Ahmet PEKER-ÇORUM'UN İSLAMLAŞMASI VE TÜRKLEŞMESİ -1-

Çorum ili çok eski zamanlara dayanan tarihi nedeniyle Anadolu'nun kadim şehirlerinden birisidir. Çorum bölgesinde yapılan arkeolojik kazı sonuçlarına göre en eski yerleşim Kalkolitik Çağ'a aittir (M.Ö.6000-3000). Eski Tunç Çağında ise Anadolu'nun bu bölgesine verilen isim bilindiği kadarıyla "Hatti Ülkesiydi". M.Ö. 2000'den itibaren Anadolu'ya gelen Hattileri savaşta yenerek Kızılırmak yayına yerleşen Kafkas kökenli Hititler de yeni yurtlarından bahsederken "Hatti Ülkesi" adını kullanmışlardır.
Dünyanın en köklü medeniyetlerinden biri olarak bilinen ve Anadolu'nun da ilk merkezi devletini kuran Hititlerin yeni anayurdu burasıdır ve bu şehir onların başkenti Hattuşa'dır (Boğazköy). MÖ 1650-1200 yılları arası Anadolu'nun çoğunluğunda hüküm süren Hititlerin diğer önemli şehirleri Alacahöyük ve Şapinuva (Ortaköy) da Çorum sınırları içerisindedir. Çorum bu konumuyla dünyanın da önemli tarihi ve arkeolojik yerleşim yerlerinden birisidir. Bu nedenledir ki Çorum'da ki bu tarihi alanlar UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınmış ülkemizdeki 10 yerden biri olmuştur.
İlk yerleşimin geçmişi MÖ 6000'li yıllara kadar dayanan Çorum toprakları üzerinde sırasıyla Hattiler, Asurlular, Hititler, Frigler, Medler, Persler, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar hâkimiyet sürmüşlerdir. Beş bin yıl boyunca değişik sayıda birçok uygarlığın merkezi olan ve değişik kültürleri içerisinde barındıran, geçmişten geleceğe uzanan tarihi bir köprü konumundaki Çorum, Anadolu'nun 1071'de Malazgirt Savaşı'yla Selçuklu hâkimiyetine girmesinin ardından Danişment Ahmet Gazi tarafından 1075 yılında Müslüman Türklerin hâkimiyetine girmiştir. Bu tarihten sonra bin yıla yakındır Müslüman Türk hâkimiyetinde kalan Çorum camileri, kaleleri, saat kuleleri, konakları, hanları, köprü ve diğer mimari örnekleri ile Anadolu Selçuklu, 1. ve 2. Beylikler ve Osmanlı Dönemi'nin izlerini günümüze kadar taşımıştır.
Coğrafi konumu itibariyle aynı ismi taşıyan tarıma elverişli düz bir ovanın kuzeydoğu tarafında, Çorum çayının doğusunda kalan ve denizden yaklaşık 800 metrelik yükseklikte yer alan bir plato görünümündeki şehrin hangi tarihte ilk kez kurulduğu ve isminin kökeninin nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda tarihçiler tarafından birçok farklı görüş ileri sürülmüştür. Bu görüşlerden öne çıkan görüş, Bizans dönemindeki Eukhaita şehrinin bugünkü Çorum olduğudur. Ancak bu görüş birçok kimse tarafından tam olarak kabul görmemiştir. Nedenine gelince Türklerin bu bölgeye gelişinden önce Bizans'a bağlı olan Çorum, Nikonya (Yankoniye) adını taşımaktaydı. Danişmend Ahmet Gazi, zorlu geçen savaşlardan sonra Bizans İmparatorluğunun elinde olan Çorum ve civarını ele geçirir. Halk Müslüman olup Danişmend Ahmet Gaziye bağlılık gösterir. Fakat bu tutumları, Danişmend Ahmed Gaziyi ve ileri gelen komutanları bir ziyafette zehirlemek istemelerinden dolayı bir tuzaktır. Bu kötü niyetlerini ve şehrin bir depremle tamamen yıkılacağını Melik Ahmed Gazi bir gece rüyasında görür. Melik Ahmet bu rüyanın verdiği huzursuzlukla ile uyanırken şehir deprem nedeniyle sallanmaya başlar. Askerlerini ve arkadaşlarını derhal kaleden dışarı çıkarır. Kaledeki Bizanslı Rumlar Müslümanların geri çekilişinden memnun kalarak kaleyi tekrar kapatarak yeniden savaş hazırlığına başlarlar ve yeniden eski dinleri olan Hıristiyanlığa dönerler. Fakat depremin yeniden şiddetlenmesiyle kale ve şehir yıkılıp tamamen harabeye döner. Bizanslılara bu saldırılarından dolayı, suçlu anlamına gelen "Cürümlü" adı verilir, zamanla bu "Çorumlu" olur.
Diğer bir kaynak olan Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin II. Cildi 407. sahifesinde bölgenin havasının astım hastalarına iyi gelmesi nedeniyle, Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Kılıç Arslan hasta oğlu Yakup Mirza'yı ve onla birlikte yüzlerce çorluyu (bakımsız, zayıf, hastaları) buraya göndermiş ve bu kişiler burada tamamen iyileşip sağlığına kavuşmuştur. Bundan dolayı şehre Çorum ismi verilmiştir. 
Gerçeğe en yakın görüş ise bölgenin Danişmendli Türkleri tarafından fethinden sonra Çorumlu adıyla bilinen bir Türkmen oymağının bu bölgeye yerleştiği; şehrin İslamlaşma ve Türkleşmesinde etkili olduğudur. Kesin olmamakla birlikte Osmanlı Devleti döneminde kaynaklarda bu bölgede de Çorumlu ismini taşıyan bir Türk oymağın bulunması, ayrıca XVI. yüzyıl sonlarına kadarki belge ve resmi devlet yazışmalarda şehrin adının Çorumlu olarak geçmesi bu fikri destekler mahiyettedir. XVI. yüzyıldan sonraki resmi devlet belgelerinde Çorumlu adı yerine Çorum şekli kullanılmaya başlanmıştır.
Çorum'un Osmanlı öncesi devri tarihi yeterince bilinmemesine rağmen Çorum yöresinin tarihi antik dönemlere kadar iner. Bölgede yapılan arkeolojik kazılarda, yerleşmelerin Kalkolitik dönemde (M.Ö. 4000-3000) başladığı ve Tunç çağında (M.Ö. 3000-1200) yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Çorum bölgesinin milâttan önce 2000 yıllarında Hattiler'in, daha sonra ise Hatti savaşta yenerek Kızılırmak yayına yerleşen Hititler'in hâkimiyetinde bulunduğu ve Hititler'in başşehrinin ise Hattuşaş (Boğazköy) olduğu tarihi belgelerden bilinmektedir. Milâttan önce 1200'lü yıllarda Hitit Devleti'nin yıkılması ile bu bölge Ankara Gordion (Yassıhöyük) merkezli Frig Devletinin hâkimiyetine girdi. Milâttan önce 676 yılkında Frigya Devleti'nin Kimmer istilâsına uğrayıp zayıflaması üzerine yörede Lidyalılar üstünlük sağladı. Fakat bu üstünlük çok uzun sürmedi. Ordusu paralı askerlerden oluşan Lidyalıların bu üstünlüğe milâttan önce 546 yılında Persler tarafından son verilince buranın da içinde bulunduğu geniş bir alan Kapadokya satraplığı adı altında Pers Krallığı'nın yönetimine geçti. Persler'in milâttan önce 332'de Makedonya Kralı Büyük İskender'e savaşta yenilmesiyle Kapadokyalılar İskender'in egemenliğini kabul etmeyerek bağımsız bir krallık kurdular. On yıl kadar ayakta kalabilen bu krallık İskender'in ölümüyle birlikte Büyük İskender'in komutanlarının yönettiği Makedonların yoğun baskısına dayanamayıp ve Makedonların idaresine girdi. Kapadokya Krallığı, Makedonyalılarla yirmi yıl kadar süren iç çatışmalardan sonra yeniden bağımsızlığını kazandı (M.Ö. 302). Ardından Anadolu'da Galatların istilâsı başladı ve Çorum yöresinin güney tarafı bu kez de Galatların eline geçti. Kapadokya Krallığı ise sadece Çorum'un kuzey kesimi denetimi altında tutabildi. Kapadokya Krallığı iç çekişmeler ve dış saldırılar nedeniyle yıkılınca Çorum bölgesine bu kez de Pontus Krallığı hâkim oldu. Ardından bölgenin paylaşımı konusunda Roma İmparatorluğu ile Pontus Krallığı arasında yoğun savaşlar ve çatışmalar başladı; en sonunda bu çevrede Roma İmparatorluğunun nüfuz ve etkisi hâkim olmaya başladı. Roma İmparatorluğu'nun M.S. 395 yılında Batı ve Doğu diye ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırları içinde kalan Çorum yöresi Emevi ve Abbasilerin Anadolu'ya yaptığı akınlardan etkilendiyse de Müslüman Türklerin Anadolu'ya girmelerine kadar Bizans hâkimiyeti bu topraklarda devam etti.
Çorum yöresini Türklerin ne zaman fethettiği kesin olarak belli değildir. Ancak 1071 yılında yapılan Malazgirt Savaşı'ndan kısa bir süre sonra yörenin Danişmentliler tarafından fethedildiği ve Türkmenlere yurt ve otlak olarak kullanıldığı bilinmektedir. Çorum ve çevresi, XII. yüzyılda Anadolu Selçukluları ile Danişmentliler arasında birçok defa el değiştirmesine rağmen uzun süre bu bölge Danişmentlilerin hâkimiyetinde kaldı. Bu hâkimiyet, Danişmentli topraklarının Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan (1155-1192) tarafından ele geçirilmesine kadar sürdü. Daha sonra Anadolu'da Baba İshak liderliğindeki Babaî isyanlarından oldukça etkilenen yöre, 1243 Kösedağ Savaşı'ndan sonra Anadolu'yu istilâ eden Moğol İlhanlılarının yönetimi altına girdi. Bu dönemde Moğollar, Çorum ve çevresinde göçebe hayata elverişli bütün yurt ve otlakları işgal ettiler. Anadolu'da Moğol İlhanlı etkisi zayıflamaya başlayınca önce Sivas ve Kayseri'de hüküm süren Eretnaoğulları'nın, ardından da 1360'lı yıllarda Amasya'daki Emir Hacı Şadgeldi'nin yönetimine girdi. Hacı Şadgeldi dönemi, Osmanlı Beyliği'nin bu bölge ile ilişkisinin arttığı bir dönem oldu. Nitekim I. Murad zamanında Karamanoğulları üzerine başarılı bir sefer yapan Osmanlı kuvvetleri Çorum civarına kadar ilerlediler. Ancak daha sonra Kadı Burhâneddin'in Eretna Beyliği topraklarını ele geçirmesi sebebiyle, Osmanlılar ile Kadı Burhâneddin'i bu bölgede karşı karşıya getirdi. Çorum'un kuzeydoğusundaki Kırkdilim mevkiinde iki taraf ordusunun yaptığı savaşta Osmanlı Devleti yenilmiştir (1392). Kadı Burhaneddin, Çorum yöresinde yaşayan Moğollar'ın da desteğiyle bölgedeki bazı yerleşim yerlerini yağmaladı. Ancak 1398'de Akkoyunlu Beyi Karayülük Osman'a yenilip Kadı Burhaneddin Devletinin ortadan kalkmasından sonra ona bağlı bütün yöreler ve bu arada Çorum Osmanlı idaresine girdi.         (DEVAM EDECEK)