Başkan’la Ramazan sohbeti

Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, korona virüsüyle yapılan mücadelede biraz daha sabır gösterilmesini istedi.

ENİSE AĞBAL ÜŞÜMÜŞ
Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, korona virüsüyle yapılan mücadelede biraz daha sabır gösterilmesini istedi. Çorum’da mücadeleye uyma oranının çok yüksek olduğunu, 7’den 70’e herkesin bu mücadelede adeta seferber olup üzerine düşeni yaptığını belirtti. 

Hakimiyet web TV yayınında Genel Yayın Yönetmenimiz Erol Taşkan’la sohbet ederek, korona mücadelesi kapsamında yapılan çalışmaları özetleyen Başkan Aşgın, korona mücadelesiyle geçen süreçte Ramazan çalışmalarını da değerlendirdi. 

Belediye binası arkasındaki havuz başında gerçekleştirilen çekime katılarak, keyifli bir ramazan sohbeti gerçekleştiren Taşkan ve Aşgın, korona ve ramazan üzerine sohbet etti.
Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Agşın, Hakimiyet web tv’de tamamı yayınlanan söyleşide şunları söyledi, “Ülkemize bu virüs geç intikal etti. İlk vaka Türkiye'de 11 Mart'ta görüldü. Dünyanın önemli bir bölgesi bu kovid19'la boğuşurken, biz yaklaşık 3 ay gibi bir süre sonrasında mücadeleyle karşı karşıya geldik. Bu süreçte bakıyoruz ki, devletimiz bu üç aylık süreci çok iyi değerlendirmiş. Önlemler ve neler yapılması gerektiği noktasında çok güzel çalışmalar yapmış. Elhamdülillah 11 Mart itibariyle bu mücadeleye çok güçlü bir şekilde girdi. 

Bu mücadelenin başında olan başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. 11 Mart'ta o gün bizim genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı vardı ve biz Ankara’daydık. İlk vakanın çıktığı ortaya çıkar çıkmaz, toplantının hemen sonunda, sanki evimizde yangın çıkmış da koşarcasına yola revan olduk. Bir an önce neler yapabileceğimizin istişarelerini yaptık. Yoldayken belediye başkan yardımcılarımızı ve ilgili birimlerimizi topladık. Gelir gelmez toplantımızı yaptık. O anda bir dizi kararlar aldık. İlk aldığımız kararlar arasında koordinasyon vardı. Bu anlamda Belediye Başkan Yardımcılarımızdan Lemzi Çöplü'yü öncelikli olarak bu kovid19 mücadelemizde koordinatör belediye başkan yardımcımız olarak atadık. O gün o akşam tüm toplu ulaşımdaki araçlarımızı Çarşamba Pazarı'nda topladık ve ilk dezenfekte işlemini oradan başlattık ve ondan sonra da tüm araçlar, caddeler, sokaklar olmak üzere bunu devam ettirdik. Tabi şöyle bir avantajımız oldu. O üç aylık hazırlık döneminde belediye olarak biz de bazı hazırlıklar yaptık. En önemlisi de 2,5 ton dezenfektan malzemesi almıştık daha öncesinde. Çünkü daha sonra onun temininde sıkın olabileceğini biliyorduk. 
Elimizde malzememiz olduğu için de hızla başladık. O zaman park ve bahçelerimiz olmak üzere, okullarımız henüz kapatılmamıştı, okullarımız ve ibadethanelerimiz olmak üzere 24 saat çalışmak suretiyle sokak sokak, cadde cadde dezenfekteye başladık. Hemşehrilerimizin bu korona virüse muhatap olmamalı için samimi gayreti gösterdik. 

