Çorum Barosu Kadın Hakları Komisyonu’ndan 25 Kasım mesajı

Çorum Barosu Kadın Hakları Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaparak, kadına yönelik şiddete dikkat çekti.

Çorum Barosu Kadın Hakları Komisyonu’ndan 25 Kasım mesajı

Çorum Barosu Kadın Hakları Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaparak, kadına yönelik şiddete dikkat çekti.


Çorum Barosu Kadın Hakları Komisyonu’ndan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü ile ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “25 Kasım Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için uluslar arası mücadele günü nedeniyle ve böyle bir günün var olmasının mahcubiyeti ile Çorum Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak kamuoyuna duyurulur… Kadına yönelik şiddet her geçen yıl katlanarak artıyor. Sadece artmakla kalmıyor, kadının toplumdaki önemi/değeri yok edilmeye çalışılıyor. Toplumumuzda kentlerde ekonomiye katılmak isteyen kadın “yapısı gereği” denilerek daha çok ev işlerine ve çocuk bakımına uygunmuş  gibi algı oluşturulurken, kırsal kesimde tam tersi ağır işlerin nerdeyse tamamında kadın yer alıyor. Kadının eğitilmesi, çalışması, ekonomiye, sosyal ve kamusal alana katılımının sağlanması yapısına aykırı bulunuyorken; özellikle kırsal alanda güçlü fiziksel yapı gerektiren hemen hemen  her işe katılması, tarlada çalışması, çobanlık yapması  ve daha bir çok iş yapısına aykırı bulunmuyor! Bu çifte standart  da akla ister istemez kadının toplum hayatındaki yerinin geleneklere göre belirlendiği ve bu belirlemenin de erkek egemen yapının keyfiyetine kaldığını getiriyor.  Oysa ki kadın ve erkeğin kamusal alanda bir arada olması kendiliğinden bir otokontrol sağlar, seviye getirir, seviyeyi artırır. İnsanlar sırf kadınlar ya da sırf erkeklerin toplandığı alanlarda kendi hemcinslerinin yanında olmanın verdiği rahatlıkla otokontrol gerekmeksizin tavırlar sergileyebilirler. Günlük dilde de bunu yansıtan deyimler vardır mesela..”Kahvede oturuyormuş gibi oturma”. İşte bu noktadan hareketle kadın eğitimde, işte, sokakta kısacası kamusal alanda var olmak zorundadır. İnsanlık varolduğu sürece kadının da varolacağı gibi… Kadını kamusal alandan uzaklaştırmak, yalnız ev ve çocuklarla ilgili görevlere layık görmek, ötekileştirmek, dışlamak ise kadını değersizleştiriyor.  Uluslar arası hukukun, kadının değersizleştirilmesinin bir sonucu olarak katlanarak artan kadına karşı şiddetin önlenmesinde yetersiz kaldığı görülüyor. Kadın erkek eşitsizliğinin etkisiyle insan hakları ihlallerinin birinci derecede hedefi kadınlar oluyor.  Türkiye’de de kadın, taraf olduğumuz uluslararası belgelere ve yasal düzenlemelere rağmen fiziksel, duygusal, ekonomik şiddetle ve acımasız emek sömürüsüyle karşı karşıya bulunuyor. Tüm farkındalık çalışmalarına, yasalara, düzenlemelere ve uygulamalara rağmen şiddet bitmek, azalmak bir tarafa artarak devam ediyor.  Çorum Barosu olarak kadının ötekileştirilmemesi, dışlanmaması, günah sebebi sayılmaması kısacası değersizleştirilmemesi için farkındalık oluşturan her türlü projede yer alacağımızı, şimdiye kadar kadınların elde ettiği hukuki kazanımlarının ortadan kaldırılacağı düzenlemelerin ise karşısında olacağımızı, şiddet mağduru kadınlarımızın ise hak savunucusu olarak her daim arkalarında olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.

(Haber Merkezi)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER