Tercih Listesi Zamanı

Üniversite tercih dönemi, her yıl binlerce gencin hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. Kimi için yıllardır kurduğu hayalin ilk adımı, kimi için ise belirsizliklerle dolu bir yol ayrımıdır. Bu süreçte öğrenciler kadar aileler de yoğun bir heyecan ve kaygı yaşar. Ancak bazen iyi niyetle yapılan yönlendirmeler, fark edilmeden baskıya dönüşebilir. Oysa tercih döneminin en önemli gerçeği şudur: Üniversiteyi aileler değil öğrenciler okuyacaktır.

Anne ve babaların çocuklarının geleceği için en iyisini istemesi son derece doğal ve değerlidir. Yılların emeğinin karşılığını görmek, çocuklarının güvenli bir meslek sahibi olmasını arzulamak her ebeveynin ortak isteğidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken ince bir çizgi vardır. Rehber olmak ile karar vermek aynı şey değildir. Sağlıklı olan; çocuğun seçeneklerini görmesine yardımcı olmak, artıları ve eksileri birlikte değerlendirmek ancak son kararı onun verebilmesine alan tanımaktır.

Psikolojik açıdan bakıldığında bireyin kendi kararlarını verebilmesi yaşam doyumu ve psikolojik dayanıklılığı açısından büyük önem taşır. Çünkü insan, kendi seçiminin sorumluluğunu üstlenebilir. Yanlış bir tercih yapmış olsa bile bunu düzeltmek için mücadele etme motivasyonu daha yüksektir. "Bu benim kararımdı." diyebilmek, hatalardan öğrenmenin de temelidir.

Buna karşılık, başkasının isteği doğrultusunda alınan kararlar farklı bir psikolojik yük oluşturabilir. Öğrenci istemediği bir bölümü kazansa, hatta dışarıdan bakıldığında oldukça başarılı bir kariyer elde etse bile içinde sürekli "Ben aslında bunu istememiştim." duygusunu taşıyabilir. Yaşadığı herhangi bir zorlukta suçu kendisinde değil kararı veren kişide aramaya başlayabilir. Bu durum zamanla motivasyon kaybına, tükenmişlik hissine ve mesleki doyumsuzluğa kadar uzanabilir.

Tercih yaparken yalnızca bölüm adı ya da üniversitenin prestiji değil öğrencinin ilgi alanları, kişilik özellikleri, güçlü yönleri, yaşam hedefleri ve çalışma biçimi de dikkate alınmalıdır. Çünkü başarı yalnızca yüksek puanla kazanılan bir bölümde okumak değildir. Asıl başarı; kişinin kendisini ait hissettiği, öğrenmekten keyif aldığı ve uzun yıllar sürdürebileceği bir alanda üretken olabilmesidir.

Bugün pek çok genç, sosyal medyada gördüğü başarı hikayelerinin veya çevresinden duyduğu yorumların etkisiyle tercih yapabiliyor. Oysa her bireyin yaşam koşulları, beklentileri ve hedefleri birbirinden farklıdır. Başkasına uygun görünen bir bölüm, sizin için doğru seçenek olmayabilir. Bu nedenle popüler tercihler yerine kişisel uygunluk ön planda tutulmalıdır.

Bu süreçte profesyonel destek almaktan çekinmemek de oldukça önemlidir. Rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar; öğrencinin ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerini daha objektif değerlendirmesine yardımcı olabilir. Bunun yanında tercih edilmesi düşünülen bölümde okuyan veya o mesleği yapan kişilerle konuşmak da oldukça kıymetlidir. Ders içeriklerini, iş olanaklarını, bölümün avantajlarını ve karşılaşılabilecek güçlükleri birinci ağızdan dinlemek, karar verme sürecini daha gerçekçi hale getirir. Böylece tercih listesi yalnızca hayaller üzerine değil sağlıklı bilgiler üzerine de kurulmuş olur.

Ailelerin bu dönemde çocuklarına verebileceği en büyük destek ise güven duygusudur. "Biz senin yanındayız.", "Kararın ne olursa olsun birlikte değerlendireceğiz." veya "Hayat tek bir sınavdan ibaret değil." gibi cümleler, öğrencinin kaygısını azaltan en güçlü psikolojik desteklerden biridir. Unutulmamalıdır ki gençlerin bu süreçte en çok ihtiyaç duyduğu şey eleştirilmek değil anlaşılmaktır.

Bir başka önemli nokta ise tercihlerin geri dönüşü olmayan kararlar olarak görülmemesidir. Elbette doğru tercih yapmak önemlidir. Ancak hayat tek bir üniversite tercihinden ibaret değildir. Bölüm değişikliği yapan, çift anadal yapan, yeniden sınava giren ya da yıllar sonra bambaşka bir alanda başarılı olan sayısız insan vardır. Bu nedenle tercih dönemini "Hayatımın tek şansı." olarak görmek yerine, yaşam yolculuğunun önemli ama yönetilebilir duraklarından biri olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.

Son olarak şunu hatırlatmak gerekir. Üniversite eğitimi önemlidir, meslek sahibi olmak önemlidir, üretmek ve kendini geliştirmek önemlidir. Ancak bunların tamamının üzerinde duran daha temel bir gerçek vardır. "Ruh sağlığı." Kendini sürekli baskı altında hisseden, istemediği bir yaşamı sürdürmeye çalışan ya da kendi sesini yıllarca bastıran bir gencin akademik başarısı da yaşam doyumu da olumsuz etkilenebilir. Sağlıklı bireyler, sağlıklı kararlar verebilir. Sağlıklı kararlar ise daha mutlu ve üretken bir geleceğin kapısını aralar.

Bu nedenle tercih listesi hazırlanırken yalnızca puanlara değil öğrencinin hayallerine, değerlerine, ilgi alanlarına ve psikolojik iyi oluşuna da yer açalım. Çünkü bazen en doğru tercih, en yüksek puanlı bölüm yerine insanın kendisi olabildiği yoldur.