‘Makinecilerle ciddi projeleri hayat geçireceğiz’

SAHA İstanbul ve Çorum Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle organize edilen Savunma Sanayi Buluşması  yapıldı.

‘Makinecilerle ciddi projeleri hayat geçireceğiz’

FATİH AKBAŞ
SAHA İstanbul ve Çorum Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğiyle organize edilen Savunma Sanayi Buluşması  yapıldı.

TSO konferans salonunda gerçekleştirilen programda savunma sanayinin önde gelen kuruluşlarının temsilcileri Çorumlu sanayicilere sektör ve yatırım fırsatları hakkında bilgiler verdiler.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasının Çorum TSO Başkanı Çetin Başaranhıncal yaptı. 

‘SANAYİCİ DEMİRYOLU İSTİYOR’
TSO Başkanlığı görevinde 3’üncü dönemi olduğunu ve 12 yılı doldurduğunu belirterek sözlerine başlayan Çetin Başaranhıncal, “Yaklaşık 10 yıldır savuna sanayinde birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Kolay bir iş değil. Kulvarımız uzun ve yorucu ama çok şükür bugün 4 tane firmamız gizlilik sözleşmesi ile savunma sanayiine iş yapmaya başlamış vaziyette. Bu toplantı sayesinde hem firmalarımız savunma sanayinin A Takımı ile bireysel görüşme şansı bulacaklar, hemde fabrika ziyaretleri ile bizim üretim kapasitemizi sayın bakan yardımcılarımıza ve bürokratlarımıza göstermiş olacağız. Çorum kabuğuna sığmıyor herşeyi hak ediyor. Ama bizimde beklentimiz var. İstanbul ve Ankara artık sanayi anlamında sıkışmış vaziyette. Artık Anadolu’da üretim başlıyor. Biz Kazan gibi bizde bir üs olabiliriz. Bu alt yapı ve sanayi kültürü Çorum’da var. Diğer taraftan sadece savuna sanayi değil makine sanayinde de üreticilerimiz dünyada geziyor. En zorlandığımız şey ise nakliye maliyetleridir. Yatırım programına alındığını bildiğimiz demiryolunu Çorum hak ediyor. Bu yatırımın biran önce bütçeye girmesi gerektiğini düşünüyorum. Toplantının hayırlı olmasını temenni ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Vali Yardımcısı Recep Yüksel ise konuşmasında Çorum için demiryolu ve havalimanının önemine değindi.

Yüksel, Organize Sanayi Bölgeleri, Teknokent ile Hitit Üniversitesi’nin savunma sanayinin hizmetinde olduğunu söyledi. 

‘ÇORUM 1 MİLYAR DOLAR İHRACAATA LİMAN VE DEMİRYOLU OLMADAN ULAŞTI’
Milli Savunma Bakan Yardımcısı hemşehrimiz Muhsin Dere ise Çorum’un 3 adet OSB’si ile ihracatta 1 milyar dolara yaklaştığını belirterek, “Çorum bunu limanı, demiryolu olmadan yaptı. Bu toplantıda kamu ve özel sektörün birlikte neler yapabileceğini konuşacağız” dedi.

‘TÜRKİYE ARTIK DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR ÜLKE OLDU’
Milli Savunma Bakanlığında 15 Temmuz hain darbesinin ardından yapılanmasında değişikliğe gidildiğini hatırlatan Bakan Yardımcısı Dere, “Genelkurmay, Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde birleşti. 15 Temmuz hain darbe girişimin ardından 1 ay geçmeden Zeytin Dalı, Bahar Kalkanı, Barış Pınarı gibi Türkiye tarihinin en büyük operasyonları başladı. Türkiye tarihinde olmadığı kadar geniş kapsamlı hiç girilmeyen yerlere operasyonlar yapıldı. TSK içerisindeki hainlerden temizlendikçe daha da güçlendi. İlk zamanlar 5 pilotun yaptığını bir pilotumuz yaptı. Komando birliklerimiz aylarca operasyonlar yürüttü. Deniz kuvvetlerimiz Doğu Akdeniz’de, Ege’de sefer halindeler. Ülkemiz yurt içinde ve yurt dışında artık özne oldu. Söz söyleyen konuma geldi. Dikkate alınması gereken ülke haline geldi. Bu ciddi fedakarlıklarla oldu. Bu fedakarlığın karşılığını milletimiz görecektir” dedi.

‘SAVUNMA SANAYİNDE YERLİLİK ORANINI YÜZDE 95 ÇIKARTACAĞIZ’
Türk savunma sanayinin gelişim süreci hakkında da bilgi veren Dere, “1921 yılında Askeri Fabrikalar Umum Müdürlüğü var. Makine Kimya Endüstrisi’nin alt yapı oluşturulmuş. Bu bir köşe taşı. Sonra uçak fabrikası maceralarımız var. Sekteye uğramışız. NATO’ya girmişiz birçok şeyi müttefiklerimiz veririz demiş, bizde beklemişiz. 1974 Kıbrıs Harekatına kadar bu süreç gitmiş. Ambargolar gelince vakıf şirketleri kurularak dışarıdan alamadığımız ürünleri yerlileştirme süreci başlatılmış. Ciddi sıçrama olmuş. Merhum Turgut Özal döneminde Savunma Sanayi Müsteşarlığı kurulmuş. 2004 yılına geliyoruz savunma sanayisinde yerlilik oranlarımız yüzde 15 seviyelerinde. Yüzde 80-85 yabancı ürün bağımlısıyız. 2004 yılında Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısı vardı. Cumhurbaşkanımız, o dönem başkanlık ediyordu. Birçok yabancı proje yerli projeye dönüştürüldü. Yerli olarak yapılması kararı çıktı. O gün devrim niteliğinde bir karar çıktı. O zaman savunma sanayinde Türkiye’nin yerlileşme macerası ve sevdası başladı. Gelinen noktada yüzde 70’in üzerine çıktı yerlilik oranı. Savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirketlerimiz dünyadaki ilk firma arasına girmeye başladı. Savunma sanayinde yıllık 10 milyar TL’lik Ar-Ge’miz oluştu. Bu yeterli mi kesinlikle yeterli değil. Ülke olarak savunma sanayine yaptığımız Ar-Ge harcamasını Amerika’da bir firma tek başına yapıyor. Bu gerçekleri bilmemiz lazım. Savunma sanayindeki yüzde 70 oranını yüzde 90-95’lere tüm kritik teknolojileri yerlileştirerek neler yapabiliriz bunu konuşmamız lazım. Bunun yolu vakıf şirketleri, kamunun firmaları, tersaneleri olamaz. Onlar belirli bir yere kadar geldiler. ASELSAN’ın, Roketsan’ın, TAI’nin binlerce alt yüklenicisi var. Bunların ana yüklenici olması lazım. Artık kendileri MSB’den proje alır hale gelir olması lazım. Çorum’daki sanayicilerimizi orta ölçekli, sonra büyük ölçekli sanayici haline getirerek Milli Savunma Bakanlığı’ndan proje alır hale gelmesi lazım” şeklinde kaydetti.

‘HER TÜRLÜ İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ’
Milli Savunma Bakanlığı olarak yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Dere, “MKE, 100 yıl geçmişe sahip bir kurum. Bugün MKE kanunu meclis gündeminde. Makine Kimya Endüstrisi Kurumu yapısını biraz değiştirmesi lazım. KİT statüsünde. MKE gibi kritik yerler ağır silah ve namlu üreten tek MKE var. Buralar belirli ölçüde devletin yönetiminde kalsın biraz özel sektör mantığıyla çalışsın. Özel sektörle işbirliği yapsın. Genel Müdürlük binasında 700 kişi çalışmasın. Özel sektöre daha çok iş versin. Kritik teknolojilerde belirleyici olsun. 27 tane askeri fabrikamız var. Asker, sivil, işçi, mühendis birlikte güzel uyumla çalışmalar devam ediyoruz. Burada stratejik işbirliği anlaşmalarıyla özel sektörle işbirliği yapsın. Özel sektörü yerlileştirsin. Biz ondan alım garantisi yapalım. Askeri tersanelerde donanmayı ayakta tutan birimlerimiz var. Buralarda yerlileşsin ve özel sektörle işbirliği yapsın. Bizim için asker-sivil, özel sektör-kamu ayrımı yok. Ciddi olarak işimizi yapalım. Asker, sivil ayrımı yapmayalım. El ele verelim. Özel sektör kamu ayrımı yapmayalım. Bürokrasi engel mekanizması olmasın. Koordinasyon içerisinde çalışırsak savunma sanayinde iyi noktalara geliriz. Biz her türlü işbirliğine hazırız” ifadelerini kullandı. 

‘SAHA İSTANBUL’A TALEP BÜYÜK’
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede ise konuşmasında Türkiye'de sanayicilerin savunma sanayisine gerekli donanım, ekipman yapma kapasitesine ulaşması gerektiğini söyledi.
Savunma sanayisi, sivil havacılık ve uzay sektörlerinde milli sistemler geliştirmek hedefiyle kurulan SAHA İstanbul'un kurucularından olduğunu belirten Büyükdede, “Biz SAHA İstanbul'u kurduğumuzda 27 firmaydık. İki yılda 175 firmaya ulaştık, bugün 628 üyeye geldik. Şu anda büyük bir talep var” dedi.

Savunma sanayisine üretim yapmanın nitelik açısından ayrıcalıklarının olduğuna dikkati çeken Büyükdede, şöyle devam etti:

“Bu dönem bizim uluslararası nitelikte savunma sanayine hizmet edebilecek nitelikte ekipman, donanım yapma kalitesine erişebilir hale gelmemiz gerekiyor. Savunma sanayine hizmet etmek sıradan bir konu değil. Bu niteliğe firmalarımızın hızla eriştiğini görüyoruz. Hem silah hem uçak ve uzay endüstrisinde olsun çok büyük bir gelişim, değişim ve dönüşüm var. Firmalarımız bu konuya doğru kalitelerini artırarak kendilerini çekmek durumundalar.”

‘SANAYİMİZİ AVRUPA'NIN GELMİŞ ÜLKELERİ DÜZEYİNE GETİRMELİYİZ’
Türkiye'nin toplam 280 bin hektar sanayi tesisine sahip olduğunu ifade eden Büyükdede, “Türkiye sanayi bakımından çok zengin bir ülke gibi görünse de yeterince zenginliğe sahip değiliz. Hatta sanayi fakiri ülkelerden biri kabul edilebiliriz. Bu konuda Sanayi Bakanlığı olarak yaptığımız çalışmalarda şunu gördük. Türkiye'de 280 bin hektar toplam sanayimiz var. Bunun yalnızca 110 bini organize sanayi bölgelerinde. Gayri Safi Milli Hasılamız da belli. Kişi başı 7-8 bin doların etrafında, vasat bir seviyede devam ediyoruz. Biz vasatlıktan kurtulmak istiyoruz ama biz böyle gidersek bir müddet sonra G-20'den bile düşebiliriz. Bizim kendimizi toparlayıp, sanayimizi Avrupa'da belli boyuta gelmiş ülkeler düzeyine getirmek gibi bir zaruretimiz var” şeklinde belirtti.

Türkiye'nin İtalya, Fransa, Almanya ile mukayese edebilir bir ülke haline gelmesi gerektiğinin altını çizen Büyükdede, şunları dile getirdi:

“İtalya'da 300 bin kilometrekarenin yüzde 2,2'si sanayide. Yani 650 bin hektar sanayisi var. Fransa'nın 900 bin hektarı var. Almanya'nın arazisinin yüzde 4,5'i sanayi. Gayri Safi Milli Hasılası da 48 bin dolar. 1,5 milyon hektar kadar sanayisi var. Biz ise 'Sanayi bölgesi kurar mıyız, genişler miyiz, tarımdan alır mıyız?' gibi kavgalar veriyoruz. Bu dönem içinde Bakanlık olarak tüm sanayi alanlarımızı diğer bakanlıklarımızla birlikte çalışarak büyütmeye gayret ediyoruz. Yapabilirsek inşallah 280 bin hektar olan sanayi arazimizi 650 bin hektara çıkarmanın mücadelesini veriyoruz. Bunu çıkarabiliriz ve çıkardığımızda da doldurmamız lazım. Mevcut işletmelerimizin de kapasitesini yukarı çekmek gibi bir görevimiz var.”

‘ÇİN'İN BOŞALTTIĞI ALANI TÜRKİYE DOLDURMALI’ 
Avrupa ülkelerinden firmaların Çin'deki yatırımlarını çeşitli Avrupa ülkelerine taşımaya gayret ettiğini anlatan Büyükdede, şunları belirtti:
“Özellikle Çin'de yatırım yapmış Avrupa firmalarının Türkiye'ye gelmek gibi bir dertleri var. Çünkü şu anda Polonya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan hatta Slovenya'da durmadan ortaklıklar kurmaya gayret ettikleri dönemde biz hızla dünyaya açılmak ve onlarla entegre sanayi tesisleri kurmak gibi bir döneme girmek zorundayız. Çin'in bıraktığı o alanı bizim üstlenmek gibi bir yapıya da ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Olanca gücümüzle üretim alanlarımızda mümkün olduğunca yabancılarla kol kola girmiş müesseseler kurma ihtiyacı duyuyoruz. Dolayısıyla altyapısı düzgün, nitelikli değerler üretme zaruretindeyiz.” 
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede Çorum’un sanayi altyapısı güçlü olduğunu da belirtti. 

‘ÇORUM SANAYİSİ HIZLI REAKSİYON VEREBİLİYOR’
SAHA İstanbul Genel Sekreteri hemşehrimiz İlhami Keleş ise yaptığı konuşmada teknolojik ve katma değeri yüksek ürünler üretmeye gayret edilmesi gerektiğini dile getirerek, “Çorum, insanın kişilik özellikleri itibarıyla çok gözü kara ve hızlı reaksiyon gösterebilen bir sanayi formatına sahip. İnşallah bu anlamda çok güzel neticeler alıyor olacağız. Bize ev sahipliği yaparak bu imkanı sunan aynı zamanda toplantının da talebini oluşturan Çorum TSO Başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi. Açılış konuşmalarının ardından hediye ve plaket takdimi yapıldı.

Toplantının ikinci bölümünde ise Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğündeki panelde Savunma Sanayi Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanı Murat Çizgel, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürü Zekeriya Coştu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdür Vekili Serkan Çelik, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürü Yasin Akdere, Askeri Fabrikalar Genel Müdürü İmdat Ersoy, ASELSAN Tedarikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nuh Yılmaz, TAI Tedarik ve Sanayileşme Müdürü Veli Erdoğan, ROKETSAN Tedarikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Toros ve TÜBİTAK SAGE Genel Müdürü Gürcan Okumuş sunum yaptılar. 

‘ÇORUM BÜYÜRSE TÜRKİYE BÜYÜR’
MKEK Genel Müdürü Yasin Akdere ise konuşmasında “Çorum büyürse Türkiye büyür. Çorum’da ki sanayicilerimizle, Çorum’da ki makine üzerine yapılan çalışmalarla beraber makine iş kolumuzda da ciddi çalışmalara yatırım yapacağız. Ciddi projeleri hayata geçireceğiz” şeklinde belirtti. 

Savunma sanayinde Çorum’un kendi markasını oluşturacak çalışmaların altyapısını istişare ettik. İnşallah sizlerle beraber çok ciddi projelere Makine Kimya Endüstrisi çatısı altında imzalar atacağız” dedi.
Yasin Akdere kurumun 1950'lerde Türkiye için ne kadar önemliyse 2023, 2053 ve 2071'de de aynı öneme sahip olacağına işaret etti.

Kurumun daha dinamik, sektörü yönlendirecek, özel sektörle iş birlikleriyle rekabetçiliğini artıracak, sadece yurt içinde değil, ihracat potansiyelini de kullanarak büyük bir oyuncu olarak dünyada ses getiren teknolojilere yatırım yapan yapıya dönüştürülmesinin planlandığını anlatan Akdere, ortaklarıyla beraber yarının Türkiye'sini inşa edecek bir Makine Kimya Endüstrisini hazırlamaya çalıştıklarını söyledi.
MKEK'nin silah, mühimmat, roket ve patlayıcı kimyasal ile makine olmak üzere 4 ana iş kolunda faaliyet gösterdiğini belirten Akdere, “Son 20 ayda 24 Ar-Ge projesine başlayıp tamamladık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bize, 'Yapılmayanı yapın, ağır silahlarda çeşitliliği sağlayın' şeklinde talimat verdi. İnşallah en kısa zamanda hızlı hareket edebilecek bir yapıya kavuşmuş olacağız Bazı engellerimiz var. Mevzuat ile ilgili sıkıntılarımızı aştıktan sonra değerli sanayicilerimizle yarınımızı garanti altına alarak yapılmayanı yapacağız” ifadelerini kullandı.

MKEK olarak 76 milimetre deniz topu yaptıklarının altını çizen Akdere, şöyle devam etti:
“Bir müttefik ülke 8,2 milyon avroya yapıyor. Parayı peşin veriyorsunuz, 'Topu 24 ay sonra alırsınız' diyorlar ama gün geldiğinde, 'Avrupa Birliği ambargo koyduğundan dolayı teslim edemiyoruz' diyorlardı. 'Normalde 72 ayda tamamlanacak Ar-Ge'yi nasıl kısa zamanda tamamlarız?' dedik. Paydaş firmalarla 12 ay gibi bir sürede Ar-Ge çalışmalarını bitirdik. Şu anda montaj aşaması durumundayız, önümüzdeki ay atışlarımızı yapacağız. Deniz kuvvetlerimizin ihtiyacı olan deniz topunu kendimiz üretiyor olacağız. Bu projeye başladığımızda, 'Bunlar nasılsa bunu yapamaz' demişlerdi. Proje yeşermeye başlayınca, 'Biz bunu size 8,2'ye değil, 5,1'e verelim. Hatta eğitim mühimmatlarını da yanında verelim' dediler. Sayın Bakanımız aradı, 'Ne kadara bitiriyorsun bu ürünü?' diye sordu. 4,7 milyon dolara bitirdiğimizi söylediğimde, 'Gerekirse 14,7 milyon dolar harcayacaksın, bu proje hayata geçecek, geri adım atılmayacak' dedi. Böyle bir irade var arkamızda.”
Akdere, MKEK'de 478 ana ürünün yüzde 62'sinin yerli imkanlarla üretildiğini, kalan kısmının yerlileştirilmesinin de son derece önemli olduğunu ifade ederek, "Yapılmayanın yapılması yönünde çalışmalara ağırlık verildi. 2020 yılında 2,8 milyar lira olan ciroyu bu yıl 4,8'e, 2022'de de 8,6 milyar liraya çıkartmayı hedefliyoruz." dedi.

Panelin ardından ise OSB’de firma gezisi gerçekleştirildi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER