Ünlü Üç Sahâbe ve Bir Oğul (4) Osman Bin Affan

Bu makalemizde de değerli ilim ve fikir insanı Mustafa Çalışkan Hocamızın en son yazdığı, 2026 yılında yayınlanan iki eserinden birisi olan, “Ünlü Üç Sahâbe ve Bir Oğul” isimli eserinde gecen Osman Bin Affan hakkındaki yorumların bir kısmını sizlerle buluşturmaya çalışacağız.

Ebetteki eserde geçen tüm detayları bir makalede vermek mümkün olmadığı için Osman Bin Affan ile ilgili bilgileri, kendi bilgi birikimimiz ile birlikte, elimizde ki kaynakta gecen bilgilerle harmanlayarak özetleyeceğiz İnşeAllah. Ashabı Kiramın ileri gelenlerinden birisi, islam tarihinin de üçüncü halifesidir. Peygamberimize iki defa damat olmakla şereflendiği için de iki nur sahibi manasına gelen “Zinnureyn” lakabı ile anılmıştır. (İbn Sa’d, Et Tabakât 3/55) Kendisi ilk iman edenlerdendir. Onun samimi gayretleri sayesinde birçok kişi de imanla şereflenmişlerdir. Daha hayatta iken cennetle müjdelenen on sahabeden de birisidir. Osman Bin Affan iman ettiği zaman bunu duyan amcası Hakem b. Ebi’l-Âs b. Ümeyye onu sıkıca bağlayarak “…inandığın dini bırakmadıkça seni salıvermem” demişti. O da: “Allaha yemin ederim ki inandığım dini kesinlikle bırakmam” diye cevap vermişti. Amcası o samimiyet ve kararlılığı görünce kendisini serbest bırakmıştır. ( İbn Sa’d, Et Tabakât 3/55) Peygamberimiz Zatü’r- Rika ve Gatafan seferlerinde, Hz. Osman’ı Medine’de yerine vekil olarak bırakmıştı.

Hz. Osman müslüman olmadan öncede, halifeliğinden öncede zengin ve varlıklı bir kimse idi. Seferlerde ordunun teçhizinde ve ihtiyaç sahibi sahabelerin sıkıntılarının giderilmesi konusunda çok büyük katkıları olmuştur. Su sıkıntısı çekildiği bir dönemde, Peygamberimizin teklifi üzerine, bir Yahudi’nin mülkiyetinde olan Rûme kuyusunu yirmi bin dirheme satın alarak müslümanların istifadesine sunmuştu. (Buhari, Vasâyâ 34, Menâkıbu Fazâilili’s-Sahâbe,7) “Tebük seferi bir kıtlık senesine ve yazın en sıcak bir zamanına tesadüf ettiğinden, darlık ve güçlük seferi diye de anılmıştır. Bu Tebük seferi öncesin de Hz. Osman, dokuz yüz elli deve, elli at vererek askerin teçhizine katkıda bulunurken, Resulüllahın huzuruna da bin dinar getirip takdim eylemiştir” (Zebîdî Kamil Miras, Sahihi Buhari Muhtasarı Tecrîdi Sarih Tercümesi ve Şerhi 9/354)

Hz Ömer ağır bir şekilde yaralanınca o günün örfüne göre halife olacak kişinin tayin edilmesi konusunda Hz. Ali, Osman, Sad Bin Ebi Vakkas, Abdurrahman İbn Avf, Zübeyr Bin Avvam ve Talha İbn Ubeydullah’ tan teşekkül edecek bir şura heyetine işaret etmişti. Halife adaylığından çekildiğini açıklayan Abdurrahman Bin Avf’ a buradaki şura üyeleri halifeyi belirlemesi konusunda yetkili kılarlar. Abdurrahman İbn Avf üç gün boyunca gece gündüz demeden ordu komutanlarıyla, Ensar’la, Muhacirlerle, Medine’nin ileri gelenleriyle ayrı, ayrı görüşerek halife seçimi ile ilgili görüş ve düşüncelerini alır. Hazreti Ömer’in vasiyetine göre de halife seçimi dördüncü gün açıklanacaktı. Bunun için üçüncü günün gecesi, Abdurrahman Bin Avf, devlet başkanı olma isteklerinden feragat ettiklerini bildiren, Zübeyr b. Avvam ve Sad b. Ebivakkasın da görüşlerini alır. Sonra da, gece uyku bile uyumadan en son olarak da önce Hz. Ali’ yi sonrada Hz Osman’ı çağırttırarak onlarında görüş ve düşüncelerini aldıktan sonra sabah ezanları okunurken, toplamış olduğu bilgiler ve görüşler neticesinde halife adaylarının huzurunda Hz Osman’ı Halife olarak ilan eder. Hz Ali’ ye “Ya Ali! Ben insanların bu işteki tercihlerine iyice bakıp araştırdım da insanların Osman’dan sapmalarını görmedim. (Yani insanlar Osman’ı halifelik işinde başkaları üzerine tercih ediyorlar gördüm) onun için sen (benim Osman’ı tercih etmemden dolayı) sakın kendi nefsin üzerinde bir kötüleme yolu tutma” dedikten sonra Osman’a dönerek ona da; “Ya Osman! Ben sana Allah’ın yolu, Resulünün sünneti ve Resulünden sonraki iki halifesinin uygulamaları üzerine biat ediyorum!” der ve devamı gelir. (İbn Hacer, Fethül Bâri, 13/195-198)

