Kur'an-ı Kerim'in önemle üzerinde durduğu konulardan biriside SORUMLULUK BİLİNCİDİR. Sorumluluk; Kişilerin kendi istek ve iradeleri ile yaptığı veya yapmak zorunda olupta yapmadığı işlerin hesabını Rabbine vereceğinin bilincinde olmasıdır. Diğer bir deyişle kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenerek kendine ve başkalarına karşı yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerini idrak ederek gereğini yerine getirme gayreti içerisinde olmasıdır.
Dinimiz her insanın kendi istek ve iradesi ile karar vererek yaptığı veya yapmak zorunda olduğu işlerden sorumlu olduğunu bildirir. Kur'an da "Siz iman ettik demekle, imanın gereklerini yerine getirmeden ve imtihana tabi tutulmadan cennete gireceğinizimi zannediyorsunuz" (Ankebut 2-3) "Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, (sorumluluğu insana değilde bir dağa verse idik) muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, param parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz" (Haşr 21) Şayet insanlar sorumluluklarından hesaba çekilmeseler idi farzlar, haramlar, mübahlar, emirler ve yasakların bir anlamı olur muydu? Yaratılış amacımızın gereği olarak insan, dünyada kendi yolunu kendisi seçer. İnsanların kendi hür iradeleri ile yaptıkları ve yapmak zorunda olupta yapmadıkları her fiilden hesaba çekilecekleri ilahi emirlerde bildirilmiştir. Her ne kadar heva ve heveslerinin peşinden koşanlar hayatın ve yaşamın bu dünyadan ibaret olduğunu zannetseler de.
İslam'a göre her fert kendi yaptıklarından sorumludur. Hiç kimse bir başkasının suç veya günahından sorumlu değildir. "Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenemez. Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden bir şey taşınmaz. Sen ancak, görmediği halde Rablerinden korkanları, namazı kılanları uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur; dönüş ancak Allah'adır" (Fatır18) Ancak bazı durumlarda sorumluluğun iyilik veya kötülük olsun başkalarına da yansımaları olur. Yapılan amel hayır veya iyilik ise bunun sevabı, şer veya kötülük ise günahı, hem o işi yapana hemde ona vesile olana ulaşır. "Böylece kıyamet günü hem kendi günahlarını tümü ile hem de hiçbir bilgiye dayanmaksızın sapıklığa sürükledikleri kimselerin günahlarının bir bölümünü yüklenirler. Ne fena bir yükün altına giriyorlar!" (Nahl 25) Peygamberimizde; "Her kim islam içinde güzel bir çığır açarsa ve bu güzel çığır kendisinden sonra da tatbik edilip sürdürülürse kendi sevaplarından hiçbir şey eksilmeksizin onu sürdürenlerin sevaplarının aynısı kendisi lehine yazılır. Her kimde islam içerisinde kötü bir çığır açar ve bu kötü çığır kendisinden sonrada sürdürülürse, kendi günahlarından hiçbir şey eksilmeksizin onu sürdürenlerin günahlarının aynısı o kimse üzerine de yazılır" (Tirmizi ilim14) Günümüzde bilgiye ulaşmanın yolları gayet kolaylaşmıştır. Hiçbir kimsenin ben çevremden, ailemden duymadım, görmedim, bilmiyorum/bilmiyordum deme gibi bir lüksü yoktur. Zira Cenabı Mevla bizlere akıl ve irade vermiştir. Bu tür söylemler bizleri hiçbir zaman Allah indinde sorumluluktan kurtarmaz
İnsanları diğer canlılardan ayıran ve üstün kılan özelliklerin başında akıl, iman, ibadet ve sorumluluk gelir. Diğer canlıların sorumlulukları yoktur. Biz insanlar ise Rabbimizden sonra ailemize, içinde bulunduğumuz topluna, devletimize, milletimize, hangi işi yapıyorsak işverenimize ve işvereninde eli altındakilere karşı sorumlulukları vardır. Tabiki bu sorumluluklar, Allah (c.c) a, ahiret gününe iman eden ve sorumluluğunun farkında olan insanlar için dahada bir anlamlıdır. Hıristiyanlarda ruhbanlar sınıfı oluşmuş ve onlarda ahiret ağırlığı vardır. Yahudilerde ise dünya ağırlığı vardır. Ahiret işlerini rafa kaldırmışlardır. Bizde ise dünya ve ahiret dengesi vardır. Peygamberimiz; "Akıllı Müslüman o kimsedir ki dünyası için ahiretini, ahireti içinde dünyasını terk etmeyendir" Bir Müslüman bilir ki dünyadaki yaptığı iş, eylem, iyi veya kötü amellerinin birde ahirette karşılığı olacaktır. Ölüm bir son değil yeni bir hayatın başlamasıdır. Mevlana; "Mezar cennet kapısının perdesidir. Mezar hapishane gibi görünür ama aslında canın hapisten kurtuluşudur..." Bu bilinçte olanlar yaptıkları her şeyin hesabını verme şuuruyla yaşarlar. Bazıları, müslüman kimliğine sahip bazı kimselerin, bazı yanlışlarını görünce fırsatı ganimet bilerek onun o yanlışı üzerinden İslama saldırabiliyorlar. Onun için müslüman inancı, imanı, ibadeti, sorumluluk bilinci, yaşam tarzı, ticaret ahlakı vb. her hali ile örnek olmalıdır. Sezai Karakoç'un da dediği gibi " Müslüman islâmı öyle yaşa ki seni öldürmeye gelen sende dirilsin"
Her insanın sorumlulukları aynı değildir. Kuran'da Peygamberlerin bile yapmaları gerekenlerden sorumlu oldukları ve hesaba çekilecekleri bildirilir. "Elbette kendilerine peygamber gönderilenleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka hesaba çekeceğiz" (Araf 6) Yüce Rabbimiz; Yunus (as) ı sorumluluktan kaçtığı için cezalandırdığını bildirir. Peygamberimiz de Veda hutbesinin sonunda tebliğ ettim mi? Diye üç defa tekrarladıktan sonra da "Şahit ol ya Rab" demiştir. Bizler o bilinçte olmasak bile her insan için o imtihan süreci işlemektedir. İnsanların sonsuz olarak yeryüzüne salınan ve sorumlulukları olmayan varlıklar olmadıkları Kuran'da bildirilmiştir. Sorumluluk bilinci içinde davranan ve hesap vermeye hazır olan insanın; 'falanca şunu dedi, filanca bunu yaptı' gibi şeylerle uğraşacak zamanı olmaz. Sorumluluğunun bilincinde olan insan ölümü, ahireti ve hesabı hiçbir zaman unutmaz. Müslüman'ın her işine sorumluluk bilinci yön verir. Sorumluluk, insanın ne yapacağını belirlediği gibi, yaptıklarının sonuçlarına katlanmasını da zorunlu kılar. Bu anlayış, insanı insan kılan özelliklerin başında gelir ve koruyucu bir zırha dönüşür. İnsan bazen iç muhasebe yaparak kendisini hesaba çekmelidir ki, kendisini nefsinin şerlerinden ve şeytanın vesveselerinden koruyarak ahiretini mamur kılabilsin.
İnsan, kendinden sorumlu olduğu gibi, ailesi ve kontrolü altındakilerden de sorumludur."Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz…" (Tahrim 6)