Bu süreç, Cumhurbaşkanlığı sisteminin karar alma süreçlerindeki hız bakımından ne kadar önemli olduğunu gösterdi. İyi ki bu sürece Cumhurbaşkanlığı sistemiyle girmişiz. Çok hızlı kararlar alındı. Bilim kurlu çok çabuk kuruldu. Yerelde ise özellikle kurumlar arası işbirliği gerçekten çok önemliydi. Sadece belediye olarak biz bu sürecin içinden çıkamazdık, bunun Valilik boyutu var, Sağlık İl Müdürlüğü boyutu var. Emniyet, jandarma boyutu var, halkımız, basın yayın kuruluşlarımız, STK'larımız var. Ancak birlikte çalışarak netice alınabilinirdi. Bu anlamda da Çorum'da çok güzel bir sınav verdiğimizi düşünüyorum. 

Bu süreç içerisinde bize herhangi bir kurumuzdan talep geldiği zaman, asla bu bizim vazifemiz değil demedik. Vazifemiz değilse bile imkanlarımızı zorlayarak cevap vermeye çalıştık. Aynı şeyi biz valiliğimizden de başka kurumlarımızdan da gördük. Sağlık çalışanlarımıza teşekkür ederim. Özellikle Erol Olçok hastanemiz pandemi hastanesi olarak tespit edildi. 

Çok büyük fedakarlıklarla çalışan sağlık çalışanlarımızın işlerini nasıl kolaylaştırabiliriz diye ben başhekimimizi aradım. Gerekirse sağlık çalışanlarımıza toplu ulaşımı ücretsiz yapalım diye teklifte bulundum. Sonrasında başhekimimizden sağlık çalışanlarının toplu ulaşımı kullandıkları zaman, hastane ortamının yaygınlaşma riskinin varlığını , ya da ortamın riskini hastaneye taşıma riskinin varlığını ifade etti. O zaman sırf sağlık çalışanlarına özel servis tahsis ettik, onların fedakarlığına ortak olup destek olmaya çalıştık. Servislerimiz halen devam ediyor. 

Bu süreçte tüm kamu kurumlarımızı dezenfekte ettik. Esnafımızın işyerlerini dezenfekte ettik.  Hijyen solüsyonları dağıttık. Şu ana kadar şehrimizde 700 bin maske dağıttık. Bunun 200 bin adedi sadece pazarlarda dağıtıldı. Tüm pazarlarda gereken önlemlerin tümü aldık. 700 bin maskenin 200 bin tanesi de nano teknoloji ile üretilmiş yıkanabilir maskedir. Baktık buna yetişemiyoruz, bir an önce bütün evlere girmemiz lazım diyerek, yaklaşık 120 bin hane tespit ettik, raporlamasını çıkarttık. Bu arada 200 bin nano teknoloji maskelerimizi temin ettik ve bunların paketlenmesi için gönüllü kuruluşlarımız da bize destek oldular. Tamamın paketleyip 4 günde dağıtımını gerçekleştirdik. 250 tane personelimiz sahaya çıktılar ve tüm şehre maskelerimizi ulaştırdılar. Bunu %90 oranında başardık elhamdülillah. % 10 hala maskesi gitmeyenler olduğunu biliyoruz, onunla ilgili olarak da ekstra 20 bin maske daha ilave ettik. şu an aldık bunları, arkadaşlarımız bilgi girişlerini yaptıktan sonra eksik kalan kısımlar orada ortaya çıkacak. Biz gerekirse o %10'luk kısma da götüreceğiz. Yine ulaşamadıysak falanca yere geleceksiniz maskenizi oradan alacaksınız diyeceğiz.

Bu arada maske de üretelim dedik. Bir makina aldık, Deniz Feneri'ne çok teşekkür ediyorum, AK Parti Kadın Kolları'nın desteğini gördük bu anlamda. Özellikle Kadın Kültür Merkezi'ndeki tüm hocalarımız ve diğer gönüllü kardeşlerimizin bu konuda desteklerini gördük. Şu ana kadar kendi ürettiğimiz maske 60 bin adet. Üretim devam ediyor, biz aşağı yukarı her hafta 6-7 bin tane maske üretiyoruz. Maskeyle ilgili hiç bir sıkıntımız yok, maskesi olmayan gelsin bizim zabıta müdürlüğümüzden alsın. 

Pazarlar meselesi de çok önemliydi, halkımızın hijyen ortamında alışverişini sağlamak için pazarlarımızı açık tuttuk. Gıdaya erişim çok önemli. Bu anlamda her gün pazar var Çorum'da. Pazar kültürü de şehrimizde çok yaygın. İlk günlerde bir çok büyük il, Samsun bile, ilçeler iller tıkır tıkır pazarları kapatmaya başladılar. Bunu tartıştık, istişare ettik. Asla pazarları tamamen kapatmama kararı verdik. Çünkü pazarları kapattığınız zaman gıda erişimi noktasında marketlere ciddi bir yığılma olacak, kapalı bir alanda hijyen koşullarını sağlayamayacağız ve daha da sıkıntı yaşanacak. Bir çok farklı faktörü düşünmek suretiyle, ilk baştan itibaren asla çok mecbur kalmadıkça kapatmayacağız dedik. Mesela o günlerde kapatanlar tekrar açmaya çalışıyorlar. 

Pazarları kapatmadık ama eski haliyle de devam ettirmedik. Çıkan genelgede de pazar esnafının iki katı müşteri olarak pazara girebilir hükmü getirildi. Giriş çıkışlar kontrollü olarak sağlandı, vatandaşa dezenfekte ve maske konusunda dağıtım yaptık. Ben bu süreçte sabırla ve kurallara uyarak hareket eden hemşehrilerimize ve esnafımıza çok teşekkür ediyorum. 

Vatandaşlarımız bu süreç içerisinde üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdi. kimi zaman sosyal medyada eleştiriler görüyoruz, insanların sokakta olduğu, maske takmadığı yönünde paylaşımlar oluyor. Özellikle geçtiğimiz günlerde 0-14 yaş arası çocuklar sokağa çıksın dediler, çocuklarımızı o gün hatırladık. O zaman kadar sokakta çocuk göremez olmuştuk. 14 yaş altındaki çocuklarımıza kadar herkes bu sürece destek verdi. Bir kaç tane olumsuz örnek üzerinden hareket etmek suretiyle, hemşehrilerimiz buna sahip çıkmıyor demek doğru bir şey değil. 

Aynı zamanda biz büyük bir milletiz ve büyük bir devletiz. Şehir hastanelerine yönelik bir sürü tartışma vardı, şu an o şehir hastaneleri devletimizin büyüklüğünü gösteriyor. Hiç bir şekilde hastanede sağlık hizmeti alamayan bir tane haber bile yoktur ki korona virüslü olsun. Ama Amerika'da, İngiltere'de, İtalya'da bile sağlık hizmeti almadı diye haberler var. 

Milletimizin de ne kadar müşfik olduğunu gösterdik KYK'lar mesela; devasa yurtlar vardı, hatta onlar da zaman zaman eleştiriliyordu. Şu anda hangi ülkede zorda kalmış vatandaşımız varsa, özel uçakları gönderip guruplar halinde getirip, KYK yurtlarında en güzel şekilde ağırladık. 

Erbakan Hoca'nın şöyle bir ifadesi vardı; bizim dönemimizde devletimiz garson devlet olacak derdi hep. Garson müşteriye hizmetkarlık yapan. Sayın Cumhurbaşkanımız da devleti bu milletin hizmetkarı olarak ifade ediyor. Düşünün ki emniyet teşkilatımız, jandarmamız, zabıtamız, din görevlimiz neredeyse kapıcılık yaptı, herkesin ihtiyacına kapı kapı koştular. Başka bir milletin kurumlarına bunu yaptıramazsınız. Bugünler Ramazan'la da buluşunca rahmet boyutu daha da arttı. Tüm bu zorlukların içerisinde, Ramazan'da mağrifetiyle geldi. 