Hz Osman halife seçildikten sonra ilk altı yıl önce ki iki halifenin yolunda yürümüştür. Daha sonra ki dönemlerde ise idari kadrolarda yavaş, yavaş bazı değişiklikler yapma yoluna gitmiştir. Ancak Hz. Ömer’in vasiyetine uyarak bir sene müddetle onun valilerini yerinde bırakmıştır. Valilerin değişiminden sonra ise sıkıntıların baş göstermeye başladığını görüyoruz. Halife Hz. Osman İlk önce Küfe valisi Mugiyre b. Şube’yi azlederek yerine Sa’d b. Ebi Vakkas’ı atar. Fakat kısa bir süre sonra onu da görevden alarak Velid b. Ukbe’yi küfe valiliğine getirir.(Tarihul Hulefa,s.125) Beş yıl Kufe valiliğinde bulunan Velid bir sabah sarhoş olduğundan dolayı sabah namazının farzını dört rekat kıldırır. Bu haberler Hz. Osman’a ulaşınca onu da azlederek yerine Said b. el Âs b. Umeyye’ yi atar. Mısır’a ise Abdullah b. Ebi- Serhi tayin eder. Hz Osman’ın iyi niyetini, halim, selim, yumuşak bir mizaca sahip olmasını ve samimiyetini bazı akrabalarının istismar etmeleri üzerine, eline fırsat gecen Yahudi asıllı müslüman gibi gözüken Abdullah b. Sebe, Hâkim b. Cebel gibi kandırarak peşine taktığı bazı kimselerle her gittiği yerde fitne ateşini körükler. Cemel vakası ve Sıffin savaşında da fitnecilerin başı yine bu şahıstır. Mısır, Kufe ve Basra gibi önemli merkezlerde ki kendisi gibi olanlarla sürekli mektuplaşarak onları örgütlemiştir. Yaptıkları en önemli şeylerden birisi de sürekli her vilayetten diğerine valileri şikâyet eden mektuplar yağdırıyorlardı. Bu mektuplar her vilayette geniş kitlelere ulaşacak biçimde okunuyor ve insanlar galeyana getirilmeye çalışılıyordu. Mesela Mısır’a gelen mektupta Küfe, Basra ve Şam’da halkın durumunun çok kötü olduğu, valilerin zulmettiği, insanların ayaklanmak üzere olduğu yazıyor, Küfeye gelen mektuplarda da Mısır, Basra ve Şam’ın durumu kötüleniyordu. Nihayetinde Yahudi asıllı Abdullah b. Sebe baş organizatör olarak isyancıların başında idi. Bir takım ayak oyunları ile bazı müslümanları da amaçlarına alet ederek Mısırdan, Küfeden ve Basra’dan gelen asiler Hz. Osman’ı şehit etmiş, evini ve Bey tül Malı da yağmalamışlardır.

Uğursuzlukların başlangıcı olarak kabul edilen, Hz. Osman’ın Şehadeti, İslam tarihinin en üzücü olaylarından birisidir. Her dönemde olduğu gibi günümüzde de şahıslar değişik roller aynı Abdullah b. Sebe’ ler vardır. Onların şerlerinden Allah’a (cc) sığınırız.