''BİR ÖMRÜN SESSİZ NOTLARI'' İÇİN YORUMLAR

- Hayata ve Devlete Düşülen Dipnotlar
Saygıdeğer abim Mahir Odabaşı'nın "Bir Ömrün Sessiz Notları" isimli eseri, sadece bir anı kitabı değil; aslında devletin gri koridorlarında yankılanan insani bir ses, bir "tecrübe mirası" niteliğinde. Masasından bu kitabı "kendisini haber vermeden alan" meçhul okur olarak teşekkür ettiği okuru benim… Bu yönüyle kitap, daha ilk sayfasından itibaren beni hem duygulandıran hem de uzun uzun düşündüren bir yolculuğa davet etti.
Kırk yılı aşkın süre boyunca devletin farklı kademelerinde görev yapmış bir memurun biriktirdiklerini, gösterişten uzak ama son derece sahici bir dille okura sunduğu bu eser, yalnızca bir hatıra toplamı değil; aynı zamanda bir vicdan ve sorumluluk muhasebesi.
Eser boyunca yazar, özellikle göreve yeni başlayan genç memurlara satır aralarında sürekli mesajlar veriyor. Bu mesajlar çoğu zaman yüksek sesle değil, sessiz ama yerli yerinde uyarılar şeklinde karşımıza çıkıyor: sabır, liyakat, iş ahlakı ve insan ilişkileri… Bununla da yetinmeyen Odabaşı, amirlere de ince ama net salıklarda bulunuyor; "takdir edin", "tebessüm de bulunun" diyerek yöneticiliğin yalnızca makam değil, insanı anlamak ve değer vermek meselesi olduğunu hatırlatıyor.
Kitapta anlatılanlar, bir devlet memurunun meslek hayatı boyunca karşılaştığı sıradan gibi görünen ama aslında çok şey anlatan olaylardan oluşuyor. Kimi anılar gülümsetiyor, kimi satırlar iç burkuyor; fakat çoğunlukla okuru durup düşünmeye sevk ediyor. Yazar, "Acaba ne derler?" kaygısına kapılmadan, bir ömrün heybeye atılmış hikâyelerini olduğu gibi anlatmayı tercih etmiş. Bu da eseri samimi ve inandırıcı kılan en önemli yönlerden biri.
Bir Ömrün Sessiz Notları, devlet kapısında geçirilen uzun yılların yalnızca mesai saatlerinden ibaret olmadığını; insanla, adaletle, sorumlulukla ve vicdanla kurulan derin bir ilişkinin ürünü olduğunu gösteriyor. Bugün kamuda çalışanlar için bir rehber, gençler için bir pusula, yöneticiler için ise aynaya bakma fırsatı sunan bu kitabı ben okudum; gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Çünkü bu satırlarda sessiz notlar var ama yankısı uzun sürüyor.
Dileğim odur ki Bir Ömrün Sessiz Notları, yalnızca raflarda yerini alan bir kitap olarak kalmasın; masalara, çantalara, zihinlere ve vicdanlara misafir olsun. Okuyan her memur satır aralarında kendinden bir parça bulsun, gençler yolun başında bu sessiz notları pusula edinsin, yöneticiler ise bir tebessümün ve bir takdirin nelere kadir olduğunu yeniden hatırlasın. Çünkü bu kitap, okunmak için değil; anlaşılmak ve yaşanmak için yazılmış (S. Buğdaylı- Şb Md. 23.1.2026)
*
Hocam, tüm kalbimle sizi tebrik ediyorum. Kitaplarınız masamın üzerinde duruyor. Gelen ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Emanet istiyorlar. Bende veriyorum. Özellikle son kitabınızı elime aldığımda yeminle ifade ediyorum, bırakamadım. Acaba peşinden ne gelecek diye dizi izler gibi okudum. Bazen duygulandım bazen tebessüm ettim. Kaleminiz var olsun. (E.Y. / Gümüşhane)
*
Müdürüm kitabınızda bir hazine var. Yalnız bu hazineyi sadece açan ve anlayan görecek. Ya esas görmesi gerekenlere nasıl gösterelim? Bu görev de Soner Hocam gibi bize düşüyor. ''Marifet iltifata tabi itifatsız marifet zayi'' Sizin kitabınızın tanıtımı bizlere düşer. Gerekirse alıp hediye etmek lazımdır. Yoksa hazineyi sadece bilen görür. Hedef kitle, görmemeye çalışanlar bence. Tebrik ediyorum. (Z.K. / Gaziantep)
*
Gerçekten de müdür bey çok güzel yorumlamış. Ne büyük mutluluk yazdığınız eserin karşılık bulması, ehillerince takdir edilmesi. Yorumda en dikkatimi çeken "acaba ne derler" kaygısına kapılmadan yazmanız. Samimi ve içten tecrübelerinizi yazmanız vicdanlı yüreklerde karşılığını bulacak, kapanmayan bir hesap defteri olarak iki cihanda da eseriniz olarak baki kalacak. Tebrikler… (Esra Bahadır Cesar -Yazar / İstanbul)