Ben de çocukluğumda kahvehanelerde gofret ve pişmiş kestane satmış biriyim. Bu yüzden bir şeyler satarak ekmek parası kazanmaya çalışan masum çocukları gördüğümde kolayca duygulanırım; bazen gözlerimden iki damla yaş süzülür.
Akşam, Abdibey Camii'nde teravih namazından çıkmıştık. Çay ocağında otururken Çorum Belediye Başkanı Sayın Halil İbrahim Aşgın da oraya geldi. Bir süre sonra on yaşlarında bir çocuk göründü; elinde gazete tomarları, kovasında birkaç simit…
Çekingen bir sesle masaya yaklaştı:
"Abi, sıcak simit alır mısınız?" diye seslendi.
Yanımdaki arkadaş başkanı işaret etti. Çocuk, o saf ve çekingen hâliyle başkana yaklaştı ve aynı sözleri tekrarladı:
"Abi, sıcak simit alır mısınız?"
Başkanı dünden bugüne tanırım; yapmacıklıktan uzak bir insandır. 2001 yılından beri yakından tanışıklığımız var. Aynı zamanda karşı komşuyuz; görevim gereği kurumuna denetime de giderdim.
Başkan yanındaki görevliye seslendi. Önce çocuğun kovasında kalan birkaç simidi aldırdı, hatta parasını da fazlasıyla ödetti. Çocuğun yüzünde bütün simitleri satmanın sevinci parladı.
Sonra çocuğu yanına çağırdı:
- Okula gidiyor musun? Annen, baban ne iş yapıyor?
- Gidiyorum amca… Babam işsiz… (Devamı var ama tam duyamadım.)
Başkan, yanındakilere dönüp şöyle dedi:
- Bilgilerini alın, yardımcı olalım. Babasına bir iş ayarlayalım.
Bir kart verildi.
- Baban yarın belediyeye gelsin.
Siyasi görüşü nedir, ne değildir… O an için hiçbirinin önemi yoktu. Olması gereken tam da buydu.
O saf, temiz çocuk… Belki simitleri bir anda satmanın sevincinden, belki de gördüğü ilginin heyecanından… Belki de eve gidip anne babasına müjdeli haberi verme telaşından… Simit kovasını çay ocağında unutup gitti. Bir süre sonra koşarak geri geldi ve aldı.
Sonra nereye gitti bilmiyorum…
Yeniden simit kovasını doldurup kahvehaneleri dolaşmaya mı?
Yoksa müjdeli haberi ulaştırmak için koşar adım eve mi?
İnsanların gönlüne dokunabilmek, makamdan çok samimiyet ister. Çileli yollardan geçerek bugünlere gelmiş bir eğitimci ve yazar olarak bildiğim tek şey var:
O hanede bu gece mutluluk vardır. Yarınlara dair umut vardır.
Ve Belediye Başkanı Sayın Halil İbrahim Aşgın mübarek gecede bir dua almıştır.
Dua…
Dua…
Dua…
Yerini buldu mu, önünde kim durabilir?
Kimde olursa olsun, güzelliği övmek, eksikliği de yermek… Hayat boyu bu hakkı kullanmaya çalıştım. Bir Ömrün Sessiz Notları adlı son kitabımı okuyanlar bunu açıkça görebilir.
Lütfen bu yazıyı siyasi bir yorum (yaranmak) olarak değerlendirmeyiniz. (Rahmetli babamın vasiyetini terk edip onu becerseydim zaten farklı konumda olurdum.) Sayın başkandan beklentim yalnızca bir dost ve komşu olarak duyduğum saygıdır.
Ne diyelim…
Sayın Başkan, bu hâliniz daim olsun.
Sizin tevazunuz, selam vermeyi bile esirgeyenlere de örnek olsun.
Son olarak kıymetli anne babalara bir söz:
Çocuklarınızı öyle yetiştiriniz ki, kurdukları iletişim insanları etkileyebilsin. Bazen bir kapı, bir dilekçe ile değil; bir çocuğun masum selamı ile açılır.
Bazen en güçlü referans, insanın kendisi olur.
Ben bunu hayatımda yaşadım. Oy verdiğim bazı siyasiler yüzüme bakmadığında -öylesine selam verdiğim- bir bürokrat elimden tutmuş, hakkımı korumuştu. Aradan otuz kırk yıl geçti; ben de vefayı unutmamaya çalışırım.
Sayın başkanın hoşuma giden (cemaatten de duyduğum) bir başka yönü de şudur:
Camiye geldiğinde Anadolu tabiriyle cemaati yararak ön safa geçmeye çalışmaz. Boş bulduğu yere oturur, namazını öyle kılar.
Çünkü asıl mesele; samimiyetle gönüllere dokunabilmektir.
Şehrin emini olarak insanlara şu güveni verebilmektir:
"İhtiyacın olduğunda, günün hangi saati olursa olsun bana ulaşabilirsin."
Bugün sosyal medyanın da etkisiyle hem güzellikler hem çirkinlikler kısa sürede dilden dile dolaşıyor.
Temennimiz odur ki; anlatılanlar hep güzellikler olsun.
Çünkü önemli değildir makamda iken gelecek çiçekler
Lakin çok önemlidir sonrasında hayırla yâd edecekler.
TAVSİYE: 50 yıllık birikimimle hazırladığım ''Mahirane Söylemler, Susamak, Depremle Yaşamak, Kazalar Geliyorum Demez, Hayallerin Peşinde-1, Bir Ömrün Sessiz Notları'' isimli kitaplarımı okumanızı ve evlatlarınıza da okutturmanızı gönülden tavsiye ederim. Bu eserleri, 536 568 11 41 numaralı telefondan bana ulaşarak (her biri 250 TL) imzalı olarak temin edebilirsiniz.