Metin Aşkın ve Şakir Erkan’ın Ardından

Eğitim camiasının iki mümtaz ismi Metin Aşkın ve Şakir Erkan birer hafta arayla Hakk'a yürüdü. Allah rahmet eylesin. Mekanları ve makamları cennet olsun.
Metin Aşkın hocaların hocasıydı. Hatta iki, üç defa hocaların hocasıydı.
Biz de 60'ına merdiven dayamış bu halimizle aynı vasfı taşıyoruz artık; bizim de öğrencilerimiz hoca/öğretmen oldu hatta onların da öğrencileri keza.
M. Aşkın, her öğretmenler gününde mutlaka hatırladığımız, keşkek günlerinde ya kendi dilinden ya da arkasından anılarına yer verdiğimiz bir hocamızdı.
Metin hocamız, titizliği, düzeni, dersine verdiği önemle akıllarda yer tutmuştur...
Her ziyaretine gittiğimizde eski defterlerini karıştırır, aldığı ödülleri, hakkında çıkan yazıları ve resimleri gösterirdi. Mutlu olurdu, onu mutlu görünce biz de mutlu olurduk. Pek çoğumuzda da onunla çekindiğimiz siyah-beyaz resimler mevcut..
Bir defasında bürokraside yaşadığı sıkıntılardan bahsetmişti.
Öğrencilerinin kendisini ziyaret ettiğini ama işi düştüğünde ipe un serdikleri, gürledikleri gibi yağmadıkları anlamında sitemini dile getirmişti.
Bu durum etik mi, değil mi tartışılır, ancak sonuçta insanız. Bir öğrencimizin, arkadaşımızın, tanışımızın hak etmediğimizi elbette istemiyoruz ama olağan bir işi zorlaştırmadan gerçekleştirmesini bekliyoruz.
Çarşı-pazarda bile tanıdık arar olduk.  Bir şey alırken "hocam bu sana yaramaz" deniliyor, "yaramaz" denilen şey bir başkasına satılıyor. Ona yazık değil mi? Bir hocaefendi/şeyhten bahsederler; kasaba kendisi gitmezmiş, tanırlar da etin iyi taraflarını verirler, hakka girerim diye.
Neyse…
1960-80 arası hoca ve öğrenci olmakla 1980-2000 arası ara dönem sayarsak 2000 ve sonrası hoca ve öğrenci olmak çok farklı.
"Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı" dense de bahsettiğimiz dönemlerin öğrenci ve öğretmenleri sanırım böyle düşünmezler.
M. Aşkın, işte o eskilerin külfetini çok az görmüş, nimet ve kadirşinaslığını bolca yaşamış bir hocamızdı.
**
Ş.Erkan hoca, çok yakinen tanıdığım bir şahsiyet değildi.
Tanıştığımızda kendi kurduğu kişisel gelişim ve hızlı okuma teknikleri kursunu açmış, epey mesafe de kaydetmişti. "Nasılsın?" sorusuna "harikayım, bomba gibiyim" mealinde cevaplar vermemizi isterdi. Benim gözümde, güleç yüzü, mânâlı bakışı, kendinden emin görüntüsü, açıversen taşacak dolulukta bilgisi ve derdi/sıkıntısı olan nev-i şahsına münhasır bir kişilikti.
Şakir hoca, öğretmenlik ve idarecilik yıllarında, sert mizaçlı, Arapça ve meslek derslerinde çok çok iyi/yetkin bir öğretmen imiş.
Ş. Erkan, Samsun İlahiyat'ta hal-i hazırda meşhur Prof. Mehmet Okuyan ile doktora arkadaşlığı yapmış. Tefsir dalında doktor olduktan sonra Çorum İlahiyat'a hoca olarak başvurmuş ancak bizce meçhul sebeplerle girememiş ve buna üzülmüş; bir daha açılmamak üzere akademik çalışma defterini kapamış.

Dünya burası..
Burada yapıp-ettiklerimizin, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın, verdiğimizi kararların, yediğimiz hakların yarın hesabını vereceğiz.
İçinde yaşıyoruz, havasını soluyor, ateşinden, suyundan ve toprağından istifade ediyoruz.
İstifade tabirini nazik olsun diye kullandım.
Aslına bakarsanız aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar anasır-ı erbaa'dan yararlanıyoruz.
Soludukça şer saçan, yedikçe-içtikçe kuduran, toprağın altını hesap etmeyen, ateşini öbür tarafa kendisi götüren nankörlerimiz var.
Kimimiz de arkasında iz bırakıyor, hoş sada bırakıyor, sadaka-ı cariye bırakıyor.
O da geçip gidiyor öte tarafa..
**
Neyine güvenir ki insan?
Ocak 2020'den bu güne az gelişmiş, çok gelişmiş, hiç gelişmemiş tüm ülkeler/dünya  koronavirüsün esiri değil mi?
Temmuz geldi, bitmiyor, gitmiyor hâlâ…
Her vefat hadisesinde, tabuttaki dünya devresini tamamlamış gidiyor ama arkada bıraktıkları hakkında ne derler/diyorlar diye düşünürüm.
Kabir ve mahşerde onu ne bekler/nelerle karşılaşır, bu da çok mühim bahs-i diğer.
Rivayete göre Hz. Ömer, Peygamberimize: Ya Rasülallah bize öğüt ver" der. Efendimiz(s.a.v) de:
Kefâ bil-mevt vaizan ya Omar. "Nasihatçi olarak ölüm yeter ey Ömer" buyurur.
Yine Peygamberimiz(s.a.v): "Zevkleri bıçak gibi keseni (ölümü) çok hatırlayın!" buyurur.
M.Aşkın'ı, 20 Haziran, Ş. Erkan'ı 26 Haziran 2020'de Dar-ı Bekaya uğurladık.
Her iki hocamıza da Allah'tan gani gani rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Vesselam…

YORUM EKLE