YANIMDAKİ SANATÇI

Ondan, çıkarmayı düşündüğüm çoksesli - çok renkli eserler isimli koro kitabımın kapağını yapmasını istedim. Onca yıllık arkadaşlığımıza sığınarak, cesurca dile getirdim bu isteğimi. Tabi arkadaşlık dediğin şey bugünlerde lazım! Kitabın içeriği hazırdı ancak kapak, bir kitabın olmazsa olmazı ve en kıymetli parçasıydı. Sırf kapağına bakıp kitap alan insanlar tanıyorum. Kapak deyip geçmek olmaz! Birçok kitap okuma üşengeci insan kapak bakıcılığı ile yetinir… Okuması gerektiğini bilen ama bir türlü gözünü kitabın sayfalarına uzatamayan! Kitap ismi ile kapak görselinin etkisi, kitabın içeriğinin ve anlatımının önüne bile geçebilir ve hatta kötü bir kitap okuyan kimse, muhteşem bir kapağın tesiriyle kendisini iyi bir kitap okuduğuna bile inandırabilir.
İyi bir resim öğretmeni olmak ona yetmiyordu. Özellikle grafik konusu, kendisini geliştirdiği bir alandı. Geçen yıllarda da şehrin en iyi fotoğrafçılarına teknik destek sağlamış, bu alanda bilgilerini pekiştirme ortamı bulmuştu. Kapak teklifimi söyleyince, ikilemeden tamam dedi. Bu hızlılık ürünün ortaya çıkma aşamalarına da yansır diye ümitlendim. Bilgisayar ortamında bana bir dosya açtı. Hemen ilgili programlar yardımıyla ana görseli oluşturmaya başladı. Ona yardımcı olması için bir koro fotoğrafı verdim. Fotonun sağlıksız olduğunu, çözünürlüğünün düşük olduğunu, içindekilerin duruşlarını beğenmediğini, ışığın ters olduğunu söyledi. Bütün bunları oldukça yavaş ve ağdalı bir ses tonuyla söylüyordu. Cümle tamamlandığında benim uykum gelmiş oluyordu. Dediklerinin doğruluğunda şüphe yoktu. Başka bir foto bulayım dedim. Tamam dedi. Yarın On iki buçuk' ta mayalı yiyeceğiz, o zaman gel dedi. Ertesi gün mayalı yedik. Yeni fotoğrafa bakacak zaman bulamadık. Bir sonraki gün kıymalı yaptıracağını söyledi ve yine randevulaştık. Bu kez kararlıydım. Kıymalıdan önce gittim yanına. Fotoyu gösterdim. Bu iyi dedi. İçim rahatlamıştı. Fotoyu programa yerleştirip bir düzenleme yaptı. Kapak bir şekle girmeye başlamıştı. Sonra kalktı ben geliyorum, sen burada otur dedi. Seninkinin üstüne yumurta kırdırayım mı diye sordu! Yok dedim, benim ki sade olsun!
Bir haftanın sonunda, kapağın ana teması olan resim belirginleşmiş, kitap hissi oluşmaya başlamıştı. Sıra kitabın ismine gelince, ona da uygun font arayışı başladı. Font denen özelliğin nereden geldiğini, tarihçesini ve etkisini dinledim. Bir sürü örnek gösterdi bana. Sen bilirsin dedim. Yok öyle! dedi. Senin kitabın bu, son söz sende! Artık daha fazla yazı karakteri görmeye tahammülüm kalmamıştı. Sonra birden kalktı. Acıktım dedi. Cebindeki yüz gram soğanın ikimize de yeteceğini, biraz da kıyma alıp pide yaptırabileceğimizi söyledi. Yok artık dedim içimden. Bu dediğimi ona belli etmedim. Lakin bir sanat eseri peşinde olan insan bu tarz ayrıntılara takılmamalıydı. Bütün sanatçıların böyle tuhaf takıntı ve tutumlarını bilen bir insan olarak göstereceğim tek şey sabırdı. Öyle yaptım. Pide yaptırmaya beraber gittik!
Sonunda fontumuz da belli olmuş, kapaktaki yerini almıştı. Nihayet kapak gün yüzüne çıkmış, bir şekle girmişti. Tamam dedim: Eline sağlık! Ne tamamı dedi… Daha çok iş var burada… Öyle kolay mı, kitap kapağı bu! Oysa ben hiçbir eksik göremiyordum. Tamam, böyle olsun dedim. Bu da kâfi! Olmaz dedi. Bitmedi!
Sonra sanatçı kelimesinin tanımı aklıma geldi: Uzun çaba ve uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden… Evet, bu oydu! Arkadaşım bir sanatçıydı. Aramızdaki fark da böylece ortaya çıkmıştı. Ben sadece bir öğretmendim. O kadar! O yüzdendi şu olanlara bir anlam veremeyişim. Bu sabır düzeyi ile ben burada ancak çıraklık yapabilirdim.
Kitap kapağım yayınevi tarafından çıkarıldı. Büyük bir sanatçıyı bekleyemedim. Çünkü bende sanatçı sabrı yoktu. Alnımdaki ışık konusu ise hâlâ muallâk! Arkadaşım alnında yanan o ışığı takip etmeyi hiç bırakmadı. Kendisinin saygı duyduğu kıymetli işler yapmayı hiç bırakmadı. Popülist olup tribünlere de hiç oynamadı. Ve bu istikrarlı duruşunun ve çalışmalarının meyvesini de geçenlerde katıldığı bir heykel yarışmasında dünya ikincisi olarak elde etti. Sosyal medyada herkes onu tebrik etmiş. Ben buradan kutlamak istedim. O gerçek bir sanatçı. Şehirde yaşayanlar görmek isterse ismini ve adresini de vereyim: Çorum Atatürk Lisesi - Resim Öğretmeni Mustafa Burhan Esen…