‘Ek zam istiyoruz’

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Çorum Şubeler Platformu, enflasyon karşısında eriyen memur maaşlarına tepki amacıyla bordro yakma eylemi düzenledi.

‘Ek zam istiyoruz’

RECEP MEBET

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Çorum Şubeler Platformu, enflasyon karşısında eriyen memur maaşlarına tepki amacıyla bordro yakma eylemi düzenledi.

PTT Merkez Müdürlüğü önünde düzenlenen eyleme KESK’e bağlı sendikaların şube başkanları, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile sendika üyeleri katıldı.

Düzenlenen eylemde konuşan KESK Çorum Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Büro Emekçileri Sendikası (BES) Şube Başkanı Ertuğrul Alper, enflasyon farkının maaş zammı olmadığını vurguladı.

“Hükmünü yitiren toplu sözleşme derhal yenilenmeli” diyen Ertuğrul Alper, maaşlardaki erimenin telafi edilmesi gerektiğini söyledi.

Gelir vergisi tarifesindeki adaletsizlere son verilmesini isteyen Alper, “Ek zam istiyoruz” diyerek memurların beklentisini dile getirdi.

Alper, “Bugün 15 Ocak'ta kamu emekçileri olarak elimize geçen maaşlarımızı gösteren bordrolarımız da bu oyunları açığa çıkarmakta, artan yoksulluğumuzu belgelemektedir. Bu nedenle tüm Türkiye de olduğu gibi kamu emekçilerinin yaşadığı ekonomik kayıpların karşılanması için bugün burada bordrolarımızı yakıyoruz.” diye konuştu. Alper, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

‘FATURA EMEKÇİLERE YIKILIYOR’

“Takvimler bugün 15 Ocak tarihini gösteriyor. Seçim, yeni rejim, ekonomik kriz derken bir yılı daha geride bıraktık.

Bilindiği üzere dünyanın neresinde olursa olsun çarşıda, pazarda fiyatlar sürekli artarken, resmi enflasyon rakamlarının sürekli düşmesi mümkün değildir.

Buna rağmen TÜİK, Türkiye'de hayat pahalılığının, döviz kurunun, faizlerin rekor üstüne rekor kırdığı bir ortamda enflasyonun düştüğünü iddia etmiş, emekçilerin temel tüketim ve ihtiyaç maddelerinde yaşanan gerçek enflasyon en az yüzde 50 civarında olmasına rağmen ne yapıp edip resmi enflasyonu yüzde 20,3'te tutmayı başarmıştır.

Bu TÜİK'in ilk başarısı değildir. Aynı TÜİK daha önce enflasyon hesaplama sepetine yazın soba borusu ve patinaj zincirini, kışın mayoyu ve bikiniyi ekleme başarısı göstermiştir. Pinpon topu, ördek eti, deve eti gibi ürünlerin enflasyon sepetine eklenmesini ‘ağırlıklarını çok düşük tutuyoruz’ diyerek savunabilmiştir.

Yine enflasyon hesabında dar gelirlilerin, emekçi kesimlerin en yüksek oranda harcama yaptığı gıda ürünlerinin ağırlığını 2011 den bugüne 4,57 puan aşağı çekme başarısı da TÜİK'e aittir. Ülkemizi mutluluk sırlamasında 145 ülke içinden sadece Tunus, Yemen ve Afganistan'ın önünde 142. sırada gösteren uluslararası araştırmayı elinin tersi ile iterek halkın yüzde 58'inin mutlu olduğunu ilan eden, böylece bizi çekemeyen ecnebilere misliyle karşılık veren de aynı TÜİK'tir.

Elbette ki TÜİK derken bu kurumda bin bir zorluklar içinde çalışan, emeğinin karşılığını alamayan emekçileri kast etmiyoruz. Hükümetten aldığı talimatla yaşanan gerçek enflasyonu düşük göstermek için rakamlara ters takla attıran yönetici takımından bahsediyoruz. Öte yandan asıl sorumlunun ülkede yaşanan krizin faturasını emekçilere yıkmak için politika üretenler olduğu da açıktır.

‘BİZ HAKLI ÇIKTIK’

Ne yazık ki, yaşanan süreç; ücretli kesimler, dar gelirliler başta olmak üzere toplumun yüzde 99'unu sorumlu olmadıkları ekonomik krizin faturasını ödememek için omuz omuza vermeye çağıran, bu doğrultuda 31 Ekim'de 'Yoksullaşmaya, İşsizliğe, Güvencesizliğe Karşı Birlikte Mücadele' programını açıklayıp 17 Kasım ile 22 Aralık tarihleri arasında İzmir, Samsun, Adana, Diyarbakır, İstanbul Bölge Mitingleri ile yurdun dört bir yanındaki emekçilerle, halkla buluşan konfederasyonumuz KESK'i haklı çıkarmıştır.

