Yeni Şafak’ta 25 yıl farklı konularda köşe yazısı yazdıktan sonra yorgunluk ve hastalığım yüzünden haftada bir gün ve ilmini yaptığım konuda, gelen sorulara cevap şeklinde yazmaya karar vermiştim. Soru adresime yeterli soru gelmediğinde farklı yazılar da yazıyorum, ama soru gelirse kararımı uyguluyorum.
Bugün de üç soruya cevap vereceğim.
Soru
…Esselamü aleyküm sayın hocam,
Son zamanlarda aşağıdaki söz, sizin söylediğiniz bir söz olarak sosyal medyada dolaşmaktadır. Bu sözü siz mi söylediniz, öğrenmek istedim: “İktidara zarar verecekse, haksızlık ve yanlışlardan şikâyet etmek, doğruları söylemek caiz değildir”... Değerli vaktinizi ayırdığınız için Allah razı olsun.
Cevap
Dedikoduları kaynağından araştırdığınız için sizi tebrik ve teşekkür ediyorum. Ne yazık ki insanların çoğu, dedikoduları araştırmadan inanıyor, bunları konuşup yayarak günaha giriyorlar.
İktidar da, kişiler de, elbette iyi niyetle ve uygun bir dil ile eleştirilir. Maksat da yıpratmak, ne pahasına olursa olsun itibar ve iktidardan düşürmek değil, yanlıştan dönmesini, hatalarını asgariye indirmeyi sağlamak olur. İktidarın iyi ve doğrularını hiç kale almayıp, dile getirmeyip yalnızca -tenkit edene göre veya mutlak olarak - hata, kusur, günah olanları abartarak, olanın yanına olmayanı da katarak bunları da özellikle seçimlerin arefesinde yaparak istismar etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim, bunu her zaman söyler ve yazarım.
Bu ifadem belli bir zaman ve belli bir iktidar ve muhalefete ait ve mahsus değildir, bugünü ve geleceği içine almak üzere geneldir.
Soru
Hocam selamün aleyküm, nasılsınız? Vakit ayırdığınız için teşekkürler (Bu kişinin promosyon konusundaki sorusuna cevap yazmıştım)..
Hocam banka promosyonunu kullanmıyoruz. Bu parayı örneğin anneme cep telefonu hediye etmek için kullanabilir miyiz? Ya da babam köydeki evinin bahçesine parke taş döşeme işi yaptıracak, buna benzer doğrudan kendime ve eşime değil de anne-baba, kayınvalide-kayınpedere verme durumu olursa caiz olur mu?
Cevap
Faizci bankalar maaşları kullanıp faiz kazanıyor ve bunun az bir miktarını da maaşını onlardan alanlara veriyor. Faizci bankaya maaş yatıran, bankanın o para ile faizcilik yapmasını sağlıyor; bu bir günah, o faizden kazanılan parayı alıp yerse bu da ikinci bir günah oluyor.
Bir kişi maaşını -çalıştığı kurum o bankaları tercih ettiği için -mesela katılım bankalarından alma imkânına sahip değilse- faizci bankadan maaşını ilk imkânda çekecek. Aldığı promosyonu da -kendisi yoksul değilse- yoksullara verecek. Burada yoksuldan maksadımız, temel ihtiyaçlarını temin edemeyen veya eksik temin eden kişidir.
Kişi, kendisine ve ailesine promosyondan harcama yapamaz, ana-baba gibi gerektiğinde bakmakla yükümlü olduğu kişilere de promosyonu veremez.
Kayınpeder, kayınvalide kişinin bakmakla yükümlü olduğu yakınları değildir; bu sebeple yoksul iseler onlara promosyonu verebilir.
19 Eylül 2021’de benzer soruya şu cevabı vermiştim:
“Maaş bankaya yatırılınca maaş ödeyenin mülkiyetinden çıkıyor, maaş alanın mülkü oluyor. Banka bu maaştan istifade etmiyorsa para emanettir ve bunu sahiplerine dağıtır. Bu bir külfettir, banka ücret alacak yerde niçin promosyon versin!?
Banka parayı bir şekilde kullanıyorsa, istifade ediyorsa ödünçtür. Ödünç karşılığında promosyon faiz olur. Faizci bankalardan maaşını alan kişi bir yandan parası ile bankanın faizcilik yapmasına razı olmuştur diğer yandan promosyon adıyla faiz almaktadır.
Parasını katılım bankalarından alan kişi parası ile faizcilik yapılması sakıncasından kurtulur çünkü bu bankalar faizcilik yapmıyorlar ve bu sebeple katılım bankalarının tercih edilmesi gerekir. Ama ödünç karşılığında veya paradan istifade edildiği için parasından fazlasını promosyon adıyla alınca faiz almış olur.
Çare katılım bankalarının maaşları ortaklık havuzuna yatırmaları ve günlük kâr ödemeleridir; tabii havuzlar toplamı kâr etmiş ise…”
Katılım bankalarının merkezî danışma kurulunda muteber fıkıh hocaları var. Onların aldığı bir karara göre “Katılım bankasına maaşlar yatırılırken belli bir süre çekilmeden kalması şartı varsa bu takdirde maaş ödünç verilmiş olur ve alınan fazlalık faiz olur. Ama böyle bir şart yoksa ödünç verme durumu da olmaz ve alınan fazlalık bankanın hibesi (hediyesi) olur.”
Şimdi bu açıklama üzerinde düşündüğüm zaman -bir paradan istifade edenin bu sebeple sahibine menfaat sağlamasının faiz olacağı şeklindeki kendi görüşümü muhafaza etsem de- bu açıklamanın da bir fıkhî dayanağı var diyorum; çünkü bu fetvayı verenler, “ödünç durumunun gerçekleşmesi için bir karz akdi gerekir, süre şartı olmayınca karz akdi de olmaz” demiş oluyorlar.
Soru
… Bir kişi, “Peygamber Efendimiz’in hutbede adının söylenmesini ve ‘hazret’ hitabını yasaklayanı, İslâm’a Arap dini, Peygamberimiz’e Arap milliyetçisi diyorsa, Kur’ân’ı reddediyorsa, Peygamberimiz’e adamları ile Şam’da soygun yaptı, ganimet ayetini uydurdu, bütün peygamberler utanmadır” diyeni açık belgelere göre seven Müslüman olabilir mi, hüküm Allah’ın.
Cevap
Bu sözleri kim söylemiş, nerede ve ne zaman söylemiş, aynen böyle mi söylemiş, nakleden güvenilir bir kimse mi…? Bu hususları araştırmadan sözün izafe edildiği şahıs hakkında hüküm sahibi olmak doğru değildir.
Araştırmadan sonra söylediği sabit olursa diyeceğim şudur:
Bunlar ağıza alınamayacak, tüyler ürperten iftiralardır, hezeyanlardır, İslâm düşmanlığı ve edepsizliktir. Hiçbir Müslüman bu yalanları uydurup söylemez ve bunları söyleyen varsa onları da sevemez.
Peygamberler yalan söylemez ve günah işlemezler.
Peygamberimiz’in dini anlatan söz ve fiilleri de İslâm’a dâhil olduğu için ganimet ayeti uydurmaya ihtiyacı olmaz; çünkü savaş ve ganimet konusundaki sahih hadisler de maksadı hâsıl ederdi.
İslâm’da savaşın amacı ganimet değildir; savunmadır, insanlara din hürriyetini sağlamaktır ve onları kula kul olmaktan kurtarmaktır.