Kur'an-ı Kerim ve Sünnet'te önemle üzerin de durulan konulardan biriside MÜSLÜMANLARIN VASIFLARIDIR. (2)
"Müslüman erkekler ve kadınlar, mümin erkekler ve kadınlar, taata devam eden erkekler ve kadınlar, doğru erkekler ve kadınlar, sabreden erkekler ve kadınlar, mütevazı erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve kadınlar var ya; İşte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Ahzap 35)
Müslüman güzel ahlaki meziyetlere sahip olan kimse demektir. Peygamberimiz; "Güzel ahlâk, Allah'ın rahmetinden sahibinin boynuna takılmış, ucu meleğin elinde olan bir iptir. Melek onu hayra çeker, hayır ise onu cennete götürür. Kötü ahlâk ise Allah'ın azabından sahibinin boynuna takılmış bir iptir ki, ucu şeytanın elindedir. Şeytan onu şerre çeker. Şer ise onu cehenneme sokar" Müslüman; Her şeyden önce kâlûbelada Rabbine karşı verdiği sözüne sadık kalan, kul ve fani olduğunu hiçbir zaman unutmayan, kulluk vazifelerini elinden geldiğince eksiksiz yerine getirmeye çalışan kimsedir. Müslüman aynı zamanda dünya ve ahiret dengesini iyi kuran, ahireti bir tarafa bırakarak dünyanın peşinden koşan kimse değildir. Dinimiz alın terini ve emeği övmüştür. Tembelliğe ve miskinliğe ise asla yer vermemiştir. Müslüman ehlini de (aile efradını da) güzel ahlâki meziyetlere sahip, örnek kimseler olarak yetiştirir. Onlara Allah'ı, emirlerini, yasaklarını, peygamber sevgisini ve ümmet bilincini öğretir. Kur an-ı nı, peygamberini tanıtarak, ibadetlerle ve camii ile barışık hale gelmesini sağlar. Adı müslüman olan birisi bir yanlış yaptığı zaman onu islama mâl etmek son derece yanlıştır. O yanlış sadece sahibini bağlar.
Müslüman dininin inceliklerini bilir. Bundan dolayı da hareketlerine, davranışlarına ve sözlerine dikkat eder. Kırıcı ve itici değildir. Dedikodu, gıybet yapmaz. İnsanları arkasından çekiştirip su-i zanda bulunmaz. Çünkü kul hakkının ne demek olduğunu iyi bilir. Nimetlere şükreder, yediğine içtiğine dikkat eder. Kusurları affeder, sırları da ifşâ etmez. Kimsenin, malına canına, namusuna göz dikmez. Hak yemez, hakkını da yedirmez. Kötülük yapmaz, kendisine yapılanlara da engel olamadığı zaman da sabrederek Rabbine havale eder. Müdahale etmesi gerekiyor ise müdahale eder ve kısır çekişmelere de girmez. Hele hıyanet nedir bilmez. Haset edici, kıskanç ve kibirli değildir. Bilerek veya bilmeyerek bir günah işlerse hemen nasuh bir tevbe ile Rabbine sığınır. Müslüman kılığı, kıyafeti, ticareti ahlakı, söz ve davranışları ile de örnek insan demektir. Kimse ile alay etmez, yalan söylemez. Fitne çıkarmaktan çok sakınır. Sabırlıdır, sinirlerine hâkimdir. Yıkıcı, itici değil yapıcıdır. Riya ve gösterişten sakınır. Tatlı dilli, güler yüzlüdür, özü ve sözleri birbirlerine uyumludur ve aynı zaman da mütevazıdır. İffetini koruyandır. Yaratılanlara karşı şefkatlidir. Eli açık, cömert ve dürüsttür. Sezai Karakoç' un da dediği gibi; "Müslüman İslam'ı öyle yaşa ki seni öldürmeye gelen sende dirilsin"
Özü itibarı ile Kur an ve Sünnette, müslümanlarda olması gerekenler şunlardır; Güzel ahlâklı, hayâlı, edepli olmak, az ve öz konuşmak, ya hayır konuşmak veyahut ta susmak, kimseye iftira atmamak. Doğru söylemek, çok tâat etmek, az kusur yapmak, herkesin iyiliğini istemek, herkese iyilik yapmak, yaratılanlara şefkatli ve merhametli olmak. Yapılan işlerde acele etmemek, vakarlı olmak, kanaat sahibi olmak, şükredici olmak, sabırlı olmak, ince kalpli ve feraset sahibi olmak. Lanet ve gıybet etmemek, söz taşımamak, kötü söz söylememek, aceleci olmamak, kin tutmamak, haset etmemek, tatlı dilli olmak, sevdiğini ve sevmediğini Allah için sevmek veya sevmemektir. Müslümanım diyen bir kimsenin elinden geldiğince, müslüman kimliğini korumaya çalışması, haktan, adaletten, doğruluktan, dürüstlükten ayrılmaması, Allah'ın emirlerine uyup ibadetlerini düzenli bir şekilde yerine getirip, haramlardan, yasaklardan sakınıp iyilik ve güzelliklerin yeryüzünde hâkim olması için gayret göstermesi gerekir. Eğer insanlar inandıkları gibi yaşamazlarsa, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar ki onunda sonu felaketle sonuçlanır. Hasan'ı Basri'ye sahabe nasıldı diye sorarlarda, o "Eğer siz onları görseydiniz bunlar deli derdiniz, onlar da sizi görselerdi bunlar müslüman değiller derlerdi." Der.
Kur'an ve Sünnetin deyimi ile müslüman; haliyle, hareketleriyle, tavrıyla, ticaretiyle, sözlerine sadakatiyle, ahde vefasıyla, ahlakıyla, merhametiyle, zalimlere karşı tavrıyla, olaylara yaklaşımı, feraseti, Allah'a (cc) kulluğu ve Peygamberimize ümmet olması ile örnek insan demektir. Müslüman, özü, sözü, fikri, fiili bir olan, olduğu gibi gözüken, gözüktüğü gibi olan, lafına sözüne dikkat eden, yalan söylemeyen, yalan haberlere inanmayan, duyduğu şeyleri araştırmadan, enine boyuna tartmadan paylaşmayan, kul hakkının ne demek olduğunu bilen, hesabı, kitabı, ahireti unutmayan Allah' dan (cc) korkan kimsedir. Sosyal medyada algı operasyonu yapmak isteyen amaçları, niyetleri belli olan, art niyetli, hiçbir kutsalı olmayan bazı kimseler tarafından gerçeklerle alakası olmayan birçok yalan ve iftira haberler paylaşılıyor. Müslüman bu konularda da feraset sahibidir ve bilmeden de olsa hiç kimsenin değirmenine su taşımaz. Yalan haberleri paylaşanların amaçları, niyetleri bellide, bazı kardeşlerimizin de doğruluğunu araştırmadan onların amaçlarına hizmet etmeleri son derece yanlıştır. Cenabı Hak, "Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırmadan hüküm vermeyin. Yanılırsınız da telafisi mümkün olmayabilir" (Hucurat 6) Doğru veya yanlış bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu bir çağda yaşıyoruz. Müslümana yaraşan odur ki araştırarak, birilerinin kirli amaçlarına alet olmamasıdır. Birazcık araştıranlar zamanla bazı olayların, nasıl ters yüz edilerek, nasıl algı operasyonları yapıldığına şahit olurlar. Rabbimizden, bizlere bir müslüman da olması gereken basireti, feraseti ve hikmeti vermesini dileriz.
Müslüman; Allah'a ve ahiret gününe inanan, imanın gereklerini yerine getirebilme gayreti içerisinde olan, ibadetlerini huşu içerisinde yapan, bütün iş ve davranışlarında Allah'ın rızasını kazanmayı amaçlayan kimsedir.