II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE ÇORUM'UN SANCAK (İL) STATÜSÜNE KAVUŞMASI

Hacı Haldun Şahin Kimdir?

Mecitözü ilçesinin Ağcakoyun köyünde 1962 yılında doğdu. İlköğretimini burada ortaöğretimini Ankara, liseyi Mecitözü'n de tamamladı. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü 1987, yüksek lisansını ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde 1992 tamamlayarak mezun oldu.
TC Başbakanlık'ın 1987 yılında açmış olduğu sınavı kazanarak, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'nda göreve başladı. Osmanlı Arşivi'nde Planlama ve Koordinasyon çalışmalarının, dış ülkelerle yapılan işbirliği protokollerinin yürütülmesinde ve çeşitli fonların tasnifinde görev aldı. Halen bu kurumda çalışmaktadır. Türk Arşivciler Derneği'nin de kurucu başkanıdır.

Çorum ili coğrafi konumu itibarıyla tarihin ilk dönemlerinden itibaren önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. İç Anadolu'nun kuzeyi ile Orta Karadeniz Bölgesinin iç kısımlarında oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Söz konusu bu topraklar, Anadolu'daki birçok vilayetimiz gibi tarihin her döneminde önemli kültür ve medeniyetlere beşiklik etmiştir. 


II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE ÇORUM'UN SANCAK (İL) STATÜSÜNE KAVUŞMASI

XI. yüzyıl ortalarından sonra Çorum ve havalisi Türk hâkimiyetine girmiştir. Danişmendnâme'ye göre Alparslan ümerâsından Emir Danişmend Ahmed Gazi, 1071 Malazgirt savaşına katıldıktan sonra bu yörenin fethine memur edilmiştir. Ahmed Gazi, 1071'de Sivas, Kayseri ve Malatya'yı, 1073 tarihinde de Tokat ve Zile'yi almış ve buradan da Niksar, Amasya, Çorum, Çankırı, İskilip ve Elbistan'a ilerlemiştir. Amasya'nın fethinin 1075 tarihinde gerçekleştiği gerçeğinden hareketle, Çorum'un da aynı yılın yazı ya da sonbaharında fethedildiği düşünülmektedir.1 
Selçuklular zamanında Çorum'un, Sivas, Amasya ve Tokat kentleri gibi bir gelişme gösterememesinin nedeni hiç kuşkusuz kervan yolları üzerinde olmayışıdır. Anadolu'dan Karadeniz sahiline Sinop ve Samsun limanlarına giden iki kervan yolunun biri Çorum'un batısından diğeri ise doğusundan geçmektedir. Çorum'un gerek Selçuklular gerekse Beylikler döneminde ne ölçekte bir yerleşim merkezi olduğu hakkında fazla bir malumat mevcut değildir.

Çorum ve çevresi uzun süre, Danişmentlilerin hâkimiyetinde kaldı. Bu hâkimiyet, Danişmentli topraklarının Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan (1155-1192) tarafından ilhakına kadar sürdü. Daha sonra Baba İshak liderliğindeki Babaî isyanlarından oldukça etkilenen yöre, 1243 Kösedağ Savaşı'ndan sonra Anadolu'yu istila eden Moğolların nüfuzu altına girdi. Bu dönemde Moğollar, Çorum ve çevresinde göçebe hayata elverişli bütün yurt ve otlakları işgal ettiler. Anadolu'da Moğol nüfuzu zayıflamaya başlayınca önce Sivas ve Kayseri'de hüküm süren Eretnaoğulları'nın, ardından da 1360'larda Amasya'daki Emir Hacı Şadgeldi'nin idaresine girdi. Hacı Şadgeldi dönemi, Osmanlı Beyliği'nin bu yöre ile ilişkisinin arttığı bir dönem oldu. Nitekim I. Murad zamanında Karamanoğulları üzerine başarılı bir sefer yapan Osmanlı kuvvetleri Çorum çevresine kadar ilerlediler. Ancak daha sonra Kadı Burhaneddin'in Eretna Beyliği topraklarını ele geçirmesi, Osmanlılar ile Kadı Burhaneddin'i bu yörede karşı karşıya getirdi. Çorum ile Osmancık arasında yer alan Kırkdilim denilen yerde iki taraf ordusunun yaptığı savaşta Osmanlılar (1392) yenilgiye uğradı. Kadı Burhanneddin, Çorum yöresinde yaşayan Moğolların da desteğiyle bölgedeki bazı yerleşim yerlerini yağmaladı. Ancak 1398'de Akkoyunlu Beyi Karayülük Osman'a yenilip beyliğinin ortadan kalkmasından sonra ona bağlı bütün yöreler ve bu arada Çorum, Osmanlı idaresine girdi.2 

Osmanlı idaresine girinceye kadar düzenli bir gelişme gösteremeyen Çorum, Osmanlı idaresi döneminde nüfus, fiziki yapı ve ekonomik yönden gelişti. Burası önceleri bir kaleşehir durumundaydı. Hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmeyen Çorum Kalesi, Danişmend veya Selçuklu yapısı olarak değerlendirilir.3 

