Ebeveynler Arası İletişimin Çocuklarda Kişilik Gelişimine Etkisi

Bir çocuk iletişimi kelimelerden önce duygularla öğrenir. Aslında iletişim, onun için sadece konuşmak değildir.Ses tonunu, yüz ifadesini, suskunluğu ve hatta gerilimi anlamlandırma sürecidir. Bu yüzden çocuklar için aile, büyüdükleri yer olmaktan çıkar. İletişimin ne olduğunu öğrendikleri ilk okuldur.
Ebeveyn ile kurulan iletişim, çocuğun hem kendisiyle hem de çevresiyle kuracağı ilişkinin temelini oluşturur. Çünkü çocuk, kendisine nasıl davranıldığını içselleştirir ve zamanla bunu başkalarına nasıl davranacağına dönüştürür. Bir başka deyişle, çocuk iletişimi yaşananla öğrenir.Çocuk burada yalnızca iletişimi gözlemlemezaynı zamanda onu anlamlandırır. Eğer ebeveynler arasındaki iletişim çoğunlukla gergin, eleştirel ya da kırıcıysa, çocuk zihninde şu çıkarımı yapabilir: "İlişki demek, anlaşmazlık ve gerilim demektir." Bu durum, çocuğun ilerleyen yaşamında iletişimi bir bağ kurma alanı olarak oluşmaz.Bir mücadele alanı olarak görmesine neden olabilir.
Örneğin, evde iletişim çoğunlukla çatışma üzerinden kuruluyorsa, çocuk için iletişim "anlaşmak" yerine "çatışmak" anlamına gelebilir. Sürekli tartışmaların olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, ilişkilerde doğal olanın gerginlik olduğunu düşünebilir. Bu da onun ileride ya çatışmadan kaçınan ya da en küçük anlaşmazlıkta hızla yükselen bir iletişim tarzı geliştirmesine neden olabilir.
Benzer şekilde sürekli eleştirilen ya da suçlanan bir çocuk, iletişimi kendini ifade etme alanı olarak göremez.Kendini savunma alanı olarak öğrenir. Bu çocuklar büyüdüklerinde çoğu zaman karşı tarafı gerçekten dinlemek yerine neye nasıl cevap vereceklerini düşünürler. Çünkü onların dünyasında iletişim, anlaşılmaktan ziyade yanlış anlaşılmaktan korunmaktır.
Daha da derinde, duyguların küçümsendiği ya da yok sayıldığı bir ortamda büyüyen çocuk, zamanla kendi duygularına yabancılaşabilir. "Abartıyorsun", "Bunda üzülecek ne var?" gibi ifadeler, çocuğa duygularının geçersiz olduğu mesajını verir. Bu da ilerleyen yıllarda duygularını ifade etmekte zorlanan hatta ne hissettiğini anlamakta güçlük çeken bireylerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Öte yandan, sağlıklı iletişimin olduğu bir aile ortamı, çocuğa güçlü bir psikolojik zemin sunar. Duyguların kabul edildiği, düşüncelerin saygıyla dinlendiği ve çatışmaların yıkıcı değil yapıcı şekilde ele alındığı bir ortamda büyüyen çocuk, iletişimi bir tehdit olarak algılamaz.Bir bağ kurma aracı olarak öğrenir. Bu da onun hem kendine güvenini hem de ilişkilerdeki esnekliğini artırır.Bunun tam tersi durumlarda ise çocuk, iletişimi duygularını paylaşma alanı olarak göremez kendini koruma alanı olarak öğrenir. Sürekli eleştirilen, sözünün kesildiği ya da suçlandığı bir ortamda büyüyen çocuk, zamanla dinlemekten çok savunma yapmaya odaklanır. Bu da yetişkinlikte ilişkilerinde yanlış anlaşılmaya aşırı hassasiyet, eleştiriye tahammülsüzlük ve iletişimden kaçınma gibi sonuçlar doğurabilir.Çünkü çocuk zamanla ebeveyninden duyduğu dili kendi iç sesi haline getirir. Sürekli desteklenen bir çocuk içinden "Başarabilirim" derken, sürekli eleştirilen bir çocuk "Yine hata yapacağım" düşüncesini içselleştirir. Bu içsel konuşma, sadece özgüveni değil, çocuğun risk alma, deneme ve hata yapma cesaretini de doğrudan etkiler.Tutarlılık, çocuk için öngörülebilirlik demektir. Ne zaman neyle karşılaşacağını bilen bir çocuk kendini güvende hisseder. Ancak bir gün anlayışla karşılanan bir davranışın ertesi gün sert bir şekilde cezalandırılması, çocukta kafa karışıklığı ve güvensizlik yaratır. Bu da hem ebeveyne olan güveni hem de çocuğun kendi davranışlarını düzenleme becerisini zayıflatır.
Unutulmaması gereken en önemli nokta şudur: Çocuklar deneyimlediklerini öğrenir. Siz ne kadar "sakin ol" derseniz deyin, eğer iletişiminiz öfke içeriyorsa, çocuk sakinliği değil öfkeyi öğrenir.Çocuklar, kendilerine ne söylendiğinden çok, nasıl bir ilişki içinde büyüdüklerini hatırlarlar. Ebeveynler arasındaki her diyalog, çocuğun zihninde "İnsanlar birbirine böyle davranır" şeklinde bir iz bırakır. Bu nedenle sağlıklı iletişim, sadece o anki ilişkiyi değil, çocuğun gelecekte kuracağı tüm ilişkilerin temelini şekillendirir.
Bu nedenle ebeveynlikte mükemmel olmak değil, farkında olmak önemlidir. Küçük bir ses tonu değişimi, bir anlık sabır ya da gerçekten dinlenen bir çocuk dünyanın tüm güzelliklerine sahiptir. Bunların her biri, onun iç dünyasında büyük izler bırakır. Çünkü bir çocuk için iletişim, kendini değerli hissetmenin en temel yoludur.