MAYDANOZCU ALİ TİYATROSU

Artık günümüzde yediden yetmişe herkes bir tiyatro sahnesinin ya içinde, ya kenarında ya da başında bulunuyor. İster istemez üstlenilen, rollerin yakışıp yakışmamasının hiç mevzu olmadığı bir tuhaf orta oyunu! Bu rolü bana kim verdi, sen bunun neresindesin, ne zaman geldin, kim sebep oldu, olur mu, olmaz mı, yapabilir miyim, yapamaz mıyım, hadi diyelim yaptık, tutar mı tutmaz mı, kimsenin umurunda değil! Rol kapamayan oyunun dışında kalır. Bu en kötüsü! Omurganın yamuk olması, hiç olmamasından iyidir! Kısa günün kârını herkes pay ederken sen, boynu bükük bir zavallı mı kalacaksın! Al rolünü, çalış! Rabbim verir bir sebepten! Sorgulama, irdeleme! Sana mı kaldı sorgulamak! Sen kimsin! Rabbim uygun görmüş, oldurmuş! Hadsiz! Deve kuşu ile birlikte göm kafanı kuma, çıkarma! Mutluluğu arayan insan buralarda geziyor, iyi bak ve bekle! Göreceksin…
- Doktor Halil İbrahim Aşkın'ın bana verdiği yetkiye dayanarak bu maydanozları seçebilirsiniz!
Bu sözler pazar yerinden bir esnaf seslenmesine hiç benzemiyor. Olur olmaz, yerli yersiz, kurallı kuralsız kelimelerin havada uçuştuğu bir ortamda düzenli bir cümlenin kulağa ulaşması dikkat çekiyor. Hey yavrum şuna bak, pazarın güzeli, almayan pişman naralarının yanında, ancak bir edebiyat öğretmeninin kurabileceği cümle, ister istemez sizi o yöne itiyor.
Maydanozcu Ali… Günümüz tiyatrosunun gereklerini çok iyi sindirmiş, rolünün hakkını veren bir pazar esnafı. Sosyal Medya'nın bu zamanda önemini anlamış, işi ile alakalı videolar çekip çevrede sempati uyandırmış. Bu sayede onu tanımayan kalmamış. Yirmilik boya helkesini para kesesi olarak kullanan nadir pazarcılardan. Tezgâha ihtiyaç duymayan, maydanoz balyalarının arasında oluşturduğu sahnede kendi yazıp yönettiği oyunun başrolünü oynuyor her hafta. Hem de kapalı gişe! Seyircisiz oyunu hiç olmamış. Her hafta, hiç yoksa bin kişi tarafından izleniyor… Devlet Tiyatrolarının fiyatları düşürmesine rağmen can çekiştiği şu günlerde bu rakam küçümsenemez. Alkış sesi yerine kahkaha sesleri duyarsınız bu oyunda. Ali, maydanozlarına yaklaşan herkesi, yüzünde gülümsemeyi görmeden göndermez. Arkasından yetişir, bir şey daha söyler en azından tebessümünü alır. Bu durum onu, maydanozdan kazandığı paradan daha mutlu eder.
- Hakan Hocaaam!
Bu seslenmeyle kancayı atar. Yaklaşmaya başlayınca da "Bu müzük öğretmeni var ya, beni fülüdünen döve döve adam etti."
Evet, oyunumuz başladı! Dedim ya, her hafta kendi yazdığı oyunu oynuyor. Biz de oyuncuları arasına katılıyoruz ister istemez. Yan tarafın esnafı da dâhil oluyor oyuna:
- Az dövmüşün hocam bunu, baksana anca bu kadar olmuş!
O sırada maydanoz balyalarının kenarına gelmiş bayanlar, seçtikleri maydanozlar ellerinde, sahneyi izlemekteler. Onlar oyunun doğal oyuncuları olduklarının farkında değiller. Henüz… Durumdan şikâyetleri olmadığı gibi, tiyatronun tadını çıkarırcasına, diyalogları keyifle takip ediyorlar. Müşteriler bir tabure bulsalar, oturup izlemeye devam edecekler… Sıra beklemenin dert edilmediği tek tezgâh burasıdır sanırım. Diyaloglar çok akıcı ve samimi. Bir yandan oyunun yazarından her an bir rol dağılımı yapılıp kendilerine de sorumluluk düşebileceğinden herkes oyuna hazır olmalı! Çat kapı tiyatro! Sonra birden elinde maydanoz bekleyen yaşlı bayana yöneldi: Ablam senin borcun kırk lira, var sen git. Yemeği ocakta bırakmış gibi bir halin var! Yeni oyuncu yaşlı kadın: Nereden bildin dedi. Başrol oyuncusu işte tam da burada ortaya çıkar: "Soğanın kokusu burnuma geldi, yalnız salçayı biraz fazla katmışsın, fasulyenin tadını kaçırırsın. Kısık ateşe koyman iyi olmuş. Merak etme yetiştireceğim seni!"
Yaşlı kadın sanki her şeyi bilmiş gibi bir kahkaha attı. Onunla birlikte hepimiz gülmeye başladık, tüm oyuncular… Sahneden ayrılmak mümkün değil. İşim bitse de ayrılamıyorum. Ardımdan oluşacak diyaloglar, yeni oyuncular, sürprizler, kahkahalar… Merak ediyorum. En iyisi bir dolanıp geleyim. Evden maydanoz da isteyen yok, ama olsun!
Perşembe Pazarına gidenlerin yüzlerine baktığınızda, üç haneli astronomik rakamlara rağmen bir tebessüm görürseniz şaşırmayın! Bilin ki onlar Maydanozcu Ali Tiyatrosu'na uğramışlardır…