Şehrin merkez olduğu aynı adı taşıyan sancağın Osmanlı idari teşkilatındaki ilk dönemleri tam olarak bilinmemektedir. 1456 yılında idari kademedeki yeri vilayet olarak belirtilmiştir.4  Ancak bu dönemde vilayet anlamı nahiye kelimesine yakın sayılmaktadır. Bu bakımdan Çorum'un XV. yüzyılın ikinci yarısında sancak statüsünde olup olmadığı konusunda bir belirginlik yoktur. 1521'de Rum (Sivas) eyaletine bağlı Çorum beş kazadan oluşmaktaydı. Bunlar Çorumlu, İskilip, Osmancık, Karahisâr-ı Demirli ve Katar'dı. 1576 yılında bu idarî yapıyı aynen muhafaza eden Çorum, XVI. yüzyılın son çeyreğinde bazı idarî değişikliklere uğradı ve bağlı kazaların sayısı sekize kadar yükseldi.
Kanunî Sultan Süleyman döneminde tutulan ve Osmanlı Arşivi'nde bulunan 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri'5ne göre, Çorum sancağı dâhilinde Serkis, Tuzciyân ve Emlâk dîvânları, Osmancık, İskilip kazaları ile Tahtettarîk, Katar, Karahisâr-ı Demirli nahiyeleri bulunuyordu. 1576 mufassal defterde adı geçen ilk kaza Çorumlu kazası olup, başlıca üç nahiyeden oluşmaktadır.
1- Çorum Nahiyesi: Bugünkü Çorum şehrinin batısına ve kuzeyine doğru uzanan ovalık bölgeyi içine almaktadır. Şehrin kuzey ve kuzeybatı istikâmetinde, Çorumlu nahiyesinin sınırları, Çatak ve Kırkdilim boğazlarına kadar uzanmaktadır. 1576'da Çorumlu nahiyesine tabi 76 köy bulunmaktadır.
2- Nâhiye-i Divân-ı Emlâk: Çorum şehrinin güneyine düşen bölgeyi içerisine alır ve Alaca ilçesinin sınırlarına kadar uzanır. Özellikle Çorum'a uzanan karayolu ile Cemilbey arasında kalan yerleşim bölgeleri nahiyenin esas alanını belirler.
3- Nâhiye-i Divân-ı Serkis: Çorumlu kazasının diğer bir nahiyesi olan Serkis Divânı, altı köy ve bir mezra'adan oluşan küçük bir idârî birimdir.6
Nüfus yoklama defterlerindeki verilere göre, 1836-38 yıllarında Çorum sancağı içerisinde Saz, Osmancık, İskilip ve Hacıhamza bulunmakta idi. Daha önceki tarihlerde adı geçen Bayat (Alagöz) ve Karapürçek, İskilip kazasına bağlı birer nahiye durumunda idiler. 
XVIII. yüzyılda Sivas eyaletine bağlılık durumunu muhafaza eden Çorum, 1831'deki ilk nüfus sayımından hemen sonra Ankara'ya bağlı bir kaza oldu. Fakat 1836'da tekrar sancak statüsüne getirilmiştir. 
Tanzimat Fermanı'nın ilanıyla ülke yönetimi yeni baştan değiştirilerek, önemli düzenlemeler yapılmıştır. Muhassıllık teşkilatının kurulmasıyla vali, sancakbeyi ve mütesellimlerin mali sorumlulukları kalmamıştır. Çorum sancağı da 1840 Martı'ndan itibaren tekrar Sivas eyaletine ilhak edilerek bir muhassıl ile yönetilmeye başlanmıştır. Çorum'da görev yapan ilk muhassıl, Hüseyin Rüşdü Efendi olmuştur.7 
2 Haziran 1841'de Çankırı, Kastamonu, Viranşehir, Çorum sancaklarının ilhakıyla Ankara eyaleti müşirliği tekrar ihdas edilmiştir. Çorum, Ankara eyaletinde 6 yıl sancak merkezi olarak kalmıştır. Bu dönemde Çorum, Ankara ve Çankırı sancaklarıyla beraber idare edilmekteydi. 1843 Haziran'ında bu üç sancağın idaresi mir-i mirân-ı kirâmdan İsmet Paşa uhdesine tevcih edilmiştir. 1 Mayıs 1847'de Amasya ve Çorum sancakları birleştirilerek Sivas mutasarrıfı olan es-Seyyid Said Paşa uhdesine verilmiştir. İlgili hükümde bu sancakların daha önce ayrı ayrı yönetilmesi sırasında asayişin sağlanamadığı bu sebeple de bu havalide bazı ekrâd ve eşkıyanın zararlı faaliyetlerde bulunduğu belirtilmiştir. Bütün bunların önünün alınması için böyle ikili bir yönetimin daha faydalı olacağı öngörülmüştür. Çorum, dokuz sene Amasya ile birlikte bu şekilde idare edilmiştir. Bu durum, belgelerde iki liva manasında "Mutasarrıf-ı Livâeyn-i Amasya ve Çorum" şeklinde yazılmaktadır.8 
Bu dönemde Sivas eyaletinde üç livâ, (Sivas, Amasya-Çorum, Divriği) kırk sekiz kaza bulunuyordu. Livâ-i Amasya ve Çorum'a bağlı kazalar şunlardı: Amasya ma'a nevâhi Lâdik, Gümüş ma'a Kabakuz, Gevreği, Hacıköy, Havza, Gedegara (Vezirköprü), Zeytun, nahiye-i Hacıhamza, Osmancık, Saz, İskilip, Çorum, Ekrâd-ı Çorum nâm-ı diğer Karahisâr-ı Demirci, ma'a Katarsaray, Tahtattarik ma'a Fevkattarik, Gelenkiras ma'a Geldikten, Zünnunabâd, Merzifon ma'a Merzifonabâd, nahiye-i Veray. Bu arada bazı kişilerin, Çorum'un Amasya'dan ayrılması için İstanbul'da çeşitli faaliyetlerde bulundukları görülmektedir. Bunun üzerine 1849 Mayıs'ında Çorum Meclisi, ekrâd ve aşiretlerin tasallutunu tamamen def eden fukara ve ahalinin asayişini sağlayan Amasya mutasarrıfı Hilmi Paşa'dan memnun oldukları gibi Amasya'dan ayrılmak gibi bir düşüncelerinin bulunmadığını bir mazbata ile Meclis-i Vâlâ'ya göndermişlerdir.9
1856 yılına gelindiğinde ise Çorum'un Amasya'dan ayrılarak idari merkez olarak dahil edileceği en uygun yerlerin Sivas veya Yozgat olabileceği düşünülmüştür. Şehrin Sivas'a ve Amasya'ya uzaklığı sebebiyle iyi bir idarenin mümkün olamayacağı, halbuki Yozgat'a ilhakının her vechile uygun olduğu belirtilerek Mart 1856 dan itibaren Yozgat'a bağlanmıştır.
1864 Vilayet Nizamnamesi ile Osmanlı Devleti vilayet, sancak, kaza ve köy yönetim birimlerine ayrılmıştı. Yeni düzenleme ile eyaletin ismi bazen eyaletleri de kapsayan, "bölge" ya da "memleket" anlamında kullanılan eski bir terim olan "vilayet" terimiyle değiştirilmiştir. Bu değişiklikleri devlet salnâmelerinden takip etmek mümkündür. 1869 devlet salnâmesinde ve daha sonraki salnâmelerde Çorum, Ankara vilayetinin Bozok sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak yer almıştır. Bozok sancağının diğer kazaları ise Budaközü ve Maden'dir.10
XIX. yüzyıl boyunca daha çok dış tesirlerle, Anadolu'da ekonomik dengelerde bir değişim süreci başlamıştır. Bunun neticesinde Çorum şehri bundan etkilenmiş ve kaza merkezi seviyesine düşürülmüştür. Fakat Çorum halkının ve eşrafının Yozgat'tan ayrılma ve sancak merkezi olma arzuları daha da artmıştır. 20 Mart 1872 tarihli bir Şûrâ-yı Devlet müzakere belgesinde, Çorum ahalisinin vekili İsmail Hakkı Efendi imzasıyla hazırlanan arzuhalin Ankara vilayetine takdim edildiği görülür. Bu arzuhalde Çorum kaymakamlığının civarında bulunan bazı kazaların ilhak edilerek mutasarrıflık olunması veyahut Yozgat'tan ayrılarak Amasya'ya bağlanması talep edilmektedir. Şûrâ-yı Devlet'te yapılan görüşmeler sonunda Çorum halkının bu istekleri hüsn-i kabul görmemiş, belli bir maaş karşılığında bir mutasarrıfın istihdam edilmesinin ve yeni azalar seçilmesinin çok zor olduğu ifade edilmiştir. Diğer yandan söz konusu talep ve isteklerin, bazı şahıslar tarafından sancak meclisinde memuriyet kapma arzusuyla menfaat için yapıldığı da hassaten belirtilmiştir.11 
Çorum'un sancak olması için harcanan bu caba ve gayretlere idarenin menfi yaklaşması Çorum halkının bu yöndeki arzu ve taleplerini hiçbir zaman kırmamış, sadece bir müddet ötelemiştir. 
1 Kasım 1882 (h.19.Zilhicce.1299, Şûrâ-yı Devlet, 1337/38) tarihli mahzarda Çorum kaymakamlığı, eşraf, erkân ve muteberân-ı ahâliden bazı kişiler, Çorum kazasının cesâmet ve mevkiinden, 2. Ordu 6. Redîf Alayı'nın merkezi olması dolayısıyla civar kazaların rabt ve ilhakıyla mutasarrıflık merkezi olması için bağlı oldukları sancaklardan daha ziyade Çorum'a daha yakınlıklarıyla; Amasya'ya bağlı olan Mecidözü (Avukathacıköy), Maden-i Sim ile Osmancık kazalarının, Kastamonu'ya bağlı İskilip kazasının, Yozgat'a bağlı olan Sungurlu (Budaközü-Kalınsaz-Aşiret-i Yeniil) ve Hüseyinabâd (Alaca) kazalarının Çorum'a ilhakıyla şehrin sancak yapılması talep edilmiştir.
Ankara vilayeti tarafından Şûrâ-yı Devlet'e havale olunan bu talep ne yazık ki Şûrâ-yı Devlet tarafından uygun görülmemiştir.12 
Çorum ahalisinin sancak olma istekleri her şeye rağmen devam etmiş ve 22 Mart 1893 tarihinde Ankara vilayetinden Dâhiliye Nezaretine bir yazı daha gönderilmiştir. Bu yazıda Çorum'un sancak yapılmasıyla Ermenilerin bölgede çıkardığı karışıklıkların önünün alınabileceği belirtilmiştir. 
Bu tespitin Meclis-i Mahsûs ve Erkân-ı Harbiye'nin değerlendirmelerine de yansıdığını müşahede etmekteyiz. Zira onların da görüşü Ermenilerin bir süredir yaptıkları eşkıyalık faaliyetlerinin önüne geçilmesi için bu havalinin ehemmiyet kesb ettiği dolayısıyla bu bölgede yeniden bir sancağın teşkil edilmesinin çok faydalı olacağı yönündedir.
Şehrin müstakil bir liva statüsüne kavuşturulması hususundaki en etkileyici hamleyi çok geniş bir mutabakatla yine Çorum eşrafı ve halkı yapmıştır. Eşraf ve ahali tarafından hazırlanan ve metnin altına isimleri yazılarak mühürlenen mahzar (dilekçe) ilgili makama h.5.M.1311 (m.19 Temmuz 1893) tarihinde takdim edilmiştir.
Bahse konu olan mahzarda13  (dilekçede) ortak talep 44 mahallesi, 4000 nüfusu, 1 hükümet konağı, 23 cami, 20 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, 11 hanı, 4 hamamı, 1100 dükkânı, 135 çeşmesi, 1 telgrafhanesi, 1 Rüştiye mektebi, 3 Sibyan mektebi, 1 süvari 1 piyade alayı ile Nakşibendi, Rufai ve Mevlevi tekkeleri bulunan Çorum kazasının Yozgat'tan ayrılarak müstakil livâ (sancak) olmayı hak ettiğidir.
Uzun süren bu uğraşlar netice vermiş ve Çorum sancak olma hüviyetini kazanmıştır.
