Yüz Haftadır Yazmak Üzerine

Bazı sayılar insana anılarını hatırlatmak için durdurur. Benim için yüz sayısı çok kıymetli çünkü bu hafta gazetede yayımlanan yüzüncü yazımı okuyorsunuz. Bu hafta beni yalnızca geriye bakmaya değil bu sürecin gündelik hayatımda neleri değiştirdiğini fark etmemi de sağladı.
İlk olarak yüz haftadır yazmak, bana dikkat etmeyi öğretti. Günlük hayatımda "Bu hafta bunu yazabilirim." diyerek daha çok gözlemledim. Kendi içimde olan biteni, bazen kendi sorunlarımı yazıya döktüm. Bazen bir arkadaş sohbetinde söylenen bir cümle, bazen gündelik hayattan bir rastlantı aklımda kalan bir olay yazının çıkış noktası oldu. Yazmak, hayatın içinden geçenleri fark etmeyi ve onları kelimeye dönüştürmeyi gerektirdi.
Bu yazılar boyunca mesleğimle ilgili sorunları dile getirdiğim de oldu. Çocuklar üzerine ayrı ergenler üzerine ayrıyetişkinler üzerine ayrı düşündüğüm haftalar oldu. Kimi zaman güncel ve popüler bir gündem yazının merkezine yerleşti. Kimi zamansa çok daha sessiz, ama bir o kadar da derin konular yazdım. Haftalık yazı yazmak beni sürekli düşünmeye sevk etti. Nereden, nasıl, neyi yazabilirim? Bu soru hali, yazının kendisinden bile öğretici oldu.
Elbette her hafta kolay değildi. Yazacak hiçbir şeyim yokmuş gibi hissettiğim zamanlar aynı konular etrafında dolaştığımı düşündüğüm haftalar oldu. Ama zamanla şunu fark ettim. İnsan aynı meseleye farklı dönemlerde farklı yerlerden bakabiliyor. Aynı konu üzerine yazmak, her zaman tekrar demek değildir. Bazı konular için derinleşmenin gerektiği anlamına gelebilir.
Bu yüz haftanın bana kattığı bir başka değer de zamanla ilgiliydi. Çarşamba günleri artık benim için başka bir şey ifade ediyor. "Çarşamba günleri gazetede ben varım." hissi, özellikle son iki yıldır beni çok değerli hissettiriyor. Haftanın içindeki o küçük yer, bir aidiyet duygusu yarattı. Bu kıymetli durum yüz haftadır sürüyor. Yazdığım yazıları yalnızca bana ait olarak görmüyorum. Okurla birlikte tamamlanan, temas ettikçe anlamı çoğalan yazılar olarak anlam bulmaya devam ediyor.
Yüz haftadır aynı disiplinle yazabiliyor olmaktan ötürü, en başta kendime teşekkür ediyorum. Ardından ise en büyük ve en kıymetli teşekkürü, Çorum Hakimiyet Gazetesi'nin tüm çalışanlarına armağan etmek istiyorum. Süreç boyunca gösterdikleri daimi ilgi, herhangi bir durumda sundukları hızlı ve özenli geri dönüşler, bu yazıların yüz hafta boyunca aynı istikrarla devam edebilmesinin en önemli nedenlerinden biri oldu. Bununla birlikte bu köşeyi takip eden, okuyan, bazen sessizce eşlik eden okurlara da ayrı bir teşekkür borcum var. Yazının bir karşılığı olduğunu bilmek, bu sürecin en besleyici yanlarından biri oldu.
Sizler de bir yerde yayımlansın ya da yayımlanmasınyazarak o an hissettiğinizi kelimelere dökerek, gündemde dikkatinizi çeken bir meseleyi yazıya taşıyarak duygularınızı düzenleyebilir, ne hissettiğinizi daha iyi anlamaya çalışabilirsiniz. Yazmak gerçekten çok ama çok kıymetli bir eylem olarak karşımıza çıkıyor. Bunun için profesyonel olmaya ya da özel bir eğitim almaya da gerek yok. Kendinize ait bir günlüğünüzün olmasını özellikle tavsiye ederim. Bana çok iyi geldi. Umarım sizlere de iyi gelir.