Kur'an-ı Kerim'in Gönderiliş Amaçları - 55 -

Kur'an-ı Kerim ve Sünnet' te önemle üzerin de durulan konulardan biriside MÜSLÜMANLARIN VASIFLARIDIR. (3)
Müslüman her fiili ve davranışları ile insanlara güzel örnek olan, elinden geldiği kadarda Allah'a (cc) kul peygamberimize de ümmet olmaya çalışan, insanların dertlerini kendisine dert edinen kimse demektir. Müslüman ahiret, hesap, sorgu gibi bir derdi olmayan kimse demek de değildir. Gerek dünya gerekse ahiret işlerinde müslümanın birinci önceliği Rabbine kul olabilmektir. Malesef ahiret, mizan, hesap gibi bir derdi olmayan, ölümü ahireti hiç aklına getirmeyen insanlarımızın sayısı da az değil. Hayat dediğimiz şeyin, altında biraz dinlendiğimiz bir ağaç gölgesi olduğunu hiç hayalinden bile geçirmeyenlerimiz de yok değil. Bu dünyada garip bir yolcu olduğumuz aklımıza bile gelmiyor. Giderken geride bırakacağımız her şeyi yanımızda götüreceğimizi zannediyoruz. Peygamberimizin "Allah (cc) için verdikleriniz sizindir" hadisini de unuttuk. Dünya hırsımız ve telaşemiz namaz oruç vb. ibadetlerimizi de bir kısmımıza unutturdu. Bazılarımız da kulluk görevlerimizi sadece ibadetlerimizi yerine getirmekten ibaret zanneder hale geldi. Hâlbuki Cenabı Hak Maun suresinin 4. Ayetin de "Veyl olsun o namaz kılanlara ki kıldıkları namazlarını hayatlarına yansıtmıyorlarsa" buyuruyor. Kendimize, hatalarımıza, kusurlarımıza, günahlarımıza ve eksiklerimize bakarak telafi yoluna gitmekten daha ziyade başkalarının kusurlarını görür hale geldik. Kendi gözlerimizdeki merteklerden habersiz, başkalarının gözlerinde ki saman çöplerini daha iyi görür olduk. Körü körüne kör bir taassup içerisinde yanlışları savunmamızda işin cabası. Dünyanın birçok yerinde evsiz, barksız, aç, sefil, zulüm altında zalimlerin elinde can veren kardeşlerimize, tuttuğumuz takımın mağlubiyetine üzüldüğümüz kadar üzülmez hale geldik. Adımız müslüman ama sorumluluk bilincinden, islâmî ölçülerden ve ibadetlerden habersiz ve uzak kaldığımızın farkında bile değiliz.
Kur'an - da Müslüman'dan bahsedilirken: "O Allah ki size 'Müslümanlar' adını verdi. Öyle ise namaz kılın; zekâtı verin ve Allah'ın dinine sımsıkı sarılın." (Hac.78) "O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışlarda bulunanları sever" (Al-i İmran 134) "Gerçekten mü'minler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki namazlarında huşu içindedirler, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler, zekâtlarını verirler, iffetini korurlar, zinaya düşmezler, haddi aşmazlar, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Ve yine onlar ki namazlarına devam ederler. Böylece cennete varis olanlar bu kimselerdir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar." (Mü'minûn: 1-11) "Rahmanın has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında Selam derler geçerler. Onlar harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Onlar Allah'tan başkasına yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Onlar yalan yere şahitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile geçip giderler. Kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığında kör ve sağır gibi davranmazlar. Onlara ebedi kalacakları cennet vardır." (Furkan 63-76) "Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar inkârcılara karşı çetin, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izleridir…" (Fetih 29)
Diğer bazı ayetlerde ise özetle: Onlar yalnız Allah'a (cc) güvenip dayanırlar, sadece ona ibadet ederler, yalnız ondan isterler, ancak ondan korkarlar. Allah'ın (cc) adı anıldığı zaman kalpleri titrer. Namazı dosdoğru kılarlar. İyiliği emreder, kötülükten men ederler. Musibetler karşısında sabrederler, isyan etmezler. Peygambere itaat ederler. Allah'ın (cc) verdiğinden Allah yolunda harcarlar. Yalana, günaha, harama bulaşmazlar. İsraf etmezler, cimri de olmazlar. Allah'a güvenip, Allah'a sığınırlar. Emaneti korurlar. Allah'ı çok zikrederler, ibadette gevşeklik göstermezler. Doğruluklardan ve adaletten ise asla ayrılmazlar.
Peygamberimize göre ise müslümanların vasıfları: "Müslüman elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir." (Tirmizi, iman: 12) "Müslüman'ın her şeyi hayırdır. Sevinir şükreder, üzülür sabreder. İki halde de sevap kazanır." (Ramuz el - E-hadis: 314/12) "Hayırlı Mü'min, ömrü uzun ameli güzel olandır" (Tirmizi, Zühd: 21) "Mü'minin her işi faydalıdır. Onunla yürürsün sana fayda verir. Onunla iş yaparsın sana fayda verir." (Ramuz el - E-hadis: 231/7) Diğer bazı hadislerde ise: Müslüman güvenilir, kul hakkına riayet eden, sünnet üzerine yaşayan, her işinde Allah'ın (cc) rızasını gözeten, amacı iyi bir kul olmak olan, her şeyin hayırlısını isteyen, her zaman hesap vermeye hazır olan, işine, sözüne sadık, örnek kimsedir. Kısacası iyi Müslüman olmak için dinin yaşanması gerekir. Öyle namazsız, niyazsız, Kur 'ansız iyi müslüman da olunmaz. Ayet ve hadislerde de bildirildiği üzere yapılan ibadetlerin hayata yansıtılması ve huşu içerisinde yerine getirilmesi gerekir. Yine iyi müslüman olmak için: Helalden kazanmak helalden yiyip içmek ve şüpheli şeylerden bile kaçınmak gerekir. İyi müslüman, yaptığı her işi de güzel yapar ve sözün güzelini söyler.
Mevlana: "Nice insanlar gördüm ki üzerlerinde elbise yok. Nice elbiseler de gördüm ki içlerinde insan yok" Özü itibarı ile müslüman Rabbinin rızasını kazanma yolunda gayret gösteren kimse demektir. Bizler "Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseniz vallahi bana tevdi edilen görevimden vaz geçmem zira ben Allah'ın peygamberiyim" diyerek verilen görevi bin bir meşakkat ve zorluklar içerisinde yerine getiren bir Peygamberin ümmeti olduğumuzun bilincine erdiğimiz zaman birçok şeyinde değiştiğini görmemiz mümkün olacaktır.
(Ey Muhammed! De ki): "Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir." (Enam 162)