Demografik yapı itibarıyla Çorum bütün Osmanlı dönemi göz önüne alındığında, Anadolu'nun sair şehirlerine göre daha homojendir. Türk-Oğuz boylarının neredeyse tamamına yakınını Çorum'da görmek mümkündür. Gayr-i müslîm tebea son derece azdır. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'nda bulunan 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri'14ndeki verilere göre 1530'larda Çorum'da otuz mahalle bulunmaktadır. Çorum merkezde 3.422 müslim, 14'de gayr-i müslim hayatını idame ettirmektedir.
İskân işlemleri elbette ki sadece aşiretlerle sınırlı kalmamıştır. 1774 Küçük Kaynarca ve 1792 Yaş Antlaşmalarından sonra Kafkaslardan Rus baskı ve zulmünden kaçarak, Osmanlı ülkesine sığınan Kafkas kavimlerinin göçleri hiç durmamış fasılalarla devam etmiştir. 1853 Kırım Savaşı ve 1877-78 Osmanlı Rus Harbi'ni müteakip yıllarda bu söz konusu göç hareketi daha da hız kazanmıştır. Bu göçler neticesinde; Anadolu'ya gelen birçok Kafkas kavmi değişik köy, kasa ve şehirlere yerleştirildiği gibi devletin tayin ettiği yeni alanlara da iskân edilmişlerdir.
Şehre değişik tarihlerde gelen ve bu kabilden iskân edilen Çerkez muhacirlerine ait yerleşim alanları Çorum'da da mevcuttur. Hatta Osmanlı idaresi tarafından tespit edilen bu mekânlara ne ad verileceğinin dahi tartışıldığı15  neticede söz konusu muhacirlerin meskûn olacağı köylere Ertuğrul, Mecidiye ve Osmaniye adlarının verildiği, imâm ve muhtarlarına da mühürlerin tevdii edilmesi kararlaştırılmıştır.16 
Yine başka bir kaynakta Çorum'un Hacınasrullah Mahallesi'ne iskân edilen Ahıska muhacirlerinin teşkil ettikleri mahallenin isminin ise Mahmudiye olarak adlandırılması öngörülmüştür.17 
Diğer taraftan Kafkasya'dan gelip Çorum'a sevk olunan bu muhacirlerin ihtiyaçlarının karşılanması ve iskân edilmeleri hususunda son derece itinalı olunması ve ihtimam gösterilmesine caba sarf edilmiş,18  iaşe ve ibatelerinin Muhacirin Komisyonu tahsisatından mahsup edilmek üzere emval-i mahalliyeden karşılanması düşüncesi benimsenmiştir.19 
Çerkez muhacirlerinin iskânı da tıpkı Anadolu'daki aşiretler gibi hiç durmadan bir müddet devam etmiştir. Arşiv kaynakları bu iskânlardan çok sıkça bahseder. Nitekim bir kısım Nogay muhacirinin Adana ile birlikte Çorum'da iskân edildiğini,20  Ahıska'dan gelenlerin ise Hüseyinabâd'a (Alaca) iskân edilerek bu yere Şarkiye21, Batum muhacirlerinin iskân edildiği yere de Beşiktepe22  denildiğini yine tarihi vesikalardan öğrenmiş bulunmaktayız.
Göç, sürgün veya başka yollarla Çorum ili sınırları içerisinde Çerkez muhacirleriyle meskûn köylerimiz; Ballıyakup, Cemilbey, Elköy, Ertuğrul, Gökköy/Kuşlar, K.Palabıyık/Rüştübey, Karasar, Mecidiyekavak, Ülkenpınarı, Yenikaradona, Yeşilyayla/Kuduzlar, (Çorum merkez), Altınbaş, Karaçal, Karamahmut, Seyitnizam, Sincan (Alaca'ya bağlı), Yenikadılı/Çerkezkadılı (Boğakale'ye bağlı), Suhilan (İskilip'e bağlı), Doğanlar, Gökçekaya (Laçin'e bağlı), Fakıahmet, Vakıflar (Mecitözü'ne bağlı), Oruçpınar/Karadağ (Ortaköy'e bağlı), Beylice/ İslipkıran, Saraycık, Yenihacılarhanı (Sungurlu'ya bağlı) dır.
İnsanoğlu tevatürün dışına çıkarak yazılı tarihi verilere ulaşarak yaşadığı şehri, kazayı, köyü veya aile efradını keşfetmeyi hep arzulamıştır. Bu istek ve arzu milletler için de değişmez bir vakıadır. Zira her millet müktesebatına vakıf olmayı, geçmişine ve kimliğine ait en sağlam verilere sahip olmayı arzu eder. Zaman ve mekân değişse de bu istek insan için her zaman ilgi çekici ve heyecan verici olmuştur. 
Milletler veya insanlar hüviyetlerini yitirdiklerinde nasıl silikleşir, tanınmama veya yok olma endişe ve yok olma korkusunu hissederlerse şehirler de aynı endişe ve korkuyu hissederler. Hüviyetini kaybeden yani geçmişiyle bağlarını koparan şehirler yok olup giderler. Tarihte bunun misalleri bir hayli fazladır. Onun için geçmişin tecrübelerinden istifade ederek geleceğin bilinmezliklerini bilinir hale getirebiliriz. Şehirlerin vaziyyet-i coğrafiyesi, tabiat ve tarihi dokusu, mimari anlayışı, iktisadi ve içtimaî hayat tarzı, örf ve ananelerdeki kendine has tabiliği şehirlerin bütün çıplaklığıyla hüviyetini ibraz ederler. Ama bu hüviyet hiç de öyle kolay kolay kazanılmaz, yüzlerce yıllık bir birikim ve tecrübenin neticesinde ortaya çıkar. İşte bir şehri hassaten ayrıcalıklı kılanda bu kimliktir.
Günümüzde bile bu şehir hala birçok kültür değerini bünyesinde barındırmakta ve cazibe merkezi olma hüviyetini devam ettirmektedir. Geçmiş tecrübelerimiz ve kültür değerlerimiz her alanda bu şehrin evlatlarının yapacağı hamlelerin ivmesi ve itici gücü olmalıdır.

