Hayır Diyebilme Cesareti

En büyük yanılgılarımızdan biri, her şeye evet diyen, her talebe koşan ve herkesi memnun etmeye çalışan insanı idealolarak tanımlamamızdır. Sabahın ilk ışıklarından gece başımızı yastığa koyana kadar çevremizden gelen bitmek bilmeyen taleplerle kuşatılmış durumdayız. İş arkadaşımızın devrettiği fazladan iş yükü, arkadaşımızın sırf yalnız kalmamak için bizi davet ettiği ve aslında hiç gitmek istemediğimiz bir organizasyon ya da aile bireylerinin hayatımız üzerindeki iyi niyetli ama sınır ihlal eden müdahalelerine dur demekte zorlanabiliriz. Tüm bunlara içimizden gelen hayır çığlığına rağmen evet demek, zamanla ruhumuzda taşınmasıimkansız yükler biriktirir. Oysa hayatın direksiyonuna geçmek ve kendi hikayemizin başrolü olmak, o sihirli ve cesur hayır kelimesinden geçer.

Pek çok insan için hayır kelimesi, arkasında suçluluk, bencillik ve kırılganlık barındıran negatif bir kavramdır. Çocukluğumuzdan itibaren uyumlu olmaya, başkalarını rahatsız etmemeye ve otoriteye ya da çevreye onay vermeye programlanırız. Bu yüzden bir teklifi reddettiğimizde, karşımızdaki insanı kıracağımızı, sevgisini kaybedeceğimizi veya bencil olarak damgalanacağımızı düşünürüz.

Ancak madalyonun diğer yüzü tamamen farklıdır. Hayır diyebilme cesareti, başkalarının taleplerine sürekli onay verme baskısından kurtularak kendi sınırlarınızı, zamanınızı ve ruh sağlığınızı koruma becerisidir. Bu duruş kesinlikle bir bencillik göstergesi değildir.Aksine kendi hayatınızın kontrolünü elinize almanızı sağlayan ve özsaygınızı artıran en etkili, en sağlıklı iletişim yöntemidir. Kendinize ait bir zaman dilimini, enerjiyi veya huzuru korumak için sınır çizmek, karşınızdakine sen değersizsindemek yerine ben de değerliyimdemektir. Siz kendinize değer vermediğinizde ve sınırlarınızı başkalarının çiğnemesine izin verdiğinizde, dünyadan size saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Ekonomide fırsat maliyeti denen bir kavram vardır.Seçtiğiniz bir şey için vazgeçmek zorunda kaldığınız diğer alternatifi ifade eder. Bu kural psikolojide de aynen geçerlidir. Başkalarının taleplerine her evet dediğinizde aslında kendi hayatınızda, hayallerinizde veya dinlenme zamanınızda bir şeye hayır demiş olursunuz.

* Başkalarının işlerini yetiştirmek için mesaiye kaldığınızda, ailenizle geçireceğiniz huzurlu bir akşamüstüne "hayır" dersiniz.

* Sırf ayıp olmasın diye gittiğiniz bir davette, kendinizi geliştirmek için okuyacağınız kitaba veya alacağınız eğitime "hayır" dersiniz.

* Kendi ruhsal sınırlarınızı esnetip herkesi mutlu etmeye çalıştığınızda, kendi akıl sağlığınıza ve iç barışınıza "hayır" dersiniz.

Sürekli onaylama dürtüsü, insanı kendi hayatının figüranı haline getirir. Sınırları net olan insanlar, neye "evet" diyeceklerini çok daha iyi bilirler çünkü enerjilerini ve zamanlarını kendi değerleriyle uyumlu olan şeylere saklarlar.

Peki, bu durum insanlarla köprüleri atmak, kırıcı olmak veya sürekli kavga etmek anlamına mı geliyor? Hayır demek, başkalarını kırmadan ve çatışmaya girmeden de uygulanabilen bir süper güçtür. Sınırlarınızı netleştirmek, ilişkilerinizi zedelemek yerine onları daha şeffaf ve sağlıklı bir zemine taşır. Hayatınızda bu süper gücü devreye sokmak için uygulayabileceğiniz bazı önemli teknikler mevcuttur.

Karşınızdaki insanın isteğini doğrudan reddedip onu boşlukta bırakmak yerine, duruma empatiyle yaklaşıp dürüst bir açıklama yapabilirsiniz. İsteği reddederken nedeninizi dürüstçe açıklayın ancak kapıyı tamamen kapatmayın. Örneğin; "Benim için çok önemli bir konu ama şu anki yoğunluğum nedeniyle bu sorumluluğu gerektiği şekilde yerine getiremeyeceğim.Bu yüzden kabul edemiyorum" demek hem karşınızdakinin talebine saygı duyduğunuzu gösterir hem de kendi sınırınızı net bir şekilde çizer.

Çoğu zaman üzerimizde hissettiğimiz anlık baskı nedeniyle, düşünmeden "tabii ki yaparız" diyebiliriz. Bu tuzağa düşmemek için cevap vermeden önce düşünmek için kendinize zaman isteyin. "Bu teklifi değerlendirmem gerekiyor, sana yarın net bir cevap vereceğim" demek üzerinizdeki baskıyı azaltır. Sakin kafayla düşündüğünüzde, gerçekten isteyip istemediğinizi analiz etme fırsatı bulursunuz.

En sık yapılan hatalardan biri, reddetme kararından sonra sayfalarca açıklama yapmak, bahanelerin arkasına sığınmak veya adeta günah çıkarmaktır. Unutmayın, reddinizin arkasında haklı çıkmak için gereksiz uzun açıklamalara veya yalan bahanelere girmenize gerek yoktur. Ne kadar net olursanız, sınırlarınız o kadar sağlamlaşır ve karşınızdaki insanın manipülasyon alanı o kadar daralır.

"Hayır" kelimesi ağzınızdan çıktıktan hemen sonra içinizi kemiren o rahatsız edici hissi çok iyi bilirsiniz. Bu noktada kendinize şunu hatırlatmalısınız: "Hayır" dediğiniz için hissettiğiniz suçluluk duygusunun, eski alışkanlıklarınızdan ve toplumsal koşullanmalardan kaynaklanan geçici bir durum olduğunu kabul edin. Bu duygu bir hata yaptığınızın değil, yıllarca ihmal ettiğiniz sınırlarınızı yeni yeni inşa etmeye başladığınızın bir kanıtıdır.

Günün sonunda, bu dünyadaki en kıt ve telafisi olmayan kaynak zamandır. Zamanımızı, enerjimizi ve sevgimizi kimlere ve nelere harcayacağımızı seçme özgürlüğü, bizi insan kılan en temel unsurdur. Hayır diyebilmek, kabalık veya radikal bir yalnızlaşma tercihi değildir.Tam aksine hayatı daha kaliteli, ilişkileri daha samimi yaşama arzusudur.

İlk başlarda zorlanacak, belki sesinizin titrediğini hissedeceksiniz. Ancak sınırlarınızı korudukça, üzerinizdeki o görünmez ve ağır yüklerin hafiflediğini, kendinize olan saygınızın ve güveninizin katlanarak arttığını göreceksiniz. Kendinize bir iyilik yapın ve bugün, sizi tüketen o taleplere hak ettiği o kibar ama kararlı cevabı verin. Çünkü kendi hayatınızın mimarı olmak, ilk "hayır"ı diyebilme cesaretiyle başlar.