Evet, bizler en başından beri ülkeyi yönetenlerin asıl hedefinin enflasyonu düşürmek değil, enflasyonu düşük göstererek çalışanların maaşlarını, ücretlerini baskılamak olduğunu ifade ettik. 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine verilmesi gereken enflasyon farkını düşük tutmak için her yolun deneneceğini söyledik.

Üzülerek ifade ediyoruz.  Ne yazık ki biz haklı çıktık. Daha beş, altı ay öncesine kadar, 'IMF'ye borç verecek hale geldik' diye övünenler IMF'nin reçetesine sarılmıştır. IMF'nin çalışanlara hedeflenen enflasyona göre ücret verilmesi, enflasyon hedeflenenden yüksek çıktığında ise mevcut enflasyon farkı verilmesi uygulamasından vazgeçilmesi tavsiyesine harfiyen uyulmuştur. Enflasyon farkının hesaplanmasında YEP (Yeni Ekonomi Program)  enflasyon hedefinin temel alınacağına dair bir algı oluşturularak fiili durum yaratılmıştır.

Böylece hazırlanan ortamda iktidara enflasyonu düşürmek değil, belirlenmiş hedefe uygun olarak düşük gösterecek yöntemleri bulmak kalmıştır. Bunun için ilk adım Ekim ayı enflasyonunu hükümetin beklediği oranın üzerinde açıklayan TÜİK'in Genel Müdür yardımcısını görevden alıp yerine Hazine ve Maliye Bakan'ın Enerji Bakanlığı döneminden mesai arkadaşının getirilmesi ile atılmıştır.

Ardından ‘enflasyonla topyekün mücadele’ adı altında,  sadece enflasyon sepetindeki 50 ürünü kapsayan iki buçuk ay süreli  yüzde 10 indirim kampanyası ilan edilmiştir.

Enflasyonu düşürmek değil, düşük göstermek için alınan söz konusu önlemler hemen ilk ayda etkisini göstermiştir. Yeni göreve getirilen Genel Müdür Yardımcısı ile performansını yükselten TÜİK kasım ayında enflasyonun yüzde 1.44 düştüğünü açıklamıştır. Aralık'ta ise kantarın topuzu hepten kaçırılmıştır.

Yılın başında enflasyon sepetinde yer almayan kimi bildik market zincirlerinin ürünlerinin usulsüz bir şekilde son iki ayda sepete eklenmesi, ayın 25'inde kapatılması gereken sepete yılbaşı indirimleri nedeni ile ayın son günlerinde fiyatları düşen parfüm, hediyelik eşya gibi ürünlerin eklenmesi gibi yeni Ali Cengiz oyunları ile Aralık enflasyonun yüzde 0,40 puan düştüğü, yıllık enflasyonun ise yüzde 20,3 ile YEP ile belirlenen yüzde 20,8 hedefinin bile altına indiği açıklanmıştır.

‘İNANDIRICI HİÇ BİR YÖNÜ YOK’

Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Bugün 'hedefleri tutturduk, hatta YEP ile hedeflenen enflasyonun altına indik' söylemlerinin inandırıcı hiçbir yönü yoktur. Çünkü ortada olan şey hedef tutturma değil, yıllardır oynanan Ali Cengiz Oyunlarına yenileri eklenerek bulunan rakamları enflasyon diye yutturma çabasından ibarettir. Ancak işçiler, emekçiler yıllardır oynanan bu oyunları bugün çok daha net görmektedir.

Bugün kamu emekçileri olarak elimize geçen maaşlarımızı gösteren bordrolarımız da bu oyunları açığa çıkarmakta, artan yoksulluğumuzu belgelemektedir.

Buna rağmen, yıla yüzde 7 enflasyon hedefiyle başlayıp, yılsonunda gerçekleşen yüzde 20,30 oranlı enflasyona sevinmek, yılın başında 1 dolar 3,76 TL iken yılın sonunda 1 doların yüzde 41 artışla 5,30 TL'ye çıkmasını 'dövizi frenledik' diye yorumlamak , yine yılın başında yüzde 1,2 olan ihtiyaç kredisi faiz oranı yılın sonunda neredeyse iki katına çıkmasına rağmen ‘hedefleri tutturduk’ nutukları atmak halkın aklıyla dalga geçmektir.  

Öte yandan  31 Aralık 2018 tarihinde açıklanan Gelir Vergisi tarifesi  çalışanların dilim dilim soyulmasına devam  edileceğini ispatlamaktadır. Yeniden Değerleme Oranı  yüzde 23.73 olmasına rağmen geçtiğimiz yıl 14 bin 800 TL olan birinci vergi dilimi yüzde 21 oranında arttırılarak 18 bin TL, 34 bin TL olan ikinci vergi dilimi ise sadece yüzde 17 arttırılarak 40 bin TL olarak belirlenmiştir.