1- Adem Kara, Osmanlı Teşkilat Yapısı İçerisinde Çorum Sancağı, IQ Kültür Sanat Yay, İstanbul-2008, s. 30-31
2- Adem Kara, a.g.e, s. 32-33
3- Adem Kara, a.g.e, s. 35
4- BOA, MAD, nr. 354, s. 122
5- 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri, (937/1530), Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın No: 36, Ankara-1997, C. II, s. 28,29,30
6- Adem Kara, a.g.e, s. 42
7- Adem Kara, a.g.e, s. 47
8- Adem Kara, a.g.e, s. 48
9- Adem Kara, a.g.e, s. 49
10- Adem Kara, a.g.e, s. 50-51
11- BOA. ŞD. 1333/29
12- BOA. ŞD. 1337/38
13- BOA. İ. HUS.15/19
14- 387 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Karaman ve Rûm Defteri, (937/1530), Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, Yayın No: 36, Ankara-1997, C. II, s. 28
15- B.O.A. DH. MKT, 1890/93, (Tarih: 4.R.1306)
16- B.O.A. İ. ŞD, 113/6761, (Tarih: 18.Ca.1309), DH. MKT, 1911/55, (Tarih: 6.C.1309)
17- B.O.A. DH. MKT, 352/72, (Tarih: 9.N.1312)
18- B.O.A. DH. MKT, 1578/25, (Tarih: 4.R.1306)
19- B.O.A. DH. MKT, 1570/41, (Tarih: 3.Ra.1306)
20- B.O.A. A. MKT. MHM, 208/93, (Tarih: 2.Ş.1277)
21- B.O.A. BEO, 831/62300, (Tarih: 16.Ra.11314)
22- B.O.A. İ. DH. 1478/85, (Tarih: 20.Z.11327)

 


II. Abdülhamid Han’ın ÇORUM Fermanı

Yıldız Sarây-ı Hümâyûnu BâşKitâbetDâiresi 859
[İdaârî olarak Çorum kazasının müstakil Sancak statüsüne kavuşturulması]
Çorum Kazası'nın livâya tebdili hakkındaki arzuhâl-i umûminin takdîmiyle mahall-i mezkûrun ehemmiyet-i mevki'iyyesinden ve livâya tahvîli halinde kesb-i ma'mûriyet edeceği gibi Ermeni mefâsidini men'e dahi hizmet edeceğinden bahisle buna müsâ'ade buyurulması istid'âsına dâir Ankara Vilâyeti Celîlesinin tahrirâtı manzûr-ı hümâyun olarak icâb-ı keyfiyete Bâb-ı Âli'ce bakılmak üzere mezkûr arzuhâl-i umûmi bâ-irâde-i seniyye-i cenâb-ı hilâfetpenâhî leffen savb-ı sâmî-i fahîmânelerine irsâl kılınmış olmağın ol bâbda emr u fermân hazret-i velîyyü'l-emrindir.
Ser Kâtib-i Hazret-i Şehrîyâri
Süreyya
Belgenin Tarihi:[Hicri] fî 5 Safer 1311 [Rûmi] fî 5 Ağustos 1309. [Milâdi] 18 Ağustos 1893
Belgenin Özeti: Çorum kazasının bulunduğu yerin önemine binaen livâya çevrilmesi hakkında irâde.
Belgenin Referansı: B.O.A. İ.HUS


ÇORUM’UN İL OLMA YAZISI MAHZAR (DİLEKÇE)

ÇORUM ŞEHRİNİN MÜSTAKİL LİVÂ HALİNE GETİRİLMESİ TALEBİNİ İHTİVA EDEN MAHZAR (DİLEKÇE)
Belgenin Tarihi: h.1311,m.1893
Belgenin Özeti: Yozgat'a bağlı Çorum şehrinin müstakil livâ haline getirilmesi talebini ihtiva eden mahzardır. Şehrin eşrâfı ve o gün için devlet adına görev yapanların dilekçedeki ortak talebi, 44 mahalleden müteşekkil ve 4000 hane nüfusu, 1 hükümet konağı, 23 cami, 20 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, 11 hanı, 4 hamamı, 1100 dükkânı, 135 çeşmesi, 1 telgrafhanesi, 1 Rüştiye mektebi, 3 Sibyan mektebi, 1 süvari 1 piyade alayı, Nakşibendi, Rufâi, Mevlevi tekkeleri bulunan Çorum kazasının müstakil olarak livâ (sancak) olmasıdır. 
Belgenin Referansı: B.O.A. İ.HUS, dosya/gömlek: 15/19