Öncelikli olarak camilerimizin açılacağı günleri sabırsızlıkla biz de bütün milletimiz gibi bekliyoruz. Bazı değerlerimizin kıymetini daha iyi anladık. Camide alnımızı secdeye koymanın ne kadar kıymetli bir şey olduğunu çok daha iyi anladık ve o günleri inşallah sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu anlamda da bütün camilerimizi hummalı bir şekilde temizliyoruz, o güne hazırlıyoruz. 
Ramazan mağfiret, merhamet ayı. Her şeyden çok da yardımlaşma ayı. İnsanların birbirlerine iyilik yapma noktasında duygularını zirve yaptığı bir ay. Bu anlamda geçtiğimiz yıllarda Çorum belediyesi hayır sahiplerinin desteği ile bir iftar çadırı kuruyordu. Bu sene çadırımızı kuramadık. İyilik bir çadıra hapsolmamalı deyip, valiliğimizin dağıtımını yaptığı sıcak yemek uygulamasına destek vererek, kurumlar arası işbirliğine bir kez daha imza attık. Bu konuda valimize de teşekkür ediyorum. 600 kişilik verilen yemeğe katkı sağlayıp sayıyı 2 bine çıkarttık.

Bu hayra destek veren tüm hayırsever kardeşlerimize de teşekkürü bir borç biliyorum. 2 bin kişiye evlerinde vakumlanmış kaplarımızda sıcak iftar yemeğimizi ulaştırıyoruz. Onun dışında da Gıda Bankamız'da sosyal belediyecilik anlamında Türkiye'ye örnek olabilecek çalışmalara imza atıyoruz. Büyük oranda da belediyemizin bütçesinden bunu karşılıyorduk, hala da öyle. Biz 8 bin kişiye gıda yardımında bulunuyorduk. Korona virüs döneminde bu sayı 11 bine yaklaştı. Hane olarak 11 binlere yaklaştı, kişi olarak da 30 binleri aştık 40 binlere yaklaştık. 

Bu konuda hemşehrilerimizden özellikle ayni yardım konusunda katkılarını talep ettik. Nakdi yardımları Cumhurbaşkanımızın açmış olduğu Biz Bize Yeteriz kampanyasına, ayni yardımları da Gıda Bankamız'a yönlendirdik. 600 bin TL'lik değerde gıda yardımını ilk kez gıda bankasına bağışladılar. Bu da bizim yardımlarımızın % 15'ine karşılık geliyor. Köylerde yapılan yağmur dualarındaki kesilen kurbanlar gıda bankamıza geldi. Şehit ailelerimiz şehitleri için okutacakları mevlitlerinin giderlerini yine gıda bankamıza bağışladı. Ben katkı veren herkese gönülden teşekkür ediyorum. 
Bu süreçte işyerleri kapalı olan esnafımızın listesini ÇESOB'tan alıp, 1200 esnafımıza gıda çekleri hediye ettik. 

Eğer biz korona virüsüyle mücadele bitti diyerek ihmalkâr davranırsak, bütün bu mesaisini canla başla veren başta sağlıkçılarımız olmak üzere tem emek verenlere büyük bir haksızlık yapmış oluruz. Evet bir mücadeleyi tamamlamada zirveye yaklaştık ama henüz zirveyi görmedik. Eğer yorulduk dersek v e ihmalkar davranırsak, Allah korusun yuvarlanarak dibe kadar düşeriz. İradenin tam da güçlü olması gereken nokta bu noktadır. Şu anda bizler kendimizi korona virüse karşı biraz üstün durumda görüyoruz. Ama biraz ihmal edersek, Allah korusun korona virüse güçlü olmayı bırakmış oluruz. Allah herkesten razı olsun hemşehrilemiz bu zamana kadar sabır etti, bir miktar daha sabra ihtiyacımız var. 
Biz ne zaman ki Sayın Cumhurbaşkanımızın ağzından, her şey normale dönmüştür sözünü duyarsak, problem yoktur.”

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2020, 22:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER