Bir kaç kez yurt dışında Türk öğrencilerine eğitim vermek için Avrupa’ya gitmiştim. Orada aileler, çocuklarını korumak, Türk kimliğini unutturmamak için büyük çaba sarfediyorlar. Yaz döneminde derneklerinin açtıkları yaz kurslarına yatılı olarak göndererek çocuklarının Kur’an-I Kerim okumayı öğrenmelerini ve dini bilgiler almalarını arzu ediyorlar.
Ben de emekli olunca İsviçre’de iki yaz döneminde böyle bir hizmette bulundum. Burada öğrencilerin Türkçeleri zayıf olduğu için ileri düzeyde bir eğitim mümkün olmuyordu. Konuları kısa tutup çok tekrarla bir şeyler yapmaya çalışıyorduk.
Öğrencilerin geneli uysaldı. Ama içlerinden bir kaçı fazla yaramazdı. Orada azarlama ve dayak yasak olduğu için hep yumuşak davranmak zorundaydık. Gerçi ben, kendi okulumda da dayaklı eğitime karşı olarak tanınan biriydim. Ama yurt dışında dayak, yönetmelik ve yasalarla yasaklanmıştı. Bir öğrenciye bir fiske vursan, şikayet halinde derhal sınır dışı ediliyormuş.
Öğrenciler de bu durumu bildiği için çok rahat yaramazlık yapabiliyorlardı. Bir öğrencimiz vardı, derslere gelmiyor, çatılarda geziyor, yöneticilere karşı geliyor, arkadaşlarına zorbalık yapıyordu. Öğrencilerden birisine sordum:
- Bu öğrenci İsviçre’deki okullarda da böyle yarmazlık yapıyor mu?
- Orada yapamaz ki... Derslerine uslu uslu devam eder.
- Yaramazlık yaparsa?
- Önce disipline çağrılır, uyarılır.
- Bu uyarıdan anlar mı?
- Anlamazsa velisi çağrılır. Çocuğunu psikiyatri kliniğinde on seans tedavi ettir, faturasını bize getir, denir.
- Veli buna uymazsa...
- Uymak zorunda.
- Uyduruk bir belge getirse...
- Getiremez... Çünkü seans başı ücret almadan fatura vermezler...
- Yani velinin kesesine de dokunacak.
- Aynen öyle.
- Ya öğrenci okulun eşyalarına zarar verse, mesela bilgisayarını, sınıfın camını veya laboratuvarın eşyalarını kırsa, derhal exper çağırılır. Zarar tespiti yaptırılır, velisine ödetir.
- Yine yaramazlığına devam ederse...
- O zaman sınıf öğretmen kurulu toplanır. Bu öğrencinin bu sınıfta okuyacak düzeyde olmadığına karar verirlerse bir alt sınıfa indirilir.
- Bu çok ağır bir ceza değil mi? Kazanılmış hak, nasıl elinden alınır?
- O çocuk, diğer öğrencilerin kazanılmış haklarını engellediği, sınıfın huzurunu bozduğu için okul yönetiminin böyle bir yetkisi var.
- Ya o çocuk yine yaramazlığına devam eder, o sınıfın da huzurunu bozarsa?
- O zaman sınıf öğretmenleri ve okul yönetiminin kararı, İl Eğitim Müdürlüğü’nün onayıyla düşük kalitedeki bir okula, mesela geri zekalılar okuluna veya başka ildeki bir okula sevkine karar verebilirler.
- Veli kabul etmezse?
- Velinin böyle bir yetkisi yok.
Bu cevaplar karşısında düşünüp kaldım. Bizde olsa o çocuğun velisinin mensup olduğu cemiyet veya siyaset devreye girer. O kurallar işletilemez, uygulama yolda kalır. Ama orada öyle değil.
Önce okullar, kendi aralarında derecelendirilmiş. Birisinden diğerine geçmek, kendini ıspatlamak, sınav kazanmakla mümkün. İlkokulu bitirenleri bir sınav uygulanıyor, başarılı olanlar liseye devam ediyorlar. Bitirince üniversiteye gidecekler.
Lise sınavlarını kazanamayanlar doğru meslek liselerinde kendilerine yer bulmaya çalışacaklar. Öyle liseyi bitirip de üniversite kapısında yığılmayacaklar. Bizim en büyük açmazımız bu.
İlkokula giren herkes, üniversite öğrenciliğine aday. Ortaokul ve lise. hep orayı hedef gösteriyor. O zaman her il yetmiyor, neredeyse ilçelerde bile üniversite olması gerek.
Biz eğitim modelinde başta yanlış yapıyoruz. Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklediğimizden işler hep ters gidiyor. Hangi eğitimciye bu modeli teslim ederseniz edin, başarılı olamaz. Okul müdürü, Milli Eğitim Müdürü veya bakan olsanız da bu modeli uygulayacaksınız. Resmi makamlarda oturur, resmi araçlarla temel atma veya açılış törenlerinde size hazırlanmış nutukları atar, oyalanırsınız.
Özde bir değişiklik yapamazsınız. Eğitim kalitesine artıramaz, standardını yükseltemezsiniz. Eleştirilere de kulaklarını kapatmak zorundasınız. Zira eleştiriye tahammül edemezsiniz.
Sorun belli... Det ortak... Çözüm de belli... Çözüm milli olursa kolay. Ama falan ülkelerden gelen uzmanlar eliyle yapılmaya kalkışılırsa işte orası çıkmaz sokak.