2022 yılı sonunda Borsa İstanbul BİST-100 endeksi dolar bazında %110 ve Türk Lirası bazında %196 getiri ile dünyanın en çok kazandıran borsa ünvanıyla yılı tamamladı. 2023 yılında Ocak ayında bu yüksek performans sonrasında geri çekilmeye başlayan endeks 11 Ocakta zirveden %17 geri çekilmişti. 6 Şubat tarihinde yaşanan büyük depremler sonrasında piyasalarda doğal afetin sonuçları konuşulurken, yaralar sarılmaya çalışıldı. Borsa İstanbul 5 iş günü tatil edilirken 15 Şubat tarihinde tekrar işlemler başladıktan sonra da daha önceki yılda yaşanan yüksek hacimli işlemler ve yatırımcı katılımında kayıplar yaşanarak genel seçimler beklenmeye başladı. Bu sırada düşük faiz ortamı ve yatırım, üretim, istihdam ve ihracat desteklenerek ekonomik politika uygulaması ile enflasyonla mücadele devam etti. Aynı süre zarfında borsada yatırımcı sayısı artarken 10 Mart tarihinde 4 milyon 75 bin 641 yatırımcı ile yatırımcı sayısı rekoru kırıldı. S&P ve Fitch kredi notumuzu "B" olarak teyit ederken görünüm sırasıyla durağan ve negatif olarak açıklandı. TCMB PPK 23 Mart toplantısında%8,5 seviyesinde politika faizini sabit tuttu ve bu seviye yıl içerisinde görülen en düşük politika faizi seviyesi olarak kayıtlara geçti. Yıl genelinde Borsa İstanbul'da halka arzlarında bu süreç zarfında devam ettiğini söyleyebiliriz. Mayıs ayı geldiğinde genel seçimlerin siyasi bir risk teşkil edebileceği algısı geride kalırken piyasalar seçimleri fırsat gördü ve 11 Mayıs'ta endeks %7,87 prim yaparak kapanış gerçekleştirdi. Seçimler netleştikten sonra 30 Mayıs Salı günü de endeks %9 seviyesi üzerine çıktı. Yeni ekonomi yönetiminde Hazine ve Maliye Bakanı olarak Mehmet Şimşek atanırken, TCMB başkanı olarak Hafize Gaye Erkan göreve başladı.
Bir dönem kapanırken ekonomide yeni bir politika dönemine girildi. Sıkı para politikası uygulanmaya başlar ve TCMB her toplantısında politika faizini yükseltirken, seçim sonrası yapılan vergi düzenlemeleri ve maaşlarda enflasyona yakınlaştırma çabaları kurda ve enflasyonda yükselişin devam etmesine neden oldu. Yüksek faiz ile daha önceki ekonomik programda uygulanan bazı başlıklar sadeleştirme adımları ile normalleştirilmeye çalışıldı. Kur korumalı mevduat sisteminden çıkış için Türk Lirası özendirici adımlar atılırken zorunlu karşılıklara getirilen düzenlemeler ile merkez bankalarının rezerv artışlarının da önü açılmış oldu. Eylül ayında S&P kredi görünümünü durağana yükseltirken CDS seviyesi aşağı yönlü hareketlenmeye başlandı ve Fitch'de kredi görünümünde iyileşmeye gitti ve yıl bitmeden S&P tekrara görünümde iyileşmeye gitti. Bu arada 14 Ekim tarihinde yeni bir jeopolitik risk ortamı doğdu ve İsrail ile Filistin arasında çatışmalar başladı ve piyasalarda bu gelişme kaygı yarattı.
Yıl sonuna geldiğimizde ülke risk primi 283 seviyesinde TCMB'nın politika faizi %42,5 kur 29,50TL seviyesinde. Yıllık getirilere baktığımızda Borsa İstanbul BİST-100 endeksi %35, USDTRY kuru %56, EURTRY %63, Gram altın %77 ve Ons altın dolar bazlı %13 seviyesinde getiri sağlamış.
Genel olarak küresel piyasalarda merkez bankalarının faiz artışlarının yoğun olduğu ve resesyonun tartışıldığı bir yılı geride bırakıyoruz. Beklendiği kadar yoğun bir ekonomik soğuma 2023 yılında yaşanmasa da Avrupa'da iki çeyrek daralarak sınırlı bir resesyon yaşandığını söyleyebiliriz. Yurt içinde ise yıl iki farklı ekonomik program ile geçildi ve en çok konuşulan konu enflasyonla mücadele noktasında uygulanan programların etkileri ve enflasyona karşı alım gücünün arattırılması konusunda yapılması ve yapılanlar değerlendirildi. Seçim yılı olması nedeniyle siyasetinde bir dönem yoğun olarak gündemde olduğunu söyleyebiliriz.
2024 yılı beklentilerine gelince genel olarak küresel piyasalarda merkez bankalarının faiz indirimine ne zaman başlayacağı tartışılmaya devam ederken, yurt içinde merkez bankasının politika faizinin nerede zirve yapacağı, aynı zamanda enflasyonun zirve seviyeleri ve dezenflasyonun ne zaman başlayacağı ve ne kadar kalıcın olacağı tartışılmaya devam edilecektir. Seçim atmosferinde yurt içinde Mart ayı sonunda gerçekleşecek yerel seçimler gündemde olurken, yılsonunda, 5 Kasım ABD'de gerçekleşecek başkanlık seçimleri öncesinde bu gelişmenin de piyasalarda dalgalanmalara yol açabileceğini düşünüyoruz. Bu beklentiler içerisinde yatırım ortamında daha düşük faiz oranları beklenirken, merkez bankalarının bilanço küçültmeye devam etmesi ve likiditenin piyasadan çekilerek enflasyon mücadelesine yardım etmesi düşünülecektir. Bu gelişme tahvil faizlerinde ve dolar endeksinde aşağı yönlü baskı oluştururken riskli varlıklara pozitif etkileri görülebilir. Aynı zamanda Ons altında yeni zirvelerin gerçekleşmesine neden olabilir. Yurt içinde ise yerel seçimler sonrasında yabancı ilgisinin Türk Lirası varlıklara artabileceğini, merkez bankasının uygun şartlar oluşması durumunda yılsonuna doğru faiz indirebileceğini ve yıl genelinde kredi derecelendirme kuruluşlarından not artışları gelmesi beklenebilir. Merkez bankası rezervlerini artırırken, CDS aşağı yönlü 200 veya daha altına diğer gelişmekte olan ülke grubunun olduğu aralığa doğru geri çekilmesi beklenebilir. Yıl genelinde %50 hisse senedi, %25 altın (Döviz veya TL bazlı) ve %25 sabit getirili TL ürünlerine (Mevduat, Tahvil, Bono, Repo) şekilde bir orta riskli portföy ile yatırım tercihleri düşünülebilir.