Buna göre başta 399 sayılı KHK'ye tabi olarak çalışan sözleşmeli personel olmak üzere kamu emekçilerinin çok büyük bir bölümü yılın dördüncü, beşinci ayından itibaren yüzde 20'lik ikinci vergi dilimine girecektir. Önemli bir bölümü de yedinci, sekizinci aydan itibaren yüzde 27'lik üçüncü vergi dilimine girecektir. Kısacası emekçilere kaşıkla verilen enflasyon farkı ve maaş zammı daha cebimize girmeden vergiye gidecektir.

‘DOST, ZOR GÜNDE BELLİ OLUR’

Dost zor günde, dar günde belli olurmuş. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz koşulları hangi konfederasyonların, hangi sendikaların kamu emekçilerinin hakları için mücadele ettiğini de göstermiştir. Sadece kamu emekçilerinin değil, tüm ücretli kesimlerin yaşamını alt üst eden ekonomik krize karşı kamu hizmetleri alanında sesini yükselten tek konfederasyon KESK olmuştur.

Lafa gelince kendisini beş milyon kamu emekçisinin ve emeklinin tek yetkilisi gibi gösterip böbürlenenler sıra işe, emeğin haklarını savunmaya gelince ortada gözükmemiştir. Bugüne kadar altına imza attığı satış sözleşmeleri ile kamu emekçilerinin ve emekliklerinin mali, sosyal, özlük pek çok hak kaybı yaşamasına yol açan malum konfederasyon yönetimi karnından konuşmaya devam etmektedir.

Yaşanan kayıpların telafisini istemek yerine ‘Kamu Görevlilerinin 2019 Yılı Ocak Ayı İtibariyle Maaşları yüzde 10,70 arttı’ gibi suya sabuna dokunmayan garabet açıklamalara imza atmayı tercih etmektedir.

Bizler, KESK'e bağlı sendikaların üyeleri olarak insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli çalışma, güvenli bir gelecek mücadelemizi sürdüreceğiz.

Yıllardır yaşadığımız kayıpların giderilmesi için; yaşanan gerçek enflasyon bir yana, Yeni Ekonomi Programı'nın 2019 yılı enflasyon hedefi olan yüzde 15,9 karşısında bile yüzde 4 + 5 artış oranı ile hükmünü çoktan yitiren 2017 tarihli toplu sözleşme derhal yenilenmelidir.

Maaşlarımızda hedeflenen enflasyon oranında değil, yaşanan gerçek enflasyon oranında, satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak artış yapılmalıdır.

Elektrik, doğalgaz, su, akaryakıt, ekmek, toplu taşıma gibi temel ihtiyaçlara yapılan zamlar tamamen geri alınmalı, temel tüketim ürünlerine hiçbir şekilde zam yapılmamalıdır.

Tüm yükü emekçilerin sırtına yıkan vergi adaletsizliğine ve vergi dilimi soygununa son verilmelidir. Toplumsal yararı, vergide ve gelir dağılımında adaleti sağlayan, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, emekten yana,  katılımcı -şeffaf- hesap verebilir demokratik bir bütçe hayata geçirilmelidir.

OHAL KHK'leri ile herhangi bir hukuki delil ve mahkeme kararı olmadan işinden ekmeğinden edilen tüm kamu emekçileri işine iade edilmelidir. Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam tipine ve esnek çalışma, performans gibi güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmelidir.

Kariyer ve liyakati yok edip torpilin kapısını sonuna kadar açan mülakat, sözlü sınav ve güvenlik araştırması-arşiv kaydına son verilmeli, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmalıdır. Tüm kamu emekçilerini kapsayan, adil bir ek gösterge sistemi hayata geçirilmelidir.

Sıraladığımız bu talepler sadece bizim değil, tüm kamu emekçilerinin talepleridir. Sendikalı olsun ya da olmasın tüm kamu emekçilerini kendi temel talepleri için birlikte mücadele etmeye, KESK'e bağlı sendikalarda örgütlenmeye çağırıyoruz.”

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2019, 12:13
YORUM EKLE
YORUMLAR
ÖĞRETMEN
ÖĞRETMEN - 2 yıl Önce

4600 tl maaş 1300 ekders özel sektörde öğretmen olsanız yarısını vermezler,gözünüz doysun.emekci tuğla ocağında çalışıyor amele inşaatta çalışıyor

İLHAN
İLHAN - 2 yıl Önce

ŞÜKÜR YOKKİ ADAMLAR DA ÇIKMIŞ BODRO YAKIYO.ŞUAN Kİ PİYASA ŞARTLARINA GÖRE MAAŞLARI ÇOK İYİ NEYİN KAFASINI YAŞIYOR BUNLAR ANLAMADIM.HEP YUKARIYA BAKMAYIN BİRAZDA AŞAĞIYA BAKIN ŞÜKREDİN.

SIRADAKİ HABER