EN UCUZ HEDİYE: BİR "AFERİN" Takdir edilmek…

İnsan fıtratının en sade ama en güçlü ihtiyaçlarından biridir. Küçükten büyüğe herkes yaptığı işin görülmesini, emeğinin fark edilmesini ister. Fakat ne yazık ki bu konuda çoğu zaman ölçüyü tutturamayız. Bazen takdir etmekte cimri davranır, bazen de hak etmeyene bol keseden dağıtırız.
Kırk yılı aşkın memuriyet hayatımda sayısız insan ve olayla karşılaştım. İyi bir gözlemci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bazen gerçekten hak eden unutulur, bazen de "bu sene de o alsın" anlayışıyla ehil olmayanlara ödül verilir.
Oysa eğitim yalnızca bilgi vermek değildir; aynı zamanda örnek olmaktır. Çünkü eski bir söz vardır:
"Ön tekeri arka teker takip eder."
Toplumda iki meslek grubu vardır ki, görevlerini hakkıyla yaptıklarında toplumun düzelmesi çok daha kolay olur: öğretmenler ve din görevlileri. Çünkü biri çocukları, diğeri büyükleri etkiler. Biri bebeleri, diğeri babaları…
Bir Takdir Belgesinin Hikâyesi
Yıllar önce Osmancık'ta görev yapan bir kaymakam bir öğretmene takdir belgesi verir. Bir sohbet sırasında ilçe millî eğitim müdürü kaymakama şöyle der:
"Kaymakam Bey, bu öğretmene takdir verirseniz ilçedeki tüm öğretmenlere vermeniz gerekir. Çünkü bu öğretmen çok başarılı sayılmaz."
Kaymakamın cevabı oldukça düşündürücüdür:
"Ben bu öğretmeni tanımıyorum. Ama bir gün okulun önünden geçerken onu çöp bidonunun etrafındaki sigara izmaritlerini toplayıp çöpe atarken gördüm. Biraz ileride öğrenciler de dikkatle onu izliyordu.
O öğretmen sözle değil, davranışıyla çocuklara çevre temizliğini öğretiyordu. Söyleyin bakalım, bunu kaçınız yapar? İşte ben o takdir belgesini bunun için verdim. Çünkü eğitim önemlidir ama eğitimcinin öğrenciye örnek olması daha da önemlidir."
Bu sözler üzerine ilçe müdürü yalnızca şu cevabı verebilmiştir:
"Haklısınız efendim."
Boya Yapan Öğretmen
Benzer bir olay yine yıllar önce Osmancık'ta yaşanır.
Bir bayan öğretmen okulun pencere korkuluklarının boyasının döküldüğünü fark eder. Beklemek yerine kolları sıvar. Üzerine bir boyacı tulumu giyer, eline fırçayı alır ve demir korkulukları boyamaya başlar.
Tam o sırada kaymakam arabasıyla o yoldan geçerken bu manzarayı görür.
"Allah Allah," der. "Osmancık'ta bayan boyacı ustası mı var?"
Merak edip okul müdürünü arar. Müdür durumu şöyle açıklar:
"Efendim, o kişi bizim öğretmenimiz. Elinden geldiği için gönüllü olarak boyamak istedi. Biz de boyasını temin ettik."
Kaymakam bu davranıştan çok etkilenir. O öğretmen için bir takdir belgesi hazırlatır. Fakat belgeyi göndermekle yetinmez; bizzat okula giderek kendi elleriyle takdim eder.
Gönüllü yapılan bir işin görülmesi ve takdir edilmesi…
İnanın, bu genç öğretmenin yaşadığı mutluluğu anlatmaya kelimeler yetmez.
Son Söz
İster hizmetli olalım ister memur, ister amir… Bir işi gönüllü yapmak büyük bir erdemdir.
Ama ondan da önemlisi gönüllü yapanları görebilmektir.
Çünkü çoğu zaman en ucuz ama en değerli hediye yalnızca bir "aferin"dir.
Bugün dünyada çoğu zaman menfaat rağbet görüyor olabilir. Ama varsın görülmese de biz yine de gönüllü olmaya çalışalım.
Çünkü inanıyoruz ki:
Görülmeyeni de gören bir göz mutlaka vardır.
TAVSİYE: 50 yıllık birikimimle hazırladığım ''Mahirane Söylemler, Susamak, Depremle Yaşamak, Kazalar Geliyorum Demez, Hayallerin Peşinde-1, Bir Ömrün Sessiz Notları'' isimli kitaplarımı okumanızı ve evlatlarınıza da okutturmanızı gönülden tavsiye ederim. Bu eserleri, 536 568 11 41 numaralı telefondan bana ulaşarak (her biri 250 TL) imzalı olarak temin edebilirsiniz.