Dinimiz her konuda olduğu gibi çocukların kimlikleri, kişilikleri şekillenirken sevgi, saygı, merhamet duyguları içerisinde yetiştirilmelerini vurgularken, korkutularak senik yetiştirilmelerinin ve sopanın kesinlikle yerinin olmadığını açık bir şekilde, asrısaadet dönemindeki uygulamalarıyla göstermiştir.
İslâmî çocuk terbiyesinde ve gençlerin yetiştirilmesin de şiddete kesinlikle yer yoktur. Sopa, kaba kuvvetten başka elinden bir şey gelmeyen, söyleyecek güzel sözü olmayan, sevgi ile yaklaşmasını bilmeyen aciz insanların işidir. Sopa çocukların ve gençlerin sinelerinde, ömür boyu kapanmayan gönül yaralarının açılmasına sebep olabilir. Ola ki bir yanlışlık yapıldı ise de tez elden gönül alma yoluna gidilerek yanlış ta telafi edilmelidir. Atalarımız tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır diye boşa dememişlerdir. Eşler çocuklarını veya kendilerine emanet edilen çocukları ve de eşlerini, Allah (cc) ın kendilerine bir emanet olarak bahşettiğinin bilincinde olmalı, şefkatle, merhametle muamele ederek karşılıklı birbirlerine de dua etmelidirler. Allah (cc) çocuğa; anne-babasına itaati, hanıma da kocaya itaati emretmiştir. Allah'a itaatin ve kulluğun ise ayrı ve önemli bir yeri vardır. İnsan huzuru öncelikle kendi içinde bulacak ki, evine daha sonra da dışarıya huzur verebilsin. Bu ise Yüce Rabbimize samimi bir şekilde yönelerek, salih ibadetlerle sağlanabilir. Herkes uyurken, sen uyanık ol, herkes gülerken sen ağlayarak zikirle, fikirle meşgul ol ki şeytan seninle oyun oynayamasın ve vesvese veremesin. Peygamberimiz: "Kocası kendisinden râzı olduğu halde bir kadın vefat ederse cennete dâhil olur"?(Tirmizi 1161) Bir başka hadiste ise, "Kocasından (boşanmayı gerektiren) çetin bir durum (bir zaruret) olmadan boşanmayı isteyen kadına cennet kokusu haramdır."?(İbn-i Mâce: 2055) buyurmuştur.
Dinimizin en kerih (kötü) gördüğü şey boşanmadır. Aile; insanın içinde bulunduğu, çocukluğu ve eğitimini aldığı, sevgiyi, saygıyı, sevilmeyi, iyiyi, kötüyü öğrendiği en küçük sosyal topluluktur. İslam dini, erkeği kadın, kadını da erkek için koruyucu bir elbise gibi görür. Nikâh ise insanın hayatını şekillendiren, sorumluluğu olan ağır bir sözdür. Bir yuva kurmak ve yuvayı devam ettirmek zorlu bir süreçtir. Bu itibarla evlenecek kişinin, hayat arkadaşını iyi seçmesi gerekir. Müslüman, evliliği ibadet maksadıyla yapılan önemli bir akit olarak değerlendirmelidir. Aile bir toplumun aynasıdır. Müslüman aileyi, insanın sevinci, kederi, heyecanı, merhameti, en güzel ve en kötü duyguları öğreneceği bir mektep olarak görmelidir. Bir başka ifade ile aile insanın sükûnet ve huzur bulacağı bir kurumdur. Aile, kin ve nefret değil, sevgi ve merhametin zuhur edeceği bir alandır. Eş seçimi ve aile olmanın gereklerinde esas alınan Kur'an ve sünnettir. Allah Resulü, Kur'an'ın öngördüğü aile modelini müşahhas hale getirerek, bizzat kendi ailesinde rol-model olmuş, ülfet ve meveddet kaynağı olan ailenin niteliklerini beyan etmiştir. Hadis külliyatlarımız da yer alan aile ile ilgili rivayetler incelendiğinde ortak noktanın, sağlam bir aile ve sağlam bir toplum olma gerçeğinin vurgulanmış olmasıdır. Sağlam bir aile müessesesini kurmayı başardıktan sonra mahiyeti itibariyle onun ruhuna aykırı düşen ve aile kurumunu yıkacak olan davranışlara karşı da Peygamberimizin uyarıları hayati önem taşımaktadır. İslam'a göre aile, bir müessese olmanın ötesinde, aynı zamanda cennetin ya da cehennemin de anahtarıdır. Ailenin tesisinde, her işe Allah'ın adı ve emri ile başlanılması, sorumluluğun boyutu noktasında, önemli mesajlar içermektedir. Zira aile, ömür boyu sorumluluk isteyen önemli bir kurumdur. Ailenin, çocuklarla geniş aile hüviyeti kazanması ile birlikte, bireylerin de sorumlulukları artar. İslâm, kadını erkeğin karşıtı olarak değil, daha çok birbirini tamamlayan, sükûnetin kaynağı olarak görür. Oysa İslam'dan önce kadın daha çok uğursuzluk olarak telakki edilmişti. Kur'an'ı Kerim kadın-erkek ayrımını cinsiyet üzerinden değil, erdemli davranışlar üzerinden yaparak, üstünlüğün ölçüsünü cinsiyet merkezli değil, takvayı esas alarak ortaya koyar. Ailede ki bütün fertlerin aynı zamanda birbirlerine karşı da sorumlukları vardır. Saygı ve sevgi ölçüleri içerisin de bunlara riayet edilmesi de gerekmektedir. Aile içerisinde yerine getirilmesi istenen kuralların başında adalet ve hakkaniyet ilkelerine riayet gelir. İslam, aile içerisinde istenmeyen olayların vuku bulması halinde ise problemlerin Kur'an ve sünnetin yol göstericiliğinde hoşgörü ve karşılıklı iletişim yolu ile çözülmesini tavsiye etmektedir. Aile olmanın olmazsa olmaz şartları karşılıklı sevgi, saygı, hoşgörü ve vefa duygusuna sahip olmaktır. Ayrıca dinimiz, empati yapmayı, istişare etmeyi ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi de aileyi bir arada tutan unsurlar arasında görmüştür. Modern zamanın insanı sorumluluk duygusunu geliştirerek günlük hayatına yansıtmak zorundadır. Aksi ise hiç şüphe yok ki büyük bir ziyandır, felakettir.
Bilinçli bir şekilde görevlerine bağlı olan ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan bir aile, aranılan model örnek bir ailedir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da, Kur'an ı Kerim'in deyimi ile Peygamberimiz bizim için güzel bir model ve güzel bir örnektir.