TÜRKİYE'NİN KÜRESEL SIFIR ATIK LİDERLİĞİ

Sürdürülebilirlik; akademik literatürde ve sosyo-ekonomik hayatın içinde kullanım sıklığı sürekli artan ve gündemdeki yerini daima koruyan bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Çünkü sürdürülebilirlik; yerkürenin, insanlığın ve ortak evimiz olan ekosistemin geleceği için hayati bir yaklaşımı ifade etmektedir. Bugün insanlık, sanayi devriminden bu yana kontrolsüzce uygulanan ve "al-kullan-at" olarak özetlenebilecek geleneksel doğrusal ekonomi modelinin getirdiği ağır bir katı atık kriziyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu krizden çıkışın anahtarı ise tüketim alışkanlıklarımızı kökten değiştirerek "al-kullan-dönüştür" felsefesini benimsemekten geçmektedir. Tam da bu kriz ortamında doğrusal modelin yıkıcı etkilerine bir panzehir olarak ortaya çıkan döngüsel ekonomi; endüstriyel süreçleri doğanın kendi kusursuz döngüleriyle eşleştirerek insan, çevre ve yerküre arasında kopan dostluk köprülerini yeniden inşa etmeyi amaçlamaktadır.

Çok değişkenli ve rasyonel karar almanın güçleştiği bu ortamda Türkiye, 2017 yılında Cumhurbaşkanlığı tensipleri ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himaye ile inisiyatiflerinde başlatılan "Sıfır Atık Projesi" ile mevzuat altyapısı ve kurumsal dönüşüm anlamında tarihi bir sürece girmiş bulunmaktadır. Ulusal ölçekte bir çevre hareketi olarak doğan bu vizyon, yürütülen uluslararası diplomasi neticesinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 30 Mart gününün "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan edilmesiyle küresel bir marka kimliği kazanmaktadır. BM Genel Sekreteri tarafından tesis edilen "BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu" Başkanlığı görevinin Sayın Emine Erdoğan'a tevdi edilmesi, Türkiye'nin bu alandaki küresel liderliğini ve hareketin dünya diplomasisindeki en üst düzey sahiplenilme niteliğini tescil etmektedir.

Uluslararası raporlar ve makro göstergeler, bu küresel liderliğin dayandığı tehlikenin boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Dünya genelinde yıllık belediye katı atık üretimi yaklaşık 2,1 milyar tona ulaşmış durumdadır. Mevcut endüstriyel ve demografik projeksiyonlar değiştirilmediği takdirde bu hacmin 2050 yılına kadar %70 oranında artarak 3,4 milyar tona yükselmesi beklenmektedir. Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %5'inin doğrudan katı atık yönetimi süreçlerinden, özellikle de vahşi depolama alanlarında biriken metan gazı salımından kaynaklanması, hareketin iklim diplomasisindeki ağırlığını artırmaktadır.

Bu doğrultuda projenin başlangıcında %13 olan ulusal geri kazanım oranı; entegre atık yönetim tesisleri, mekanik biyolojik işlem üniteleri ve kompost yatırımları neticesinde istikrarlı bir artış göstererek 2021 yılında %27,2'ye, 2023'te %34,9'a, 2024'te %36,1'e ve 2025 yılı sonu itibarıyla %37,5'e yükselmiş durumdadır. Türkiye, Avrupa Birliği'nin %49 olan mevcut geri dönüşüm ortalamasına hızla yaklaşmakla kalmamakta, orta vadeli stratejik hedef olarak 2035 yılında %60 geri kazanım oranına ulaşmayı taahhüt etmektedir. Katı atık senaryoları üzerinde yürütülen Yaşam Döngüsü Analizleri (LCA) açıkça göstermektedir ki; kontrolsüz depolama metotlarından tamamen vazgeçilip malzeme geri kazanım tesislerine (MRF) geçilmesi, net emisyonları minimum seviyeye indiren en etkin makro yöntemi oluşturmaktadır. Dolayısıyla Sıfır Atık, küresel iklim krizi karşısında rasyonel, mühendislik tabanlı ve en üst düzey siyasi iradeyle taçlandırılmış döngüsel bir sistem tasarımı olarak değer kazanmaktadır.

Sonuç itibariyle; Türkiye'nin küresel sıfır atık liderliğine uzanan bu stratejik yolculuğu, salt bir çevre politikası başarısı olmanın ötesinde, uluslararası sistemde yeni bir paradigmanın inşasını simgelemektedir. Alanla ilgili yürütülen uluslararası editörlük çalışmalarında da kuramsal olarak temellendirdiği üzere; döngüsel ekonomiye geçişi sağlayan ileri teknolojilerin ticari bir meta olmaktan çıkarılıp "insanlığın ortak mülkiyeti" haline getirilmesi rasyonel bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır. Bu doğrultuda, en üst düzey siyasi iradenin himayesinde şekillenen ulusal sıfır atık modeli; küresel paylaşım kültürünü tetikleyen, BM sürdürülebilir kalkınma amaçlarının tamamına hizmet eden ve insanlığın ortak geleceğine rehberlik eden küresel bir kalkınma anayasası niteliği taşımaktadır.

Kaynakça

* Maçin, K. E. (2026). Life cycle assessment of recovery scenarios for municipal solid waste management. Environmental Research and Technology, 9(Special Issue), 62-70.

* Özçatalbaş, O. (2023). An Evaluation of the Transition from Linear Economy to Circular Economy. In O. Özçatalbaş (Ed.), Sustainable Rural Development Perspective and Global Challenges. IntechOpen. https://doi.org/10.5772/intechopen.107980

* Sıfır Atık Festivali. (2026). Dönüşüm Seninle Başlar: Festival Hakkında. Sıfır Atık Vakfı. https://sifiratikfestivali.org/tr/about

* T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2026). Sıfır Atık Hareketi Resmi Portalı. https://sifiratik.gov.tr/

* World Bank. (2024). What a Waste 2.0: A Global Snapshot of Solid Waste Management to 2050 (Urban Development Series). World Bank Group Publications.