Mühürler

1- Es-Seyyid Mehmed Fazlı (Muallim-i Sâlis)
2- Es-Seyyid Mehmed Ali (Vekil-i Muallim-i Sâni)
3- Es-Seyyid Ali Sabri (Muallim-i Evvel-i Rüşdiye)
4- Mustafa Çelebi (Müderris-i Alaybeyizâde [Medresesi])
5- Hüseyin Hüsnü (Müderris-i Ömer Hulusi [Medresesi])
6- Hüseyin (Müderris-i Ömer Nehci [Medresesi])
7- Ebubekir Enver (Müderris-i Kurtzâde [Medresesi])
8- Es-Seyyid Hasan (Müderris-i Ölçekzâde [Medresesi])
9- Es-Seyyid Mustafa Necib (Müderris-i Kütübhâne [Medresesi])
10- Receb (Müderris-i Defterdâr [Medresesi])
11- İsmail Hakkı (Müderris-i Hüsameddin [Medresesi])
12- Mehmed Arif (Müderris-i Kırklar [Medresesi])
13- Abdullah Şeref (Müderris-i Cami-i Kebir [Medresesi])
14- Es-Seyyid Mehmed Münif? (İmâm-ı Sâni Cami-i Kebir)
15- Hafız Osman (İmâm-ı Evvel-i Cami-i Kebir)
16- Es-Seyyid İbrahim Nuri (Müderris-i Muzafferiye [Medresesi], Müfti-i Çorum)
17- Ömer Lütfi (Hatib-i Mahalle-i Kubbeli)
18- Hacı Hafız Mehmed (Hatib-i Mahalle-i Burhankethüda)
19- Seyyid Osman (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
20- Abdullah (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
21- Ahmed (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
22- İsmail Hakkı (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
23- Bekir Sıdkı (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
24- Seyyid Mustafa Hilmi (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
25- Seyyid Hafız Ömer (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
26- Osman (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
27- Mehmed Nuri (Muallim-i Mekteb-i İbtidâiye)
28- Es-Seyyid Ali (Şeyh-i Dergâh-ı Nakşibendi)
29- Eş-Şeyh Hafız Ebubekir Sıddık (Şeyh-i Dergâh-ı Rufâî)
30- Es-Seyyid Mehmed Arif (Hatib-i Cami-i Kebir)
31- El-Mevlevi Mehmed İzzet (Şeyh-i Mevlevi)
32- Ahmed Hurşit (Hatib ve Müderris)
33- Ahmed (Hatib-i Mahalle-i Acel-i Sâni)
34- Hacı Ahmed (Hatib-i Mahalle-i Acel-i Ulâ)
35- Mustafa Rifat (Hatib-i Mahalle-i Hacıreceb)
36- Ömer Âli (Hatib-i Mahalle-i Medrese)
37- Ahmed Hamdi (Hatib-i Mahalle-i Hacıdavud)
38- Es-Seyyid Mustafa Sadık (Hatib-i Mahalle-i Hân Camii)
39- Seyyid Gazi (Hatib-i Mahalle-i Hacıkemal)
40- Es-Seyyid Mehmed Nuri (Hatib-i Mahalle-i Karakeçili)
41- Es-Seyyid Osman Nuri (Hatib-i mahalle-i Şeyhler)
42- Es-Seyyid Elvan (Hatib-i Mahalle-i Akpınar)
43- Es-Seyyid Osman Nuri (Hatib-i Cami-i Hamid)
44- Seyyid Ahmed (Hatib-i Mahalle-i Şarkiyân)
45- Hafız İsmail (Hatib-i Suheyb-i Rûmi Cami)
46- Osman (Hatib-i [Mahalle-i] İsahalife)
47- Es-Seyyid Hüseyin Şevki (Tosunoğlu kulları)
48- Mehmed Lütfi (Karaalemdâroğlu kulları)
49- Es-Seyyid Ahmed Rifat (Çöplüoğlu kulları)
50- Es-Seyyid Abdülbâki (Köroğlu kulları)
51- Ömer (Kavukçuoğlu kulları)
52- Es-Seyyid Mehmed Şükrü (Kadifeoğlu kulları)
53- Es-Seyyid Halil Rüştü (Kalelioğlu kulları)
54- Mustafa bin Osman (Hacıabdurrahmanoğlu kulları)
55- Mehmed Akif (Hacıoğlu kulları)
56- Ömer Hulusi (Levnekoğlu kulları)
57- Es-Seyyid Mustafa Asım (Hacıbattaloğlu kulları)
58- Es-Seyyid Mahmud Zarif (Şucaeddinoğlu kulları)
59- Es-Seyyid Hüseyin Hilmi (Matluboğlu kulları)
60- Es-Seyyid Ebubekir Said (Madenoğlu kulları)
61- Es-Seyyid İsmail Zeki (Alaybeyioğlu kulları)
62- Hüseyin Sabri (Hacımahmudoğlu kulları)
63- Es-Seyyid Ali Rıza (Oruçoğlu kulları)
64- Ahmed Sadık (Sabuncuoğlu kulları)
65- Es-Seyyid Hacı Ali (Akmehmedoğlu kulları)
66- Mehmed Enver (Damadoğlu kulları)
67- Süleyman Salim (Eminefendioğlu kulları)
68- Es-Seyyid Elvan (Kaleşoğlu kulları)
69- Es-Seyyid Mustafa Hilmi (Bakkaloğlu kulları)
70- Es-Seyyid Mehmed Arif (Eyübefendioğlu kulları)
71- Es-Seyyid Hacı Arif (İstanbulluoğlu kulları)
72- Es-Seyyid Mehmed Arif (Kuşçuoğlu kulları)
73- Es-Seyyid Mustafa Safi (Araboğlu kuları)
74- M Es-Seyyid Mustafa Nuri (Cevdetoğlu kulları)
75- Es-Seyyid Hacı Mehmed Rahmi (Ceridoğlu kulları)
76- Hacı Hasan (Ceridoğlu kulları)
77- Süleyman (Duhancısalihoğlu kulları)
78- Hüseyin (Yüzbaşıoğlu kulları)
79- Hacı İsmail (Çilingiroğlu kulları)
80- Es-Seyyid hafız Hüseyin (Daveroğlu kulları)
81- Arif Hikmet (Karskadısıoğlu kulları)
82- Hüseyin Hüsnü (Kanioğlu kulları)
83- Mahmud Hamdi (Sıvacıoğlu kulları)
84- Abdullah (Kadirbeyoğlu kulları)
85- Es-Seyyid Mustafa Çelebi (Burhanoğlu kulları)
86- Es-Seyyid Hafız Hüseyin (Esiroğlu kulları)
87- Mehmed (Kadifeoğlu kulları)
88- Seydi (Kürtoğlu kulları)
89- Ömer Arif (Ammioğlu kulları)
90- Arif (Katiboğlu kulları)
91- Es-Seyyid Hafız Hüseyin (Civanoğlu kulları)
92- Es-Seyyid Hüseyin Hüsnü (Ebiloğlu kulları)
MAHALLE MUHTARLARI
-Muhtar-ı Sâni Karakeçili [Mahallesi]
- Muhtar-ı Evvel Karakeçili [Mahallesi]
-Mutar-ı Evvel Mahalle-i Yavruturna
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Sofular
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Hacıkemal
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Emirahmed
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Hacınasrullah
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Hacıkemal
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Hacıkemal
-Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Gülabi
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Çiriş
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Çiriş
-Muhtar-ı Evvel Mahalle-i İsahalife
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Şeyheyüb
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Şarkiyân
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Şarkiyân
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Cami-i Kebir
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Cami-i Kebir
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Burhankethüda
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Burhankethüda
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Hacıyusuf
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Hacıyusuf
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Acel-i Ulâ
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Acel-i Ulâ
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Ümithalife
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Ümithalife
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Acel-i Sâni
-Muhtar-ı Evvel Mahalle-i-Acel-i Sâni
- Muhtar-ı Sâni Mahalle-i Fatmabacı
- Muhtar-ı Evvel Mahalle-i Fatmabacı


