Bundan önceki yazılarda özetlemem gerekirse:
CHP’nin, devrimcilik ilkesi ile Batı uygarlığına zorla geçiş yaptırdığını, İslam dininin yapısına aykırı olan laiklik ilkesi adına da İslam’ı, bu milletin hayatından çıkarmaya çalıştığını belgelerle ortaya koydum.
CHP ve onun türevleri, Altı Ok’un temsil ettiği ilkelerden vazgeçtiğini açıklamadıkça yine aynı hedefe doğru yürür; demokratik yoldan yapamadıklarını araya başka güçleri sokarak yapma yoluna saparlar.
Halkımızın içinden kendi medeniyetine ve dinine sadık kalmak isteyenler yazdıklarımı düşünmek ve bütün imkânlarını buna göre kullanmak durumundadırlar.
Şöyle kabaca bir tasnif yapacak olursam:
1. Bazıları mevcut iktidarın bahşettiği ve her çalışanın istifade edebileceği imkanları kullanarak davasına hizmet etmek yerine “Anayasayı değiştirin, laiklik ilkesini kaldırın, devletin dini İslam yazın…” gibi mevcut şartlarda mümkün olmayan, olmadığı gibi yazılması da istenmesi de fayda yerine zarar getiren taleplerde bulunuyorlar.
Bunların istediklerini her Müslüman ister, istemez ise itikadı tehlikeye girer, ama inanmak ve istemek başka, gerçekleştirmek için talep ve teşebbüs başkadır; bu ikincisi ameldir, amel imkanlara bağlıdır. Bir süre bulgur ile yaşamak var iken bunu çöpe atıp ulaşma imkânı bulunmayan pirinç peşine düşmeye Müslüman aklı ve hikmeti izin vermez, vermemelidir.
2. Bazılarının beyni yıkanmış, İslam’ın laiklikle ve Batılılaşma ile çatışmadığına inandırılmışlar, dünyadan azami haz ve nasip alarak yaşamaktan başka bir dertleri ve davaları yok.
3. Müslüman aklı ve hikmetince düşünen, mevcut imkanları azami kullanarak davayı, istenen menzile adım adım ulaştırmaya çalışanlar da var çok şükür.
Ama bunların sayısı oldukça az gibi geliyor bana.
Bugün laikliğin de Batı’ya entegre faaliyetlerinin de engel olamadığı yüzlerce çalışma şekli ve bu çalışmaları gerçekleştirecek fert, aile, kuruluş ve kurumlar ile yapılabilecek yüzlerce faaliyet imkânı var, maalesef bunlar yeterince yapılmıyor.
Hizmet edecek yerde düzenden şikâyet eden ve ihmalini, tembelliğini, gevşekliğini bununla örtmeye çalışanlara birkaç örnek sunmak istiyorum:
Çocuklarınızı dört yaşından bile öncesinden başlayarak Müslümanca yetiştirmek için neleri yapmanıza düzen mâni oluyor!
Okul seçerken, seçtiğiniz okul ile birlikte aile ortamında İslâmî eğitim vermenize laiklik mi mâni oluyor.
Yalnızca dünya hayatında en başarılı olsun diye gece gündüz didindiğiniz çocuklarınıza aynı zamanda iyi bir İslam insanı olsun diye de vakit, imkân, çare… aramanıza düzen mi engel oluyor; aynı düzende bunu başaranlar nasıl başarıyorlar!
Eş seçiminde çifte maaş mı, din ve ahlâkça uygun çift mi hedefinizde; bu noktada yapılan hatalara sizi düzen mi zorluyor, nefis mi zorluyor?
Laik kanunlar ve mahkemelerin mecbur kılmadığı anlaşmazlıklar, davalar, konular var; bunları hakemlerle ve İslam’a uygun olarak çözmek ve uygulamak yolu açık; bunu niçin yapmıyorsunuz, düzen mi engel oluyor!
Siyasi, sosyal, ekonomik… hayatta vicdan (din ve ahlâk) ile cüzdan arasında kaldığınızda cüzdanı tercih ediyorsanız bunun vebalini düzene mi yüklemeyi düşünüyorsunuz (böyle ise vay halinize!).
Evet bunlar böyle.
Ama bunlara bakıp ümitsizliğe düşmek de gevşemek de olamaz; Müslüman aklı, hikmet, ilim, ahlâk ile mücehhez yolculara derim ki:
Asla gevşemeden yolumuza devem edelim, seferde olduğumuz sürece zaferdeyiz demektir; çünkü zafer Allah rızasının peşinde olmaktır.