yapıldı. Böylece herkes kendi ülkesindeki uygulamalardan örnek verme şansını yakaladı. Zorbalık konusunda; okul, öğretmen ve öğrenci bazında neler yapılabileceğine dair  fikirler ürettik. Özetleyecek  olursak; okullarda ailelere seminerler verilebileceğini, zorbalık karşıtı kampanyalar düzenlenebileceğini ve okul-öğretmen-öğrenci arası iletişimi güçlendirici müfredat dışı aktiveteler yapılabileceği belirtildi. Öğretmenler olarak öğrenciler arasında arabuluculuk yapabileceğimize ve öğrencilerle iyi ilişkiler kurmamız gerektiğine ve onların problemlerini dinlememiz gerektiğine dikkat çekildi. Öğrencilerin de zorbalık konusunda kesinlikle konuşup anlatmalarının, asla sessiz kalmamaları gerektiğinin altı çizildi. Kursumuzun bir gününü ‘outdoor education’ yani dışarıda eğitim diye tabir edebileceğimiz şekilde yaptık. Bu derste çocuklar arasında iletişimi güçlendirecek, sosyal ilişkilerini geliştirecek, birbirlerine güven duymayı ve empati yapmayı sağlayacak oyunlar öğrendik ve oynadık. Büyükler olarak bu deneyimden çok keyif aldık. Kurs süresince derslere başlarken ısınmak için, ders süresince ve ya ders sonunda değerlendirme amacıyla oyunlar oynadık. Yaptığımız çalışmalarda gruplar halinde çalışma fırsatı bulduk. Böylece  daha önce de bahsettiğim gibi farklı kültürleri tanıdık, yeni bakış açıları kazandık, hem de sosyalleştik.” 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER