Böbrek taşını önlemede 3 temel kural

Çorum Özel Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Özgür Sönmezer, kronik böbrek hastalığının küresel bir salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Böbrek taşını önlemede 3 temel kural

Çorum Özel Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Özgür Sönmezer, kronik böbrek hastalığının küresel bir salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.

Böbrek taşı düşürmenin, bir insanın hayatta yaşayabileceği en şiddetli ağrıya sebep olabileceğini vurgulayan Opr. Dr. Özgür Sönmezer, “Taş düşüren pek çok kadın bu ağrının doğum sancısından daha şiddetli olduğunu ifade etmektedir. Son 20-30 yıl içinde idrar yolu taşı görülme sıklığında belirgin bir artış olduğu bildirilmektedir. Bu artışın kesin sebebi bilinmemekle birlikte beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklere ve az sıvı alımına bağlı olduğu düşünülmektedir.” dedi.

İdrar yolları içindeki taşın isminin sistemde bulunduğu bölgeye göre böbrek taşı, üreter (idrar kanalı) taşı ve mesane taşı olarak adlandırıldığını belirten Opr. Dr. Özgür Sönmezer, hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi:

İDRAR YOLUNDA TAŞ NASIL OLUŞUR?
“Böbrekler vücudumuzun filtre sistemi olarak çalışırlar. Kan sürekli olarak böbreklerden süzülürken yararlı maddeler emilir, istenmeyen maddeler ise idrarla dışarı atılır. İdrar çok yoğun ise böbrek taşı oluşma riski artar. Yoğun idrar içerisinde atılan tuzlar ve mineraller böbreklerin iç yüzeyinde tübül denilen ünitelerde zamanla taşa dönüşecek kristaller halinde çökeltiler oluştururlar. Zamanla bu kristaller birleşerek taş haline gelir. Halk arasındaki inanışın tersine yiyecekleri yıkamadan "kumlu" yemekle veya incir ve armut gibi tanecikli meyveleri tüketmekle taş oluşmaz.

Böbrek taşı hastalığı, idrarda yüksek seviyelerde kalsiyum, okzalat, ürik asit maddeleri olduğunda veya kristallerin birbirine yapışmasını engelleyen sitratın az miktarda olduğu durumlarda ortaya çıkar. Taşların büyüklüğü ufak bir pirinç tanesinden bir mandalinaya kadar değişebilir.

İDRAR YOLU TAŞINA BAĞLI YAKINMALAR  
Böbrek taşlarının çoğunluğu bulgu vermez, başka bir sebeple yapılan radyolojik incelemeler sırasında saptanır. Eğer taş büyükse ve böbrek havuzcuğunda tıkanıklığa yol açmışsa ağrı ve enfeksiyona sebep olabilir. Taş hareket edip üreter adı verilen böbrekle mesane arasındaki kanala girerse idrar akışını tamamen engelleyerek kolik denilen çok şiddetli ağrıya yol açabilir. Ağrı bel bölgesinden başlayarak kasığa doğru yayılır ve hastalarda bulantı, kusma, karın şişliği gibi ek yakınmalara yol açabilir. Taşın idrar yollarını zedelemesine bağlı idrarda kanama görülebilir.

TAŞ OLUŞUMUNUN RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER
Fazla miktarda tuz tüketimi, yetersiz sıvı alımı, aile öyküsü ve kişisel öykü, bazı hastalıklar, diyet, az hareket veya hareketsizlik taş oluşumunun riskini artıran faktörlerdir.

TAŞLAR NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Medikal Tedavi
5 mm.ye kadar olan taşların büyük çoğunluğu verilen ağrı kesici, antispazmodik ilaç tedavisi ve bol sıvı alımı ile düşürülebilir. Taşın boyutu büyüdükçe müdahalesiz düşürme olasılığı azalır. 
ESWL (Vücut dışından şok dalgaları ile taş kırma)
Böbrek taşlarının tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Vücut dışında oluşturulan şok dalgaları taş üzerine odaklanarak tedavi sırasında taş küçük parçalara bölünür. Daha sonra bu parçaların idrarla atılması beklenir. İşlem sırasında duyulan ağrıyı azaltmak için çoğunlukla sakinleştirici ilaç kullanılması veya hafif bir anestezi verilmesi gerekebilir. Aynı gün hastalar taburcu edilir. 1 hafta - 10 gün içinde kontrole çağrılır. 

Perkütan Nefrolitotomi (PNL)
Böbrek içindeki taş 2 cm.den büyük olduğunda veya ESWL ile kırılamadığında uygulanan güncel bir yöntemdir. Genel anestezi altında böğür bölgesinde 1 cm lik kesiden oluşturulan bir yoldan böbreğin içerisine girilerek taşlar bir bütün halinde veya kırılarak aynı yoldan dışarı çıkartılır. Endoskopik yani kapalı bir ameliyat yöntemi olan perkütan nefrolitotripsi ameliyatında görüntüler endokamera ile bir televizyon ekranına büyütülmüş olarak taşınır. Taşlar genelde pnömatik, ultrasonik veya lazer taş kırıcılar ile parçalanırlar ve parçalar dışarı alınırlar. Hastalar 2-3 günde taburcu edilirler.

Üretoroskopi
Üreter kanalı içerisindeki taşlar düşmezse veya ESWL ile kırılamazsa idrar yolundan üreteroskop denilen aletler yardımıyla girilerek tedavi edilebilirler. Üreteroskoplar 2.5-3 mm çapında, uzunlukları boyunca bir çalışma kanalı ve görüntüyü sağlayan bir mercek bulunan cihazlardır. Rijid yani sert üreteroskoplar ile dış idrar yolu ve mesane geçilip üreter içine girilerek taşlar Holmium lazer veya pnömatik taş kırıcı ile kırılarak tedavi edilir. Bu üreteroskoplar ile alt ve orta üreterdeki taşlar tedavi edilebilirler. Fleksible yani kıvrılabilen üreteroskoplar ise uçları çeşitli yönlerde ve açılarda döndürülebildiğinden hem üst üreterdeki, hem de böbrek içinde havuzcuk ve kalis adı verilen ceplerdeki taşların tedavisinde kullanılırlar. Üretereroskopik taş tedavisi sonrası hastalar aynı gün veya bir gün sonra evlerine taburcu edilirler.     

BÖBREK TAŞININ OLUŞUMU ÖNLENEBİLİR Mİ?
Yaşam ve beslenme tarzında birkaç değişiklik yaparak yeni taş oluşma riski azaltılabilir. 
Hastaların yüksek miktarda sıvı almaları desteklenmelidir. Erişkin bir insanın 24 saatlik idrar hacmi 2 litrenin üzerinde olmalıdır. 

Hastalarda aşırıya kaçmamak koşuluyla bütün besin gruplarını içeren karma ve dengeli bir beslenmeye ihtiyaç vardır. Lif içeren besinlerin ve faydalı etkileri nedeniyle sebze, meyve tüketimi desteklenmelidir. Ancak okzalat bakımından zengin olan besinlerin (ıspanak, roka, tere, kakao, çay yaprakları, ceviz, buğday kepeği) aşırı tüketiminden kaçınmak gerekir. Bu önlem özellikle idrarında yüksek miktarda oksalat bulunan hastalarda önemlidir. Hayvansal proteinler aşırı miktarda tüketilmemelidir. Her gün tüketilen hayvansal protein miktarının 150 gr/gün olarak sınırlandırılması önerilmektedir. Yemeklerle birlikte ek kalsiyum alınmasını gerektiren enterik hiperoksalüri dışında kalsiyum desteği önerilmemektedir.”

Taş oluşumunu önlemede 3 temel kural olduğunu belirten Çorum Özel Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Özgür Sönmezer, tuz tüketiminin azaltılmasını, günde 2,5 litre kadar sıvı tüketilmesini ve hayvansal proteinlerin özellikle sakatatın az tüketilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2021, 20:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER