Elvan Çelebi Sempozyumu

Hitit Üniversitesi, uzun zamandan beri Elvan Çelebi Sempozyomu düzenlemek istiyormuş. Yeni Rektör Prof Dr. Ali Osman Öztürk Bey'e hayırlı olsun ziyaretinde kitaplarımı görünce "Tam benim aradığım adamsın. Biz de Elvan Çelebi ve babası Aşık Paşa konulu bir sempozyum düzenlemek istiyorduk. Senin eserlerin bize ufuk açacak ve kaynak teşkil edecektir" dedi. Ben de bu hazırlıktan o zaman haberdar oldum.
Şubat 2020'de sempozyumun hazırlıkları resmen başlamış olmalı ki bana bir bildiri sunma teklifi yapıldı. Hatta 11-12 Nisan tarihinde yapılacağı da söylendi. Ancak Ocak ayı sonunda Corona-19 virüsü baş gösterdi. Türkiye de alarma geçti. Bir takım önlemler almaya başladı. 16 Mart'ta ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitede eğitim ve öğretime ara verileceği ilan edildi. Tüm sosyal ve kültürel etkinlikler de ertelendi. Bu bağlamda Çorum'da 12 Nisan tarihinde düzenlenecek olan Elvan Çelebi Sempozyumu da ertelenmiş oldu. Benim hazırlıklarım da beklemeye alınmış oldu.
Aradan beş-altı ay geçmişti ki Üniversite'den bir haber geldi. Ertelenen sempozyum 2-4 Ekim tarihlerinde yapılabilecekmiş. Ancak katılımcıların pek çoğu, bildirilerini internet ortamında tele-konferans sistemiyle sunabileceklermiş. Ben de bildirimi, bizzat sunmayı tercih ettim.
Bu arada Çorum Belediyesi Kültür Müdürlüğü de "Aşık Paşa ve Oğlu Elvan Çelebi" adlı kitabın basımını sempozyuma yetiştirmeye gayret etti. Zira hem o kitabın hem de "Nikonya'dan Çorum'a" adlı kitabın birinci basımı tükenmişti. "Aşık Paşa ve Oğlu Elvan Çelebi" adlı kitap, sempozyum sırasında katılımcılara ulaştırılabildi.
Sempozyumun açılış törenine katılamadım. Gerçi o da seyircisiz maçlar gibi olmuş. Sadece katılımcılar ile tele-konferans sistemiyle sempozyuma renk katanlar konuşmuş. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç gibi bazı akademisyenlerin bu sempozyuma destek vermeleri, çok önemliydi. Yurt dışından katılanlar da internet bağlantısıyla bildirilerini sunmuşlar.
İlk gün akşamı Sayın Valimiz, Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Rektörümüzün daveti üzerine bir mekanda akşam yemeğine katıldım. Orada bazı dostlarla buluşma ve bazı akademisyenlerle de tanışma fırsatı buldum.
Benim konuşma sıram, 3 Ekim 2020 Cumartesi günü öğleden sonraydı. Önceki oturumdaki konuşmacıları izledim. Bizim oturum başladığında ilk konuşmayı Belediye Başkanımız Sayın Halil İbrahim Aşgın yaptı. Ben, son konuşmacıydım.
"Uluslararası Horasan'dan Anadolu'ya İrfan Geleneği: Elvan Çelebi Sempozyomu" bizim oturumumuzla sona ermiş olacaktı. Ben de "Elvan Çelebi ve Aşık Paşa konulu çalışmalarım" başlığını taşıyan bildirimi sundum.
Bu konuya Başkan Hamdi Özseçer'in teklif, ısrar ve teşvikiyle yirmi yıl önce başladığımı anlattım. Önce Elvan Çelebi'de, ertesi yılda Kırşehir'de konferanslar verdiğimi söyledim. Önce "Elvan Çelebi", ardından da "Aşık Paşa ve Oğlu Elvan Çelebi" adlı kitapları bastırarak ilim erbabının ve akademisyenlerin hizmetine sunduğumu ifade ettim.
Aşık Paşa'nın en önemli eseri Garipnamesi'nin İran'dan gelen şia tehlikesine karşı milleti birliğe çağırmak, Ehl-i Sünnet akidesini öğretmek, tasavvufun inceliklerini anlatmak maksadıyla Türkçe yazılmış olduğunu vurguladım. Muhammediye ve Mevlit kitaplarında Garipname'nin etkisinin görülebileceğini ifade ettim.
Elvan Çelebi ve Aşık Paşa'nın başka taraflara çekilemeyeceğine özellikle işaret ettim:
"Osmanlı Devleti'nin kuruluş felsefesinin mimarlarından Aşık Paşa'nın oğlu Elvan Çelebi, eserinde ehl-i kıble ve ehl-i seccadeden yana tavır koyuyor. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve Hasan ile Hüseyin'i saygıyla yâd ediyor. Hanefi mezhebinin kurucusu İmam Azam Ebu Hanife'yi övüyor. Yani Elvan Çelebi, yanını ve yönünü kendi açıklıyor. Onun çizgisi ve kimliği bellidir. Ona başka kimlik aramak, abesle iştigaldir."
Bu tespitimle konuşmamı tamamlamış oldum. Bizden sonra kapanış oturumu yapıldı. Rektör Bey ve birkaç akademisyen, sempozyumla ilgili değerlendirme konuşmaları yaptılar. Son oturumda söz alanlara katılım belgeleri verildi ve toplu fotoğraf çekildi.
Artık sempozyum oturumları tamamlanmıştı. Sıra Elvan Çelebi türbesini ziyarete gelmişti. Otobüslere ve araçlara binerek Elvan Çelebi'nin yoluna düştük. Orayı ilk defa görenler, öncelikle ziyarette bulundular. Ziyaretler tamamlandıktan sonra köy muhtarının ikram ettiği yemeği yedik. Yemek, tam bir davet yemeğiydi. Muhtara ve ihtiyar heyetine teşekkür ederek köyden ayrıldık.
Pandemi döneminin zorluklarına, birincisi ertelenmiş olmasına rağmen aynı yıl içinde "Uluslararası Horasan'dan Anadolu'ya İrfan Geleni: Elvan Çelebi Sempozyomu" 2020 yılı Ekim ayının ilk haftasında gerçekleşmiş oldu. Düzenleyenlere, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

YORUM EKLE