7-8 Hasan Paşa’nın Çorum’un Sancak (İL) Olması için Padişaha yazdığı Yazı

[ÇORUM'UN SANCAK (İL) OLMASI TALEBİ]
Saltanat-ı seniyye-i hilâfetpenâhileri aleyhinde ifsâdât ve harekât-ı hâinânede bulundukları sabit olan ve Merzifon ve civarı kazalarını merkez-i fesâd ittihâz eden Sivas ve etrafı Ermeni komitelerinin harekât-ı melanetkâranelerine karşı hâl-i teyakkuz ve intibâhda bulunmak üzere Merzifon ve civarının ilhakıyla İslâmı kesîr olan Çorum kazasının mutasarrıflığa tahvili lüzum ve ehemmiyetini hâvi Şûrâ-yı Devlet'ten tanzim ve takdim kılınmış olan mazbatanın bilâ tehir mevki-i icrâya konması mülken ve siyâseten elzem iken mukaddemâ Sadaret'ten te'hir olunduğu kemâl-i teessüfle işitildiğinden mezkûr mazbatanın bir sureti ve bu kere kullarına kasaba-i mezkûreden vârid olan telgrâfnâme ve sâye-i ma'muretvâye-i cenâb-ı pâdişâhilerinde Çorum'un devâir-i resmiye ve sairesinin derece-i intizâm ve mükemmeliyetini irâe eder. Resimler leffen arz ve takdim kılındı. Sâlifü'l-arz mazbata münderecâtındaki ehemmiyet maslahata nazaran mevki-i icrâya konması muktezâyı halden görünürse de kâtıbe-i ahvâlde emr ü fermân hazret-i veliyyü'l-emrindir.

 

[Yedisekiz] Hasan [Paşa] Beşiktaş Polis Memuru

Belgenin Özeti: Ermeni komitelerinin hainlik ve fesat hareketlerinin bertaraf edilmesi için Merzifon kazasının Çorum'a bağlanması, Çorum ahalisi ve eşrafı tarafından tanzim edilen mahzardaki talebin de tehir edilmeyerek Çorum'un sancak yapılmasının elzem olduğu hususunda Beşiktaş polis memuru Hasan Ağa'nın (Yedisekiz Hasan Paşa) talebi.
Belgenin Tarihi: Fî sene: 4/Za/1310 ve 20/Mayıs/1893
Belgenin Referansı: Y.PRK.ZB-11/74

NOT: Sultan II. Abdülhamid döneminde Beşiktaş'ta polis memuru, daha sonra Beşiktaş Muhafızı olan Hasan Ağa, Çırağan Sarayı baskının boşa çıkartılmasında gösterdiği caba ve gayretler neticesinde Paşalığa terfi ettirilmiştir.

Yayına Hazırlayan: Şevket ERZEN
Sayfa Tasarım: Murat ÖZTEN